Kitaplar

Yalan %100 Dürüst Yaşamak Mümkün mü? Yalan %100 Dürüst Yaşamak Mümkün mü? / Lying

Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde, yazar, yalanla ilgili düşüncelerini 11 başlık altında inceliyor. İkinci bölüm, üniversitede öğrenciyken kendisinden etkilendiği hocasıyla yaptığı söyleşi, üçüncü bölümde ise okurlarından gelen sorulara verdiği cevaplar bulunuyor. Bu küçük kitapta, yalanın beyazı ve pembesinin olmadığı; her yalanın aynı özellikleri taşıdığından ve her şartta doğrunun dile getirilmesinin hem kişi hem de muhatabı açısından daha iyi olacağı ifade ediliyor. Yazara göre yalan, "dürüst iletişim beklentisi içindeki öteki kişileri kasıtlı olarak yanlış yönlendirmektir." Kitapta, ölümcül bir hastalığa yakalanmış ve çok az ömrü kalmış insanlara yalan söylemekten, birinin hayatını kurtarmak için söylenebilecek yalanlara kadar gerçek olaylar ele alınmış. Yazarın her durumda tavsiyesi, istisnasız bir şekilde yalan söylememek. Tabi bazı durumlarda kelime oyunlarına sığındığını da söylemek gerek. Yalan, insan düşünme biçiminin bir ürünü. Çeşitli beklentilerle söylediğimiz yalanlar hepimizin hayatını zorlaştırabilir. Yalanlarla ilgili yazılmış daha kapsamlı bir kitap olarak, Ian Leslie'nin Doğuştan Yalancı isimli kitabı ve 2009 yapımı eğlenceli bir Ricky Gervais filmi olan The Invention of Lying filmine de bakabilirsiniz.

Bir alıntı: "Kant, yalan söylemenin her durumda -masum bir kişinin öldürülmesini engelleme girişiminde bile- etik dışı olduğunu düşünüyordu." (s.43).

Mikro İfadeler Mikro İfadeler / Mikro İfadeler

Alanında Türkiye'de yazılmış ilk kitap olan Mikro İfadeler, mikro ifadeler konusuna bir giriş kitabı niteliğinde. Mikro ifade, beden dilinden farklı olarak, saniyenin yarısı (500 milisaniye) bir sürede gerçekleşen yüz ifadelerine (mimik) deniyor. Yine beden dilinden farklı olarak, beden dilini oluşturan ifadeler düşünüldüğünde, mikro ifadeleri oluşturan yüz kaslarını kontrol etmek imkansız görünüyor. Kitap, 11 ifadenin yer aldığı bir mimik testiyle başlıyor. Bu testteki mimiklerin neler olduğunun cevabını ise kitabın ilerleyen kısımlarında buluyoruz. Eserin dili akıcı, anlatımı anlaşılır bir düzeyde. Her bölümün başında yer alan sözler de bölüme uygun olarak seçilmiş. Dokuz bölüm ve iki Ek olarak yazılan kitap, beden diliyle ilgilenenlerin ilgisini tatmin edecektir. Yazar Oğuz Benliığlu'nun internet üzerinden eğitimler verdiği http://mikroifadeler.com/ isimli bir web adresi ve düzeli olarak videolara yayınladığı bir Youtube kanalı da bulunuyor. Buradaki videolar iletişim kalitemizin arttırılmasında faydalı olabilir. Yazarın Yalan Radarı adında başka bir kitabı da bulunuyor. 

Bir alıntı: "Fransız yazar Balzac, Viyana'ya ilk gittiğinde Almanca konuşamadığı için insanların yüzlerindeki ifadelere göre yorumlar yapar. Faytona her bindiğinde kendisinden fazla para alırlar korkusuyla, gideceği yere geldiğinde adamın eline az miktarda para koyar eğer sürücü elini hâlâ uzatmaya devam ediyorsa biraz daha para koyar. Bu durum sürücü gülümseyene kadar devam eder. İlk gülümsemeyi yakaladığında paranın yeterli olduğunu düşünür ve faytondan iner. Balzac'ın bu yaptığı makro ifade avıdır." (s.50).

