Kitaplar

İnsan Nedir? İnsan Nedir? / What is Man?

İnsan nedir? Bir makine midir? Sadece kendisine verilen görevleri yapabilen, bunun dışında küçücük bir düşünceyi bile üretemeyen bir robot mudur? Kendiliğinden bir şey üretemeyen ama eğitim (Twain'e göre eğitim, insanın şahit olduğu her şeydir. Olaylar, deneyimler, duygular, hepsi eğitimdir; illa biçimsel bir eğitim olması gerekmez) sayesinde bir şeyleri yapabilen bir canlı mıdır? Twain işte bu soruların cevabını hem de oldukça ikna edici bir biçimde sunuyor.

Bir yaşlı ile gencin arasında geçen sohbette, Sokrates'in öğrenme yöntemi olarak kullandığı, soru-cevap yani sokratik yöntemden faydalanılıyor. Okuyanın, insana bakışını değiştirebilecek kitap, okuyucuyu sarsma potansiyeli de taşıyor. Etkilendim.

Bir alıntı: "Makam peşinde koşanlar olduğu gibi, onun getireceği yükleri, sıkıntıları, ayrımları reddeden mizaçlar da var. Belki onlar kadar çok hem de. İlk çeşit mizaç, yalnızca ruhun tatminini arıyor, ikinci çeşit için de durum tamamen aynı. İki çeşit de ruh tatmini dışında bir şeyin peşinde değil. Eğer bir tanesi çıkarcıysa, diğeri de eşit derecede öyle. Bunun sebebi, iki durumda da ulaşılmaya çalışılan noktanın aynı olması. Ve iki durumda da tercihe, Mizaç karar verir. Mizaçla doğulur, onu sonradan yapamazsın." (s.125).

Dil Belâsı Dil Belâsı / Kitâbü Âfati'l Lisân

İnsanın dili kendine bir düşman olabilir mi? Bu kitabı okuyunca dilimizin bir düşmana dönüşebileceğini, onu dikkatli kullanmak gerektiğini daha bir iyi kavrayabilirsiniz. Mevlânâ ya da Şems'e atfedilen bir hikâye hatırlıyorum. Bu hikâyede, dilin diğer duyu organlarından farklı olarak iki perde ile korunduğunu ve belki de hapsedildiğini söylüyordu. Bu perdeler, dişler ve dudaklar olarak belirtiliyordu. Baktığımızda, göz hariç diğer duyu organlarının bir perdeyle örtülmediğini görürüz: kulak, burun ve derimiz açıktadır. Dil neden iki perde arkasına saklanmıştır?

Gazâlî bu kitapta, dilin 20 kötülüğünden (âfetinden) bahsediyor ve her biri hem kendimize hem de başkalarına olan sorumluluklarımızı hatırlatıyor. Konuşmak, malum sözde dendiği gibi "ağzı olanın" yapmaması gereken bir eylemmiş. Elbette, böyle bir kitabın okuyucusu, kendini buradaki bilgilerle donatıp onları uygularsa, kendisiyle birlikte önce başkalarına yarayacak ve o kimseler belki de rahat edecekler. Bununla birlikte, dilini iyilik için değil de kötülük için kullananlar, kitaptaki bilgileri hayatına geçiren kişilere zulmetmeye devam edecek. Ne diyelim? Dilerim herkes bu kitabı okumasa bile dilinin ne denli önemli bir düşman olduğunu bir şekilde anlar da ona daha çok sahip çıkar.

Kitabın tamamında hadisler ve rivayetlerden hareket edilmiş. Bazı hadisler bana tuhaf göründü. Sanki başka türlü olmalıydı. Okurken eleştirel olmakta fayda var.

Perdeleri aralarken arkasından neyi çıkaracağımıza dikkat etmek gerek. Dilerim, bu kitabı okumakla farkına daha çok vardığım kötülüklerden uzak durmayı başarabilirim.

Bir alıntı: "Hikmet ehlinden birine, arkadaşlarından biri ziyaretine geldi ve bazı arkadaşlarının dedikodusunu yapmaya başladı. Bunun üzerine hikmet ehli o adama, 'Kötü bir ziyarette bulundun ve üç cinayeti de beraberinde getirdin: *Kardeşimi bana soğuttun. *Kalbimin huzurunu kaçırdın. *Sana olan güvenimi kaybettin.' dedi." (s.218).

