Kitaplar

Bunu Herkes Bilir Bunu Herkes Bilir / Bunu Herkes Bilir

Bunu herkes bilir. Yoksa biz bir şeyi bildiğimiz için herkesin de bildiğini mi sanırız? Belki de bir ironi vardır: Herkesçe doğrusunun bilinmesi gereken bilgilerin aslında yanlışlarının bilindiğine yönelik bir eleştiri midir? Sanırım bu sonuncusu.

Çoğunluğun yanlış bildiği, yanlış sorularla cevap aradığı tarihi bazı olaylara verilen cevaplar var kitapta. Bu sorular 13 başlıkta toplanmış ve Osmanlı tarihi ile Dünya ve Avrupa tarihi çeşitli açılardan kıyaslanmış. Osmanlı mı geri kaldı yoksa Avrupa mı ilerledi? Gürkan'ın buna verdiği cevap: Avrupa'nın ilerlediği yönünde.

Eserde, tarih araştırmalarının nasıl yapılması ya da nasıl yapılmaması gerektiğinin örnekleri de var. Bununla birlikte, Türkçe dışındaki dillerde yer alan kelimelerin kökleriyle ilgili açıklamaları beğendim. Özellikle, Türkçeye de geçmiş Arapça ve Farsça kelimelerin köklerini göstermesini faydalı buldum. Evet, yabancı kelime kullanımı fazla ama kitabın anlaşılmasını zorlaştıracak şekilde değil bunlar.

Kendisini internet yayınlarından tanıyordum ve pek sıcak bulmuyordum. Bu sebeple, kitabını edinmemiştim. Sonra bir arkadaşımın önerisiyle okudum. Kitapta da internettekine benzer cümleleri olsa da rahatsız edici olmak bir yana eğlendirici olduğunu bile söyleyebilirim. İyi bir kitap. Dili de harika. Sıra dışı kaynakçası da cabası. Yanlış bilgilerle tahammülünüz yoksa okuyun derim.

Bir alıntı: "Osmanlı toplumunda zengin olmak takdir edilen bir şey değildir ve bu da kapitalist bir sınıfın oluşması için gerekli sermaye birikimini önlemektedir." (s.102).

Okurken Ne Görürüz? Okurken Ne Görürüz? / What We See When We Read?

Yaşarken, bir şeye bakarken, onu duyarken, ona dokunurken, onu tadarken ya da koklarken ne düşünürüz? Peki tüm bu duyguları ve daha fazlasını bize yaşatabilen kitapları okurken ne görürüz?

Peter Mendelsund, kitabına isim olarak, "ne görürüz?" başlığını uygun görmüş ama bu başlık kitabın içeriği düşünüldüğünde eksik kalıyor. Çünkü sadece görmeyi değil, kitapların neredeyse beş duyuya nasıl hitap ettiğini pek çok örnek, zekice seçilmiş çizim ve resimlerle aktarıyor. Kitabı okurken bir tür sunum izlermiş duygusunu yaşıyorsunuz. Bu sunum içinde, yazılar, resimler, alıntılar ve sebep-sonuç ilişkileri var. Kitap yaklaşık 450 sayfa ama bitmesi için birkaç saat yeter. Bu haliyle, grafik ya da tasarımcılar için de bir örnek teşkil ediyor. Zaten yazarın esas işi kitap tasarlamakmış. Kendisine yakışan bir kitap olmuş. Okurken pek çok şey görürüz. Bu kitap, gördüğümüz ama fark etmediğimiz şeyleri de gösteriyor.

Bir alıntı: "Beckett, James Joyce'un Finnegans Wake'i için şöyle demişti: 'O kitap yazılmamış. Amacı okunmak değil -ya da daha doğrusu, sadece okunmak değil. Bakılması ve dinlenmesi lazım. [Joyce'un] yazdıkları bir şey hakkında değil, o bir şeyin ta kendisi.'" (s.340).

Koronavirüs Dünyasında Buy.ology Koronavirüs Dünyasında Buy.ology / Buyology for a Coronavirus World

Lindstrom hangi konuda kitap yazsa ilgiyle okunur sanıyorum. Konuları ele alış biçiminden mi, örneklerinden mi, çevirisinden mi bilinmez, bitmesi istenmeyen kitaplar oluyor yazdıkları.