Derde Deva Randevu Derde Deva Randevu / Derde Deva Randevu

Kitabı görür görmez satın aldım ve aynı gün bitirdim. Pek çok yazarın fikirlerinin yer aldığı, böyle "torba kitapları" beğeniyorum. Menteş'in Antika Titanik ile oluşturduğu öznel hayal kırıklığını Derde Deva Randevu ile ortadan kaldırdığını söyleyebilirim. On bir yazarın farklı konulardaki görüşlerini okumak, zamanda yolculuğun bir başka türüydü benim için. Hem bir söyleşi hem de bir çizgi roman kitabı gibi okunabilir. Menteş, bu tarzın devamını getirecek sanıyorum. İyi de olur.

Bir alıntı: Hacı Bektaş-ı Veli ile söyleşirken: "-Nezaket, kesin çözüm mü? -Değil... Sorun şu ki, insan suretindeki herkes insan değildir. Nezaketle, esasında kendinizdeki iyiliği muhafaza edersiniz... -Nasıl mutlu olacağız peki? -Cehaletten uzaklaşarak." (s.48).

Kendime Düşünceler Kendime Düşünceler / Ta Eis Eauton

Bu kitap, Roma İmparatorluğu'nun en önemli İmparatorları arasında sayılan Marcus Aurelius'un, dünya ve hayata dair kendisine söylediği düşüncelerdir. İçindeki düşüncelerin pek çoğu bugün de geçerliliğini devam ettirmektedir. Elbette, yazıldığı dönemin dünya görüşünün etkileri görülebilir. Kitapta altı çizilecek çok cümle var. Bunun yanında, katılmadığım düşünceler de bulunuyor. Örneğin, "bedensel hazzın" bu kadar kötülenmesini ne anlıyor ne de kabul ediyorum. Ruh denilen şey, bu dünyada beden denilen hapsi deneyimlemektedir. Bu da biraz acı ve hazla olmaktadır. Engellenemeyen acılar olduğu gibi, bazı hazları engellemek de doğru gelmiyor. Kitapta sürekli olarak "doğa"dan bahsediliyor. Bu doğaya insan doğası da katılmalı diye düşünüyorum. Belki de doğru olan Paracelsus'un "Her şey zehirdir, önemli olan dozdur" sözünde gizlidir. Bir kişisel gelişim kitabı da olabilecek eser, bir imparatorun da insan olduğunu, onun da herkesle benzer kaygı, korku ve umut beslediğini örnekliyor. Okunmalı.

Bir alıntı: "Kibirden yoksun olmakla böbürlenen kibir, en katlanılmaz olanıdır." (s.131).

Masallar - Bütün Ezop Masalları Masallar - Bütün Ezop Masalları / Aesop's Fables

358 masaldan (aslında kıssadan hisse hikâyesi) oluşan kitap, Ezop'un (Aisopos) tüm masallarını barındırıyor. Buradaki masalların pek çoğunu çocukluğumuzdan beri okumuş ya da duymuşuzdur. Bununla birlikte, bir hikâyeyi kaynağından okumanın haz ve değerine paha biçilemez. Bu masallardan yarısı size hitap etmeyebilir ama diğer yarısı tatmin edecektir. Bu yarı, hangi yarıdır siz karar verin :) Çevirmenin kitabın başında verdiği şu bilgi masal ya da hikâyelerin insanlar için önemini gösteriyor: "La Fontaine, kitabının önsözünde şöyle der: 'Bir masal iki parçanın bir araya gelmesiyle yapılır: Bu parçalardan biri masalın bedeni, öteki canıdır denebilir. Beden masalın kendisi, can ondan çıkan derstir.'" Bu kitaptaki masallardan birkaçını öğrenmek, sohbetlerin daha zevkli geçmesine yardım edebilir.

Bir alıntı: "Bir rivayete göre maymunlar iki yavru doğururmuş. Birine çok iyi bakar, üstüne titrer, diğerine ise pek önem vermez, ihmal ederlermiş. Ama bazen ilk yavru bütün ilgiye rağmen ölür, bakımsızca büyüttükleri yavru ise yaşarmış." (s.147).