Akıllı Yaşama Sanatı Akıllı Yaşama Sanatı / Oráculo Manual y Arte de Prudencia

Kitabın adı Akıllı Yaşama Sanatı olsa da orijinal isminin çevirisi, İşini Bilenin El Kitabı ve Sağduyu Sanatı. Kitabın Türkçe'ye farklı isimlerle çevrilmiş baskıları da var. Ben üç tanesine rastladım. Gracián 300 önerisiyle hayata ışık tutuyor. İlk baskısı 1630 yılında yapılan kitap, dönemin izlerini taşıyor. Bu sebeple, bazı öneriler bugün geçerliliğini kaybetmiş görünüyor. Yine de bunların sayısı 10-15 civarındadır. Bazı önerilerine katılmasam da kitabın geneli oldukça iyi önerilerden oluşuyor. Yazar bir Hıristiyan keşişi olmasına rağmen önerilerinde dini konu ve atıflar çok az yer almış. Bu tip kitapları okumak tek başına yeterli değil, okunanları hayata da geçirmek gerekiyor. 18. yüzyıl filozoflarının da ısrarla önerdiği kitap, ilgiyi hak ediyor.

Bir alıntı: "Yapılması gerekenlerin söylenmesi, söylenmesi gerekenlerin de yapılması gerekmez." (s.97).

Strateji Sanatı Strateji Sanatı /

Sun Tzu'nun Savaş Sanatı isimli kitabı meşhurdur. Sun Bin'in Strateji Sanatı isimli kitabı, kitabın arka kapak yazısına göre, Sun Tzu'nun kitabını tamamlayan bir kitaptır ki zaman zaman Sun Tzu'nun ismi de geçiyor. Savaş Sanatı kitabını da okumuş biri olarak her iki kitabı da benzer buldum ama sanki Savaş Sanatı daha iyi bir kitaptı.

Bu kitapta, 32 başlıkta dönemin savaşlarındaki bazı durumlar açıklanmış. Bu açıklamalar bazen Sun Bin'in kendi açıklamaları bazen de ona sorulan soruları cevapladığı anekdotlar şeklinde olmuş. Bu kitabın varlığı 1972 yılında kesinleşmiş ki, kitabın yazıldığı zaman MÖ 300'ler. Kitabın tarihi bir önemi olabilir ama içerik itibariyle günümüz okuyucusunu pek cezbetmeyebilir. Geçmiş savaşlarda uygulanan stratejilere ilgi duyuyorsanız veya geçmişte Medieval Total War gibi bir strateji oyununa aşinaysanız ilginizi çekebilir.

Bir alıntı: "Sun Tzu dedi ki: 'Bilgeliği yeterli olmayan bir kişi orduyu komuta ettiğinde kibirlilik olur. Cesareti yeterli olmayan bir kişi orduyu komuta ettiğinde gösteriş olur. Yol'u bilmeyen veya yeterli sayıda savaşa katılmamış bir kişi orduyu komuta ettiğinde şans işi olur...'" (s.23).

Düşünme Sanatı Düşünme Sanatı / New Art of Think

Düşünme, felsefenin kaynağı olan bir eylem. Yeni fikirleri ortaya koyma, mevcutlar arasında kıyaslama ve bir ya da birkaçını seçme, onaylama, açıklama ya da reddetme. Bunları yapabilmek içinde beş duyu ve bir akla ihtiyaç var. Tabi, bunların olması yetmiyor bir de yönteme ihtiyaç var. Guitton'un kitabı da işte bu yönteme dair açıklamaları yapıyor.

Kitap beş bölümden oluşuyor. Bunlar: Hayranlık Üzerine, İcat ve Muhakeme Üzerine, Seçmek Üzerine, Ayırmak Üzerine ve Çelişme Üzerine.

Kitabın ilginç bir yönü, yazarın yazdıklarını İrene adında bir hanımefendiye yönelik olarak yazması. Guitton, İrene'nin sadece kitap yazımı boyunca var olacağını da belirtiyor. Altı çizilecek pek çok satır barındıran kitabın bazı yerlerini anlaması zor. Buna en büyük sebep, kitaptaki imla ve kelime hataları. Bazı yerlerde öyle kelimeler seçilmiş ki (ya da yanlışlıkla o kelime yazılmış), ilgili kelime anlamı bozuyor ama oraya da uyuyor. :) Buna rağmen okunmayı hak eden bir kitap.

Bir alıntı: "Zevk dediğimiz şey, bir tercihtir. Yani kendi benliğimizle anlaşmamızdan başka, bizi eşya ile de uzaklaştıran bir yargı. İnsan, hayat yolunda ilerledikçe, daha fazla terk etmelidir. Esasen, İrene, seçmek için duyulan bu mutlu zorunluluğun, sadece karar kılmayı bildikleri için, bazı kimselere zekâ sunmakta olduğunu göreceksiniz." (s.43).