Kitaplar

Açıklamalı Notlarıyla Sherlock Holmes II. Cilt Açıklamalı Notlarıyla Sherlock Holmes II. Cilt / The New Annotated Sherlock Holmes, Volume II

Bu kitabı okumak, ona inceleme yazmak bir ayrıcalık. Bu zamana kadar okuduğum en iyi kitap. En iyiyi biraz açmak gerek. En iyi çünkü muazzam bir çalışmanın eseri. En iyi çünkü içine başkalarının bir şeyler karıştırmadığı orijinal Holmes hikâyelerini barındırıyor. En iyi çünkü hikâyelerle ilgili neredeyse her ayrıntı açıklanıyor. Yani sadece hikâyeleri okumuyor, Victoria döneminde olup bitenleri de öğreniyorsunuz. En iyi çünkü hikâyelerin yazıldığı dönemdeki özgün çizimleri barındırıyor. En iyi çünkü hem çeviri, hem baskı hem de kağıt kalitesi açısından oldukça iyi.  Serinin ilk cildini 2 yıl önce okumuştum. Bu iki ciltte Holmes'in maceraları (hikâyeleri) var. Üçüncü cilt ise Holmes'in 4 romanından oluşuyor. Arthur Conan Doyle'nin Sherlock hikâyeleri, 4'ü roman olmak üzere, toplamda 56 tane. Romanları saymazsak her bir hikâye ortalama 30'ar sayfa. Öyle ayrıntılar var ki, Holmes ve Watson'un gerçekten yaşadığını, bunların birer hayal kahramanı değil de gerçek kişiler olduğunu sanabilirsiniz. Editör Leslie Klinger'in verdiği açıklamaları takip etmek başta büyük zorluk olsa da (bir açıklama bazen birkaç sayfa sürebiliyor) okudukça kolaylaşıyor. Örneğin, bir hikâyede "Violet" ismi geçmişse başka hangi hikâyede bu isim geçmiş, varsa bunlar arasındaki bağlantılar açıklanmış. Watson ya da Holmes'in mantıksız davranışlarına da açıklamalar getirilmiş. Üstelik bunlar, farklı araştırmacıların yazdıklarından oluşuyor. Klinger, bilimsel bir makale yazar gibi hassas çalışmış. Son söz olarak, Sherlock okuyacaksanız başka bir kitap almayın. Bu üç ciltlik seri (taşıması ve fiyatı dışında) sizi tatmin edecektir. Tabi sadece hikâyeleri okuyayım diyorsanız bu seri okumanızı zorlaştırabilir. Bitmesi istenmeyen bir okuma olduğunu itiraf etmeliyim.

Bir alıntı: "'Sizi takip ettim.' 'Ben kimseyi görmedim.' 'Ben sizi takip ettiğimde olması gereken de bu zaten.'" (s.630).

Sosyalizm Geliyor Savulun Sosyalizm Geliyor Savulun / Sosyalizm Geliyor Savulun

Nesin'e ait daha önce okuduğum öykülerden daha uzun öyküler var bu kitapta. Çünkü aynı sayfa sayısında 20'den fazla öykü olurdu. Bu kitapta 13 öykü var. "Beni Anlayan İlk Kadın", "Aferin İnce Yanı", "Basın-Yayın Genel Müdürlüğü'ne Açık Mektup" ve "Altın Palmiye" isimli öyküler diğerlerinden öne çıkıyor. Yine zekice kurgulanmış öyküler var. Aziz Nesin öykülerini okumak dövme yaptırmak gibi, asla bir tanesiyle yetinemiyorsunuz.

Bir alıntı: "Gelen beş atlıdan biri bizim kaymakam, biri de seyis. Demek geri kalan üçü de ünüfersete... Ünüfersetenin biri şişko, biri gözlüklü, biri de iyicene bodur." (s.130).

Gıdıgıdı Gıdıgıdı / Gıdıgıdı

Aziz Nesin'in iyi öykü kitaplarından biri daha. 24 öykü var. Özellikle son üç öykü; "Allaha Emanet", "Gülmece Öyküsü Nasıl Yazılır?" ve Yeni Dünya Düzeninde Türkiye'nin Yeri" öykülerini diğerlerinden fazla beğendim. "Bendegörsün Asım Bey" isimli öyküyü yazdığında Aziz Nesin, "Diderot Etkisi" nedir biliyor muydu çok merak ettim ama malesef kendisine bunu soramayacağım.

