Kitaplar

Kağıt Ev Kağıt Ev / La Casa de Papel

"Kitaplar insanın kaderini değiştirir." Orijinal adı (La Casa de Papel) bir Netflix dizisini hatırlatsa da bu öykünün diziyle ilgisi yok. Hatta siz de benim gibi, kitapları en başından, sayfa ya da satır atlamadan okuyorsanız bu kitaptaki ilginç hikâyenin Türkçe'ye çevireninin özgeçmişiyle başladığını görebilirsiniz. Kitabı Türkçe'ye kazandıran Seda Ersavcı hanım, ikiziyle birlikte dünyaya gelmiş. Bunu da "1982'de Ankara'da Cem Ersavcı ile beraber doğdu." cümlesiyle belirtmişler. Bana oldukça ilginç geldi, fark ettim ki, "ikizi olan birinin özgeçmişi nasıl olur" diye hiç düşünmemişim. :)

Hikâye, kitapların, öldürdüğü insanlardan bahsederek başlıyor. Bunun bir önemi var elbette. Kitap, bir öğretim üyesinin ölen arkadaşına gelen, üzerinde kurumuş çimento kalıntıları olana kitabı, gönderenine iade etmeyi istemesiyle meraklandırıyor. Kitapta neden çimento kalıntıları vardır? Sonra kitap aşkının nerelere gelebileceğini gösteren başka bir hikâyeyle karşılaşıyoruz. Kitap okumayı bir serbest zamanı faaliyeti olarak değil de hayatının "olmazsa olmazı" olarak nitelendiren herkesin okurken zevk alabileceği, kendinden bir şeyler bulabileceği bir hikâye. Bazı sayfalardaki çizimler de okuyucu ile kitap arasındaki etkileşimleri soyut bir anlatımla gösteriyor.

Bir alıntı: ".... İnşa edilen bir kütüphane, yaratılan bir hayat demektir; yığılmış kitaplar toplamı değildir asla." (s.38).

Tarihsel Süreç İçinde Dünya Ekonomisi Tarihsel Süreç İçinde Dünya Ekonomisi / Tarihsel Süreç İçinde Dünya Ekonomisi

İnsanlığın ilk ticari faaliyetlerinden bugünkü duruma nasıl gelindiğini çok yalın bir dille anlatan kitap, dünya ekonomisinin tarihsel sürecini öğrenmek için başlangıç eseri olabilir. Kitap biri Giriş olmak üzere 18 bölümden oluşuyor. Bu bölümlerden bazıları şöyle: Ekonomi Tarihi Tüketimle Başlar, Tarımsal Artıdan Sermaye Birikimine, Sanayi Devrimi, Krizler Çağı, Kapitalizmin Küreselleşmesi. Kitabın sonunda 'meraklısı için' Nobel Ekonomi Ödülü alan iktisatçıların, hangi yıl, hangi araştırma konusuyla ödül aldıklarının da listesi verilmiş. Kitapta bazı küçük editör hataları da var. Örneğin, 123. sayfadaki şeklin orada ne işi var belli değil :) Kısa, öz ve anlaşılabilir bir kitap. Hocanın Twitter hesabındaki paylaşımlarının samimiyetini hissedebilirsiniz.

Bir alıntı: "(Batılı yazarlar ortaçağın bitişini Kolomb'un Amerika kıtasını keşfine bağlarlar). İstanbul'un fethinin birçok bilim insanının başta İtalya olmak üzere Avrupa ülkelerine göç etmesine ve onların da katkısıyla Rönesans'ın başlamasına yol açtığı iddia edilir." (s.94).

Saatleri Ayarlama Enstitüsü Saatleri Ayarlama Enstitüsü / Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü uzun zamandır okumayı istiyordum.  Elimdeki kitabı 30 Ekim 2010 tarihinde almışım ki, aldığım tarihten bu yana bile dokuz yıl geçmiş.  Beni harekete geçiren kıvılcım, sosyal medyada gördüğüm "Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü okumayan, Türkiye sosyolojisi hakkında yorum yapmasın" gibi bir görüş olmuştu. Bu sözde ifade edilen fikir kadar iddialı olamayacağım.  Saatleri Ayarlama Enstitüsü bir "ironiler" romanı. Romanın başkarakteri Hayri İrdal'ın yarı sağduyulu,  yarı duruma göre hareket eden tavırları, etrafındaki insanlar, Halit Ayarcı gibi kurnaz insanları tanımayanımız yoktur. Romanda ne yok ki? Devlet kurumlarının verimsizliği, çarpık insan ilişkileri, simya, astronomi, psikoloji, sinema, müzik, dans, ikiyüzlülük, yalan, fakirlik, zenginlik, psişik olaylar...

