Kitaplar

Fahişelik ve Kadın Ticareti Fahişelik ve Kadın Ticareti / Prostitutes and Their Parasites

Sanıyorum ilk ve tek baskısını 1973 yılında yapmış kitabı, daha önce okuduğum bir kitabın kaynakçasında görmüştüm. Kitabın orijinal baskısı 1963 yılında yapılmış. Dolayısıyla, o dönemin şartlarından bahsediyor. Kitapta bahsedilenler bugün farklı olabilir. Kitabın orijinalinin Fransızca olması sebebiyle, daha çok, Fransa özelinden bahsettiği söylenebilir. Elbette, konu her zaman güncel aslında. Türkçe çevirisi 1973 yılına ait olmasına rağmen oldukça akıcı bir dili var. Altı bölümden oluşan kitaptaki bölümler şöyle: Fuhşun Tarifi, Fuhşun Tarihi, Fuhşun Coğrafyası, Genel Kadınların Toplanışı ve Fuhşun Yapılışı, Muhabbet Tellâllığı, Toplumun Tepkisi.

Konunun tarihçesi özellikle okunmaya değer. Mesela, ilk genelevlerin kilise tarafından işletilmesi veya tanrıya hizmet için çalışan hayat kadınlarının varlığı gibi. İçinde olduğumuz ama görmezden geldiğimiz bir dünyadan bahsediyor. Bazı satırları acı çekerek okudum. Bu satırlarda, kimsenin başına gelmesini istemeyeceği olaylardan bahsediliyordu. Hayat kadını kavramı hukuki olarak ilk kez 533 yılında, Roma İmparatoru Jüstinyen zamanında "Zevk için değil (sine delectu), para kabul ederek (pecunia accepta), herkesin önünde (palam omnibus) kendini veren kadın" olarak tanımlanmış. Mancini, eleştirisinde özellikle fuhşa aracılık edenleri suçluyor. Onların bu işten en çok menfaat elde eden ama en az cezalandırılan kesim olduğunu belirtiyor. Kitapta konuyla ilgili pek çok tartışmaya da yer verilmiş. Konu özel ve kimileri için tabu sayılabilecek bir özellik gösterdiğinden kitap herkesin ilgisini çekmeyebilir. Diğer bir zorluk da kitabın baskısının olmaması. Elimdeki kitapta not almakta zorlandım. Zira, kağıdı oldukça yıpranmıştı. Benim için aydınlatıcı bir okuma oldu. "İnsan, insana bunu yapmamalı."

Bir alıntı: "Fâhişelere başvuran erkekler genellikle ihtiyaçlarını başka yerde gideremiyen ya da sadece aradıkları zevkleri bulamıyan kimselerdir. Fuhşu bir vatandaş grubunun ihtiyaçlarındaki, az - çok zorlayıcı ve açığa vurulmuş isteklerindeki ya da anormalliklerindeki değişikliğe uyarak, kanunî bir biçim altında örgütlemek, kamu yararına ve kamuoyunun ruh haline aykırıdır. Bunun dışında, rıza ile yapılan cinsel eylem, herkesin kendi vicdanına kalmış bir iştir." (s.126).

Eşyanın Tabiatı Eşyanın Tabiatı / Stuff Matters

Bilgi ve eğlence dolu bir kitap. "Eşyanın tabiatı" ifadesini günlük hayatımda sıklıkla kullanırım. Bu isimdeki bir kitap en azından bu alışkanlıkla okunmalıydı. İfadenin gerçek anlamıyla, eşyanın tabiatından bahsediyor kitap. 11 bölümden oluşan kitap, hayatımıza yöne veren eşyaların nasıl ortaya çıktığını hem bilimsel hem de tarihsel süreç açısından ele alıyor. Başlıklar da oldukça ilginç (parantez içindekiler bana aittir): Boyun Eğmez (çelik), Güvenilir (kağıt), Temel (beton), Nefis (çikolata), Mucizevi (köpük), Düş Gibi (plastik), Görünmez (cam), Kırılmaz (grafit), Zarif (porselen), Ölümsüz (implant) ve Sentez. Bu bölümlerden en az biri mutlaka ilginizi çekecektir. Bilim sıkıcı olmak zorunda değil. Bu kitap bunu ispatlıyor. İyi kitap.

Bir alıntı: "1902'de dünya elmas üretiminin yüzde doksanını elinde tutan DeBeers şirketi, taşların değerini düşürmeden iyice büyüyen bu pazarda nasıl satış yapacağını düşünüyordu. Bu işi kurnaz bir pazarlama kampanyasıyla başardılar: 'Elmaslar ölümsüzdür' sloganını uydurarak, tektaş nişan yüzüklerinin ebedi aşkın yegâne gerçek ifadesi olduğu fikrini icat ettiler. (...) Ama elmaslar ölümsüz değildir, en azından bu gezegende. (...) Bu haber elmas sahiplerini tedirgin edebilir ama içleri rahat olsun, değerli taşlarında fark edilir bir bozulma görmeleri milyarlarca yılı bulacaktır." (s.192).

