Kitaplar

Kitap Kıyımının Evrensel Tarihi Kitap Kıyımının Evrensel Tarihi / Nueva Historia Universal de la Destrucción de Libros

Kitapları ve okumayı seven birinin bunlar hakkındaki okumalarını beyinle ilgili çalışmalara benzetiyorum. Bu çalışmalarda beyin, kendisi hakkında araştırıyor, düşünüyor, yorum yapıyor ve yazıyor. Kitaplar ve okumakla ilgili yapılan okumalar da böyle; okumakla ilgili şeyleri okuyarak öğreniyoruz. Üç kısım ve 25 bölümlük bu kitap da kronolojik olarak, kitap kıyımının tarihinden bahsediyor. Birinci kısım, Antik Dünya; İkinci kısım, Bizans Döneminden 19. Yüzyıla; üçüncü kısıma, 20 Yüzyıldan Günümüze olarak isimlendirilmiş. Ortadoğu'yla (Irak) başlayan (MÖ 4100-3300) olaylar yine günümüz Irak'ında bitiyor. Kitapta bahsedilenler doğruysa elimizde geçmişten kalan kitaplar bulunması neredeyse bir mucize. Çünkü görülüyor ki, bir şehri istila eden herhangi bir güç, ilkin kütüphaneleri yok etmiş. Kitapta pek çok resim de anlatıma eşlik ediyor ve kitap, kitaplar ve kütüphanelere dair bilgiler barındırıyor. Altını çizdiğim pek çok sayfa oldu.

Bir alıntı: "Eğer Amerika'da ya da dünyanın başka bir yerinde Sırplarla Müslümanlar arasındaki ulusal farkları soran olursa lütfen onlara şöyle bir öykü anlatın. Gerçekten çok özel bir biçimde birbirimize karışmış durumdayız. Tıpkı kütüphanemdeki kitaplar gibi. Onların da etnik geçmişi, kültürel geçmişi, ırksal geçmişi yok. Her biri tek ve özel. Belki yalnızca alfabetik sıradalar. Tek farkları büyüklükleri, kapakları ve söyledikleri şeyler. Öykünün bu olduğunu düşünüyorum." Bosna Hersek Ulusal Müzesi Kütüphanesi Başkütüphanecisi Kemal Bakaršić'in Saraybosna Ulusal Kütüphanesi yok edildikten sonra yazdıkları (s.299).

Aşkta Kaybeden Büyük Filozoflar Aşkta Kaybeden Büyük Filozoflar / Great Philosophers Who Failed at Love

Fikir dünyamızın aktörlerinin aşk hayatları da acaba eserleri gibi aydınlık mı? Hem evet hem de hayır. Edebiyatta şöyle bir söz var: "Gerçek hayat, kurgudan daha tuhaftır." Büyük eserler vermiş veya fikirleriyle dünyaya ışık tutmuş insanların özel hayatlarında ne düzeyde tutarsız ve tuhaf olaylara imza attıklarını görmek, büyük yapıtlarına rağmen birer insan olduklarını, üstelik ilginç insanlar olduklarını gözler önüne seriyor; sadece kendilerinin değil, karşılaştıkları insanlar da ilginç üstelik. Kitapta, ikisi kadın olmak üzere, Thomas Aquinas'tan Albert Camus'a, Friedrich Engels'ten Søren Kierkegaard'a, Seneca'dan Lev Tolstoy'a kadar 38 düşünürün özel hayatlarından kesitler verilmiş. Bu kesitler ya tek bir olaya ya da hayatlarındaki önemli birkaç olaya dayanıyor. Bu olaylardan bazıları bugünün dizilerine konu olabilecek nitelikte. Yazarın dili oldukça eğlenceli. Kitabın sonunda verilen "Zaman Çizelgesi", kitapta adı geçen düşünürlerin hayatlarındaki önemli olayları toplu biçimde veriyor ve bir özet niteliğini taşıyor. Bu çizelge, MÖ 350'den başlayarak 1980 yılında sona eriyor. Her düşünürün özel hayatına değinilmeden önce, bu hayatı özetleyen bir söze yer verilmiş. Bu da isabetli olmuş. Örneğin, Søren Kierkegaard bölümündeki söz şöyleydi: "Aşk her şeydir, size her şeyi verir, her şeyinizi alır." Birkaç saat içinde okunabilecek kitap, adeta zamanda yolculuk yapmanın bir aracına dönüşüyor.

Bir alıntı: "Teklifi reddedilen Thoreau şöyle yazıyordu: 'Aşk sırların en sıradanıdır. İfşa olduktan sonra, maşuk için bile artık bu aşk değildir." (s.141).

Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar / Aphorismen Zur Lebensweisheit

Felsefe kitapları arasında yer alsa da kişisel gelişim türünde bir kitap arayanlar için bulunmaz bir hazine. Canım Schopenhauer'in kitabı altı bölümden oluşuyor. Bu bölümler; "Temel Bölümlendirme", "Bir Kimsenin Ne Olduğu Üzerine", "Bir kimsenin Neye Sahip Olduğu Üzerine", "Bir Kimsenin Neyi Temsil Ettiği Üzerine", "Öğütler ve Özdeyişler" ve "Yaşam Çağlarının Farklılığı Üzerine" isimlerini taşıyor. Kitabın en uzun bölümü olan "Öğütler ve Özdeyişler" bölümünde, farklı konularda 53 görüşe yer vermiş Canım Schopenhauer. Kitapta, başka yazar ve kitaplara öyle çok atıf var ki, insan onları da edinip okumak istiyor. Tabi bunlardan önce Canım Schopenhauer'in "başyapıtım" dediği, "İstenç ve Tasarım Olarak Dünya (İsteme ve Tasavvur Olarak Dünya)" kitabını okumak gerek. Kütüphanemde Say Yayınları'nın şimdilik 17 kitaptan oluşan bir serisi var. Bu kitapların bir kısmı "İstenç ve Tasarım Olarak Dünya"dan seçilerek oluşturulmuş. Baktım, Doğu Batı Yayınları 2020 yılında bu başyapıtın tamamını tek cilt olarak basmış, daha önceki başka bir tam basım (2005) Biblos Yayınevi'ne ait. Say Yayınları'ndan birkaç kitabı okumuştum ama kitabın tek ciltlik baskısını okumak daha iyi bir fikir. Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar bir başucu kitabı. Bitmesin istedim.

Bir alıntı: "Üç türlü aristokrasi vardır. 1.Doğuştan ve rütbeden gelen aristokrasi, 2.Para aristokrasisi, 3.Zihinsel aristokrasi. Sonuncusu aslında en seçkin olanıdır." (s.145).

Toplumsal Cinsiyet ve İktidar-Toplum, Kişi ve Cinsel Politika Toplumsal Cinsiyet ve İktidar-Toplum, Kişi ve Cinsel Politika / Gender and Power-Society, the Person and Sexual Politics

Uzun, bilgi dolu, zaman zaman sıkıcı, zaman zaman akıcı bir okuma oldu. Kitabın orijinal ilk baskısının 1987 yılında yapıldığını öğrenmem, okumamın hazzı açısından pek iyi olmadı. Zira sosyoloji gibi bir alanda, üzerinden 23 yıl geçmiş bir kitabı okumak, güncel olmayan bir eseri okumak anlamına geliyor. Çok daha eski kitaplar da okunabilir elbette ama konunun güncelliğinin önem düzeyi bu kitapların da değerini belirliyor. Evet, tarihsel geçmişi görmek açısından faydalı bir kitaptı. Bununla birlikte, bazı istatistiki bilgilerin epeydir geçerli olmadığını bilmek, buraları okurken motivasyonumun düşmesine sebep oldu. Kitap; ilki Giriş bölümü olmak üzere, 13 bölümden oluşuyor. Bu bölümler dört farklı kısımda ele alınmış. Bunlar: "Toplumsal Cinsiyetin Teorileştirilmesi", "Toplumsal Cinsiyet İlişkilerinin Yapısı", "Kadınlık ve Erkeklik" ve "Cinsel Politika" isimlerini taşıyor. Kitaptaki fikirlerden biri, cinsiyet algısının doğuştan gelmediği, zamanla toplum tarafından dikte edildiği yönünde. Bu durumun örnekleri kitapta bulunabilir. Cinsiyet ayrımcılığı, geçmişten bugüne epey yol katetmiş olsa da istenen insancıl noktaya hâlâ gelinebilmiş değil. Bu ayrımcılık sadece kadın ve erkek olarak değil, sınıflandırılmış ve sınıflandırılmamış cinsel diğer yönelimler açısından da varlığını koruyor. Bu sınıflandırmalar açısından, sahip olduğumuz tüm fikirler daha çok, içine doğduğumuz kültürün ve bunun sebep olduğu dünya görüşümüzün bir sonucu. Oysa farkında olmadığımız ya da reddettiğimiz büyük bir dünyanın içinde yaşıyoruz. Lanetlemek yerine, anlamaya çalışmak insani bir gereklilik olmalı.

Bir alıntı: "Milyonlarca başka çocuğa olduğu gibi bana da Amerikan tarihi hakkında bir sürü palavra ezberletildi." (s.329).

Düşman Yaratmak ve Rastgele Yazılar Düşman Yaratmak ve Rastgele Yazılar / Costruire il Nemico

İlk baskısı 2011 yılında, İtalyanca olarak yayınlanmış kitap, Eco'nun 15 denemesinden oluşuyor. Kitaba ismini veren deneme, "Düşman İnşa Etmek" adını taşıyor. En beğendiğim denemesi "Hayali Astronomiler" başlığını taşıyan deneme oldu.  Atasözleriyle yönetilen bir ülkeyi anlatan "Eski Köye Yeni Âdet" isimli denemenin ise kitaptaki en sıra dışı deneme olduğunu söyleyebilirim. En komik olan deneme de "Ben Edmond Dantès'im!" isimli deneme olabilir. Eco'nun anlatımı oldukça zekice. Kitabın çevirisi de iyi. Düşman denilince, akla ilkin savaş geldiğinden olacak, kitabın kapağı daha çok, askeriyede kullanılan kamuflaj ve bir asker figürüyle oluşturulmuş. Okuduğum ilk Umberto Eco kitabıydı; bununla kalmayacağına inanıyorum. :)

Bir alıntı: "Şansa güvenenler körlerin rehberliğini kabul etmiş olur." (s.234).