Aslında Saatleri Ayarlama Enstitüsü toplumun tamamının bir resmi. Bunu söylemek bana düşmez ama iyi bir roman var karşımızda.

Bir alıntı: "Ahmet Zamanî Efendi isminde hiçbir insan tanımamıştım. Hattâ adını ilk defa işitiyordum. 'Ah Yârabbim, ekmek paramı niçin bana doğrudan doğruya vermedin de beni başkalarının uydurduğu bir yalan yaptın!'" (s.263).

Gerçeklik Açlığı: Bir Manifesto Gerçeklik Açlığı: Bir Manifesto / Reality Hunger: A Manifesto

Çok farklı bir deneme kitabı bu; hem biçimiyle hem de içeriğiyle. Kitap üç şekilde takip edilebiliyor: 1.sayfa numarasından, 2.her bölüme verilen harflerden ve 3.her fikre verilen numaralardan. Yazar Shields, gerçek nedir? Kime aittir? Edebiyat ve sinema dünyasında türler ne anlama gelir? gibi soruların cevaplarını 618 fikir üzerinden vermiş. Yazarın temel iddiası şu: Gerçeği kimse sahiplenemez. Biri bir gerçekten bahsediyorsa bu, ona ait değildir. Dolayısıyla, o kişiye bir atıf ya da o kişiyi göstererek alıntı yapmak gerekmez. Kitabın bu temel düşünce ekseninde hareketinden dolayı, yazar, sona koyduğu "Ek" bölümünde, kitapta alıntılanan fikirlerin sahiplerini vermiş. Bununla birlikte, yazarın bir de tavsiyesi var: "Eğer alıntı konusunda benimle aynı fikirdeyseniz bu, kaynakça sayılabilecek kısmı kitaptan kesin ve öyle okuyun." Tabi ben böyle okumadım. Aksine, beğendiğim fikirlerin sahiplerini "Ek"ten bulup, fikrin sahibini kırmızı kalemle yazdım :) Altı çizilecek çok cümle olmakla birlikte, bazı tekrarları da var kitabın. Yayınevinin bazı açıklayıcı bilgileri dipnot olarak kitaba eklemesi de okuyucuya kolaylık olmuş. Ek bilgi olarak, kitabın 30'dan fazla yayın organı tarafından yılın en iyi kitabı seçildiğini de ekleyeyim.

Bir alıntı: "Öncüleri daima sırtlarındaki oklardan tanırsınız." (s.259).

Can Sıkıntısının Eğlenceli Tarihi Can Sıkıntısının Eğlenceli Tarihi / Boredom, A Lively History

Peter Toohey'in, Edebiyatta Sanatta ve Popüler Kültürde Kıskançlık isimli kitabını beğenmiştim. Aynı tadı bu kitapta da bulacağımı sanıyordum ama öyle olmadı. Can sıkıntısının tarihi yine can sıkarak anlatılmış. Kendi adıma sevindirici olan şey, iyi ki bu kitabı diğerinden önce okumamışım. Bu kitaptaki nispeten olumsuz tecrübemden dolayı diğer kitabı elime almazdım sanıyorum. Kitapta ilgi çekici bilgiler var ama bunlar da kitabı okuma heyecanını diri tutamıyor. Eser, can sıkıntısını özellikle edebiyat ve resim dünyasından örneklerle anlatıyor. Can sıkıntısını iki gruba ayırıyor: basit can sıkıntısı ve varoluşsal can sıkıntısı. Basit can sıkıntısı herkesin her an yaşayabileceği türden bir sıkıntı. Varoluşsal sıkıntı ise daha çok, bilişsel gelişmişlik gerektiriyor. Diğer her şey bir yana, kitapta yer alan, bilim insanının can sıkıntısına örnek sayılabilecek, Dürer'in Melencolia I isimli gravürü ile Lucas Cranach'ın bu gravüre tepki olarak yaptığı Melancholia tablosunu öğrenmek, kitabın bana kattıkları oldu. Sırada, Renkli Tarih serisinin diğer kitapları var.

Bir alıntı: Sartre'nin Bulantı kitabındaki Roquentin karakterinden bahisle "Ben özgürüm: Tam da bu nedenle yaşamak için hiçbir nedenim yok." (s.111).