Medya Denetimi Medya Denetimi / Media Control: The Spectacular Achievements of Propaganda

Ünlü dilbilim profesörü Chomsky, ABD özelinde, medyanın toplum algısını nasıl yönettiğini gerçek olaylar üzerinden anlatıyor. Kısa kitapta, on bölüm var. Propagandanın tarihinden başlayarak Körfez Savaşı'na kadar getirilen olaylarda, neyin doğru, neyin yanlış olduğunun gücü elinde bulunduran medyanın söylediklerine göre şekillendiğinden bahsediliyor. ABD aleyhine olan olayların medyaya aktarılmasındaki yanlılık için "Marslı Gazeteci" metaforunu kullanan Chomsky'nin kitabının ilk basım tarihi 2002. Benim açımdan geç okunmuş bir kitap ama bahsettiği olaylarla ilgili çıkan haberleri az çok hatırladığım için anlaşılır bir okuma olmuştu.

Bir alıntı: "'İkiyüzlü', kendisine uygun bulmadığı koşulları başkasına uygun görendir." (s.46).

Cahil Hoca - Zihinsel Özgürleşme Üstüne Beş Ders Cahil Hoca - Zihinsel Özgürleşme Üstüne Beş Ders / Le Maître Ignorant - Cinq Leçons Sur L'émancipation Intellectuelle

1818 yılında, Fransız edebiyatı okutmanı Joseph Jacotot'un başından bir zihinsel serüven geçer. Bu serüven şöyle gerçekleşir: Jacotot, öğrencilerinin ana dili Hollandaca olan bir okulda ders vermeye başlar ama ne kendisi Hollandaca ne de öğrencileri Fransızca biliyordur. Rastlantı bu ya, o yıl Fènelon'un Telemak isimli kitabının ikidilli bir baskısı çıkar. Yani kitap hem Fransızca hem de Hollanda dilinin bir arada olduğu bir baskıyla çıkmıştır. Jacotot, tercümanı aracılığıyla öğrencilerine bu kitabı dağıtır ve kendi dillerine ait kısmı okuyarak Fransızca olan metni anlamalarını söyler. Ödev olarak da kitabın içeriğini Fransızca yazmalarını ister. Beklentisi, bozuk ve anlamsız bir Fransızca ile karşılaşmaktır ama öyle olmaz. Hiçbir Fransızca dersi almayan öğrenciler, kitaptaki Fransızcayı kendi kendilerine çözmüşlerdir ve düzgün bir Fransızcayla kitabı açıklayabilmektedirler. Jacotot bu durumu diğer konuların öğrenilmesinde de uygulamaya karar verir. Mesela, piyano çalmasını bilmeyen bir hocanın bir öğrenciye piyano çalmasını öğretmesi gibi. İş öyle bir hale gelir ki, okuma yazma bilmeyen ebeveynler bile çocuklarına okuma yazma öğretebilir. Yapmaları gereken, bir kitabı takip etmeleri ve kitapta yer alan konuları çocuklarına sürekli tekrar ettirip, yazdıklarını kitapla karşılaştırmaktır.

Bu felsefi deneyin sonucunda "cahil hoca" kavramı ortaya çıkar. Yani bilmediğini öğreten hoca. Bu yaklaşımın aslında mantığa uyan bir temeli var: yeni şeyler öğrenen herkes aslında kendi kendine öğreniyordur. Örneğin, konuşmayı böyle öğrenmişizdir. Birisi bize konuşmayı öğretmez; biz duyarak ve tekrar ederek öğreniriz. Kitapta geleneksel öğrenme yöntemine, konusunda uzman ve öğrencileriyle arasında bilgi asimetrisi olan hocanın aslında yeterince kolay öğretemeyeceğine değiniliyor. Hocanın yapması gerekenin "kontrol etmek" olduğundan bahsediliyor. İlginç bir fikir. Kitapta ayrıca "eşitlik" kavramından yoğun bir şekilde bahsedilmiş. Bununla, öğreten ile öğrenenin eşitliği kastediliyor. Önerilen yöntemin tam tersi olan ve bugünkü öğrenme yöntemi olarak, hocanın anlatım yaptığı Sokratik yönteme de ciddi eleştiriler var. Sokratik yöntemin, aptallaştıran bir yöntem olduğuna değiniliyor. Kitapta beş bölüm var. Bunlar: Zihinsel Bir Serüven, Cahilin Dersi, Eşitlerin Aklı, Küçümseme Toplumu, Özgürleştirici ve Maymunu isimlerini taşıyor. Dili akıcı olan kitap okumaya değer.

Bir alıntı: "Hırslılar, kendilerini kimseden aşağı saymamakla kazandıkları zihinsel gücü, kendilerini başka herkesten üstün saymakla kaybederler." (s.60).

Her Şeyin Anlamı Her Şeyin Anlamı / The Meaning of It All

Yirminci yüzyılın önemli fizikçilerinden biri olan Feynman'ın yaptığı konferanslardan derlenen kitap, üç bölümden oluşuyor: Bilimin Belirsizliği, Değerlerin Belirsizliği ve Şu Gayri Bilimsel Çağ. Esprili anlatımı, zaman zaman küçümsemeye varan ifadeleriyle okuması oldukça zevk veren bir kitaptı. Bilim, din, öğrenme, bilinmezlik konularının yer aldığı bu küçük eser, okuyucuyu birkaç saatliğine başka bir dünyaya taşıyabilir.

Bir alıntı: "Ne zaman ki, bir yerden bir yere seyahat etme olanağını anlayabilecek kadar bilimselleştik, işte o zaman uçan daireler görünmeye başladı." (s.51).