Bir alıntı: "'Camiden yakaladılar' demek, hapisane dilinde 'suçsuzum' demektir." (s.78).

Koltuk Koltuk / Koltuk

Aziz Nesin'in 1957 yılında Kemal Tahir'le birlikte kurduğu, Düşün isimli yayınevinden çıkan ilk kitap olma özelliği taşıyan Koltuk'un orijinal baskısı 22 öyküden oluşuyor. Bu 22 öyküye kitabın 1972 yılındaki 4. baskısına eklenen Bir Memurun Masası isimli öykü de eklenerek 23 öykülük bir kitap yapılmış. Bunun yanında, Yankılar isimli son bölümde, kitap hakkında yazılan birkaç yazı da eklenmiş. Bu bölümde, Peyami Safa'nın yazdığı iddia edilen tahlilin öykülerden önce okunmasını öneririm. Safa, Koltuk kitabını olumsuz yönde eleştirerek, Nesin'i eserinde oldukça fazla sembol, rumuz ve anahtar kelimeler kullandığı, gizlice komünizm taraftarlığı yaptığı konusunda eleştiriyor. Yıl 1959. Safa'nın kitabın dilinin ahlaka aykırı olduğu iddiasıyla gösterdiği örnekler, dönemin ne düzeyde nazik ve saygılı bir yazma kültürü olduğunu örnekliyor. Çünkü "kabalık" olarak verdiği kelime örnekleri bugünün dünyasında hiçbir şey sayılmaz. Safa, küfür etmeden bütünlüklü bir paragraf konuşamayan günümüz insanlarını görse muhtemelen başka bir ülkede bulunduğunu düşünürdü.  23 öyküden 12'sini diğerlerinden daha fazla beğendim.  Özellikle, Satış Meselesi isimli öyküyü çift yıldızla işaretledim. Nesin'in öyküleri insanda yazma isteği uyandırıyor.

Bir alıntı: "Cezaevinde bir hükümlüyü müdürün kollaması, dışarıda bir insanın bir bakandan torpilli olmasından daha önemlidir." (s.32).

Mutluluğun Mimarisi Mutluluğun Mimarisi / The Architecture of Happiness

"Bakir topraklar üzerine yaptığımız evler bu toprakların sunduğu güzellikten daha fazlasını sunabilmeli bize. Mutluluğun ne olduğunu en kusursuz biçimde, en ustaca anlatabilen binalar inşa etmeliyiz. Hiç değilse bu kadarını borçluyuz üzerine binalar dikerek yok ettiğimiz kırlara, ağaçlara, solucanlara."

Mutluluğun Mimarisi'nin son cümleleri bunlar.  Mimari insanı mutlu edebilir mi? İnsanı mutlu edebilecek bir mimari mümkün mü? Klasik tarzdaki mimari mi tercih edilmeli yoksa yenlikçi mi olmalı? Alain de Botton bu kez mimariye el atıyor ve özellikle Avrupa mimarisinden örneklerle insanlığın evim, iş yerim, bahçem, sarayım, sokağım dediği yapıları mercek altına alıyor. Bu mercek altındaki başlıklar da şöyle: Mimarinin Önemi, Binalarımızı Hangi Üsluba Göre İnşa Edeceğiz?, Konuşan Binalar, İdeal Yuva, Binaların Erdemleri ve Toprağın Vaat Ettikleri. Mimari ve sanata ilgi duyanlar için iyi bir kitap diyebilirim. Bol resim ve bilgi okuyucuyu bekliyor. Nedendir bilmem, kendisi de bir mimar olan Elizabeth Farrelly'nin önce mutlululuk sonra da mimariyi konu aldığı kitabının ismi Mutluluğun Sakıncaları idi. Mimarinin mutlulukla bir ilgisi olmalı :) Bu kitap da iyi bir kitaptır. Özellikle mutlulukla ilgili kısımları.

 

Bir alıntı: "Stendhal söylemiş: 'Güzellik bir mutluluk vaadidir. (...) Kaç çeşit mutluluk varsa  güzelliğin de o kadar çeşidi vardır.'" (s.111-114).