Kitaplar

Kağıda İşlenen Uygarlık Kağıdın Tarihi ve İslam Dünyasına Etkisi Kağıda İşlenen Uygarlık Kağıdın Tarihi ve İslam Dünyasına Etkisi / Paper Before Print: The History and Impact of Paper in the Islamic World

Epeydir böylesine zevk alarak, dolu dolu bir tarih kitabı okumamıştım. Başladığımda tarih, yer ve kişi bilgilerinin çokluğu nedeniyle biraz ağır geldi ama sonrasında sayfalar su gibi aktı. Bu akıcılıkta kitabın dilinin de önemi var elbette. İyi bir çeviri yapılmış. Kitap yedi bölümden oluşuyor. "Kâğıdın İcadı", "Kâğıt Yapımının İslam Ülkelerinde Yaygınlaşması", "Kâğıt ve Kitaplar", "Kâğıt ve İşaretleme Sistemleri", "Kâğıt ve Görsel Sanatlar" bu bölümlerden bazıları. Kitabın kaynakçasına ek olarak yazar, "Başvuru Kaynakları" adı altında ileri okumalar için başka eserleri de yazmış ki, araştırmayı sevenler için büyük bir kolaylık sağlamış. Kitabın içinde, neredeyse hiç dipnot yok, bol resim var. "İyi kitap, başka kitaplara götüren kitaptır." denir. Bu kitap da öyle. Zaman zaman yabancı yazarlı kitaplarda rastladığım, İslam dünyası hakkındaki yanlış bilgiler de bu kitapta mevcut değil. Konuyla ilgili paylaşılan tüm bilgiler, kitapta objektif olarak yer almış. Sinirbilimde, beynin ilginç bir özelliğinden bahsedilir: "Kendi hakkında düşünebilen, yorum yapabilen tek organ beyindir. Yani beyni beyinle kavrayabiliyoruz." Bu kitapta da benzer bir şey oldu: Kâğıdın 2200 yıllık macerasını, kâğıdın kendisi üzerinden, elimde tutarak, koklayarak, üzerini çizerek, notlar alarak deneyimledim. Maalesef kitabın yeni baskısı yok ve ancak internette, yüksek fiyatla bulunabiliyor. Verdiğim paraya değdi.

Bir alıntı: "Çağdaş yazarların tersine, ortaçağda İslam ülkelerinde yazarlar hemen hemen asla kendi kişisel görüşlerini yazmaz, genelde belirli bir konuda kendi seçtikleri, kaynaktan kaynağa aktarılmış bir görüş ve gelenek zincirini aktarırlardı." (s.159).

Bozuk Para 1 Lira Yıllar Sonra Geri Dönen Sevgili Bozuk Para 1 Lira Yıllar Sonra Geri Dönen Sevgili / Bozuk Para 1 Lira Yıllar Sonra Geri Dönen Sevgili

Eğlenceli, nostaljik, bol resimli bir tarih kitabı istiyorsanız bu kitap sizi tatmin edebilir. Türk Lirasından altı sıfırın atılmasıyla Türkiye, 2005 yılında, ideal bozuk paralarına yeniden kavuştu. Böylelikle, metal 1 liranın yerine kullanılan kağıt 1 milyon lira yeniden metale dönüşmüştü. İşte, bir zamanların muhteşem 1 lirasıyla birlikte, Türk Lirasının Cumhuriyet tarihindeki yolculuğunu izliyoruz bu kitapta. İzliyoruz diyorum çünkü bu yolculuk, resimler, reklam afişleri ve gazete haberleriyle birlikte sürüyor. Çok şaşırtıcı bilgiler de var kitapta. Mesela, İngiltere'den Türkiye'ye yeni basılmış Türk Lirası taşıyan geminin, Almanlarca batırılması gibi. Yazarın aynı isimle kitaptan önce çektiği bir de belgesel varmış ama onu henüz bulamadım. Gerçi, kitabın da yeni baskısı yok. Bildiğim kadarıyla, 2005 yılında tek baskı yapmış. Kitaba ulaşmak için sahafları gezmeniz ya da nadirkitap'ı ziyaret etmeniz gerekebilir. Kitabı beğendim.

Bir alıntı: "İşin erbabı arasında, kâğıt paralara verilen isim 'banknot'tur. Yabancı dilden gelen bu kelime 'bankanın yazdığı not, ödeme vaadi' anlamına gelir. Teknik bir terim olarak 'para' sözü, sadece bozuklukları ifade etmektedir. Yani uzmanlar ve meraklılar arasında 'para' dendi mi metal bozukluklar, banknot dendi mi de kâğıtlar anlaşılmaktadır." (s.11, 12).