Bu kitabında da önceki kitabı Buy.ology'e atıfla Koronavirüs'ün iş dünyası ve tüketici davranışlarını nasıl değiştireceğinden bahsetmiş. Kitabın basılmış mı bilmiyorum. Optimist Yayınları'nın sitesinden ücretsiz indirip, kitap olarak bastırıp okudum.

İki bölüm var kitapta. Bunlar: Başka Bir Perspektif ve Bütün Mesele Değişim isimlerini taşıyor ve toplam sekiz bölümden oluşuyor. Kısa sürede okunabilecek kitabın en kötü yanı sayfa sayısı. 80 sayfa :)

Bir alıntı: "Geçen yirmi yılda yapılan yedi çalışmanın özüne indiğimde, oldukça kışkırtıcı bir fikir keşfettim: Hastanelerdeki hemşireler ve sağlık çalışanlarının motivasyonu ile hastaların iyileşme oranları arasında doğrusal bir korelasyon var. Aslında, sağlık çalışanlarının motivasyonu yükseldikçe, ölüm oranları yüzde on düşüyor." (s.69).

Kuş Lokumu Sözlüğü Kuş Lokumu Sözlüğü / Kuş Lokumu Sözlüğü

Olaylara, olgulara, tabiata kısacası, hayata farklı bakabilen insanlara hep hayranlık duymuşumdur. Burada, kelimelere farklı bakabilen, o bakış içinde hayal gücünü, bilgisini bazen temennisini gösteren bir yazar ve onun kitabı var. Evet, Kuş Lokumu Sözlüğü gerçekten de bir sözlük; kuşlokumu kadar küçük bir sözlük. Her bir kelimede "Aaa! Hiç böyle düşünmemiştim.", "Evet, böyle de bakılabilir.", "Ben de bu kelimeyi duyunca bunu hissediyordum." benzeri cümleleri kuracağınız bir sözlük. Bahadır Cüneyt Yalçın, kitabı için "mizah edebiyatı" tanımını uygun görmüş. Katılmamak elde değil. Kelimelerle bir oyun hamuru gibi oynayan, çağrışımlar yaptıran ve zihin açan bir kitap Kuş Lokumu Sözlüğü. Yazarının entelektüel birikimini de gösteren bir eser. Kelimeler (söz) nedir ki? Bazen "kese savaşı" bazen de "kestire başı", Kuş Lokumu Sözlüğü'nde ise güldüre okuyanı...

Bir alıntı: "SIR. 'Dereye sır verme' dedi Aleksi Pavloviç, 'gider denize söyler.'" (s.71).

Öyle miymiş? Öyle miymiş? / Öyle miymiş?

Kitaplığımın eski kitaplar bölümünde yer alan kitabı okumak şimdiye kısmet oldu. 2016 yılında edinmişim. Kendi kendime "Öyle miymiş?" diyebilirim :)

Kitap, alışılmışın dışında bir okuma deneyimi sundu. Kitapta ne bir arka kapak yazısı, ne bir teşekkür, ne bir önsöz ne de bir giriş var. Bu özellikleriyle de farklı bir kitap olduğunu gösteriyordu. Zor bir kitap değil ama bazı yerleri birkaç kez okumak gerekiyor. Pek çok cümlede "Burada sanırım bir hata var." dedim ama tekrar okuyunca hatanın bu sıra dışı cümleyi anlamaya çalışan beynimin alışkanlıkları olduğunu fark ettim. Eser, yazarın günlüğü gibi: kendi kendine konuşmaları, anıları, sorgulamaları ya da hesaplarını içeriyor denebilir. Okurken, bölümlerin zordan kolaya doğru ilerlediğini hissettim. Belki de yazarın diline alışmaya başladığımdandır. Benzer bir deneyimi Nazan Bekiroğlu'nu okurken de yaşamıştım.

Dört bölüm var kitapta: Cennet varken cinnet olabilir mi?, Hayır demeden itiraz, Öyle miymiş? ve Sanki dünkü cennet kuşuyum.

Dili, konusu ve tarzı itibariyle tatmin olduğum bir kitaptı. Bilim, tarih ve araştırma kitapları arasında, okumaya değer iyi bir tercih oldu. Okumak isterseniz yanınızda bir de sözlük bulundurun. İlginç kelimeler öğrenebilirsiniz.

Bir alıntı: "Bir kevaşeye sevdalanan eriyip akıyor, hoca Hakk'a aşığım diyor 135 kilodan gram aşağı düşmüyor." (s.154).