Bu Kalem Un (Ufak) Bu Kalem Un (Ufak) / Bu Kalem Un (Ufak)

Beş bölümlük kitap, Enis Batur'un sıra dışı tarzını yansıtıyor. Bununla, bu kitabın bir yerde, "yazarın kendi kendine konuşması" hissini vermesini kastediyorum. Pek çok cümle, yazarın kendisine aldığı notlarmış gibi geldi bana. Henüz okumadığım başka bir kitabı olan "Bu Kalem Melûn" bu tarzı daha çok yansıtıyor. Bu Kalem Un (Ufak) kitabında, örneğin, 124 sayfa boyunca, sayfa başına üçer soru var. Bu sorular üzerine düşünmek, kendimizle ilgili yeni şeyler keşfetmek adına farklı bir etkinlik olabilir. Toplamda 364 sorudan bazıları ilginç: "Üç yıl sonra atlatacağınız kaza ne zaman başlamıştır?", "Bir taş olacaksınız: Nerede?", "Bir su olacaksınız: Hangisi?", "Maske dolabınız büyük müdür?" ve "Bazı fotoğraflarda fazla mıydınız?".  Kitabın son bölümü ise bir şiirden oluşuyor. Sayfa başına az yazı ama bol düşünceli kitapları seviyorsanız tercihiniz olabilir.

Bir alıntı: "Tuvalette okuma: Yaygın uygulama. Bir dostum zekâsına işaret etmeden yapamazdı, sorduydu: 'Boktan kitapları mı okuyorsun burada?' Hayır: Etten, kemikten ve kandan olduğum kadar boktan da yapılmış olduğumu bana unutturan şeyler okuyorum tuvaletteyken." (s.24).

Süt Almaya Çıktım Ama Eve Bir Bisikletle Döndüm Süt Almaya Çıktım Ama Eve Bir Bisikletle Döndüm / Warum Ich Losging, Um Milch Zu Kaufen, und Mit Einem Fahrrad Nach Hause Kam

İlginç sayılabilecek bir ismi olan kitabın orijinalinin İngilizce yazılması beklenebilir ama bu kitabın orijinali Almanca. Kitap, karar verme bilimi üzerine yazılmış, adı gibi ilginç başlıklar taşıyor: "Bana yardım edin! Bir türlü karar veremiyorum!", "Şimdi değil, birazdan", "Şimdi değilse ne zaman?", "Ama bunu ben istemedim ki!" ve "Üzgünüm, başka türlü davranamazdım!" gibi isimlere sahip 18 bölümden oluşuyor. Zaman zaman yanlış çeviri ve anlatımlar barındıran kitabı, karar verme ile ilgili bir okuma için "başlangıç" seviyesinde bir kitap olarak değerlendiriyorum. Bu alanda okuma yapmak isterseniz, Jonah Lehrer'in "Karar Ânı" kitabına da bakabilirsiniz.

Bir alıntı: "Uzmanlık bilgisinin aksine, güven duygusunun basamakları yoktur. Biri ya güvenilirdir ya da değildir." (s.81).

Sözcükte Tümce Yanlışı Sözcükte Tümce Yanlışı / Sözcükte Tümce Yanlışı

Hatasız bir kitap yazmak neredeyse imkânsız. İlla gözden kaçan bir şeyler oluyor. Ortaya en az hatalı kitaplar çıkarmak da yazar, yayınevi ve editörün katkısıyla mümkün olabiliyor. Özensiz yayınevlerinin kimi zaman maddi kaygılar, kimi zaman da iş bilmemeleri sebebiyle, okuyucuya zulme dönüşen kitaplar bastıkları bir gerçek. Bu tip kitaplar için kullandığım bir söz var: "Kitabı basmak için kesilen ağaçlara yazık olmuş." İşte, Üstün Yıldırım'ın hedefinde bu tip, özensiz basılmış kitaplar var: Anlatım, imla ve mantık hataları... Kitabı okurken, kendime "Yazar acaba biraz fazla mı ileri gitmiş?" diye sorduğum yerler oldu ama bu soru gereksiz bir soruydu çünkü yazar iddia ettiklerinde haklıydı. 24 farklı kitaptan bahsediliyor bu eserde. Kitabın ilk başlığının adı "Kitabı Önemsemek" ki, kitap önemsenmelidir. Son başlığın adı "Okuru Önemsemek" ki, okur da önemsenmelidir. Eserin dilini çok beğendim. Yazarın esprileri de oldukça edebi. Bunlarla birlikte, kitapları eleştiren bir kitabın eleştirilmesi gerekirse şunlar söylenebilir: Kitapta kullanılan kitap kapağı görsellerinin çözünürlükleri çok kötü. Üstelik bazılarının üzerinde, alındıkları yerlerin logoları var ve bunlar standart değil. Kitabın sayfa sayısını arttırmak için bazı paragraflar kesilmiş ki, bunlar hoş olmamış. Kitapta, imla ve anlatım hataları da var. Başta yazdığım gibi, "hatasız bir kitap yazmak neredeyse imkânsız. Mümkün olan en az hatayla kitap yazmak ise yazar ve yayınevinin sorumluluğu. Bu yüzden kitap alırken sadece yazara değil, yayınevine de bakmak gerekiyor. Sözcükte Tümce Yanlışı'nı beğendim. Dilerim, yazarın daha fazla kitaba değindiği başka bir kitabı da okuyucuyla buluşur.

Bir alıntı: "Eğer 'önünde sonunda' sözünün kimi ağızlarda 'eninde sonunda' ya dönüşmesi gibi bir şey değilse, tam deliler evine uygun bir anlatım olmuş." (s.68).