Kitaplar

Mütevazı Bir İntikam Mütevazı Bir İntikam / Mütevazı Bir İntikam

Eğlenceli bir roman. Cezaevi ve askerlik olayları o kadar gerçekçi geldi ki, bazılarının yazar tarafından yaşanmış olduğunu zannediyorum. Roman, karakterlerin anlatımları üzerinden gidiyor. Birkaç sayfada bir karakter değişiyor. Bunları her bir başlangıçtaki simgelerden de anlayabiliyoruz. Örneğin, Ali ismine sahip iki karakter trafik lambalarındaki duran adama benzeyen simgeyle, Şevval, kadın simgesiyle, Asker Ali'nin günlüğü, gözlük simgesiyle ve gazete yazarı Ömer Damla, daktilo simgesiyle gösterilmiş. Sade ve akıcı olan roman, gereksiz uzatmalarla okuyucunun zamanını çalmıyor. Arada verilen bazı ilginç bilgilerin gerçekliğini de merak ettim doğrusu. Bir yolculuğa çıkacaksanız bu romanı yanınıza alabilirsiniz. Ne de olsa kendisi de bir yolculuk üzerine. Dilerim, iftiralar yalnız kitaplarda kalırlar. Kitabın mottosu sayılabilecek "Bizi kelimeler kurtaracak" sözü de kitabın 197. sayfasında geçiyor. :)

Bir alıntı: "Diş çürümesi iyi bir şeymiş eskiden, Washington'dan çok önce. On altıncı yüzyılda, İngiltere'de aşırı şeker tüketimi nedeniyle zenginlerin dişleri çok çürüdüğü için halk arasında dişleri siyaha boyatmak moda olmuş, böylece zengin gösteriyorlarmış. Vaktiyle Japonya'da da soylular köle olmadıklarını herkes anlasın diye dişlerini demir tozuyla siyaha boyuyorlarmış." (s.214).

Edebiyatta Sanatta ve Popüler Kültürde Kıskançlık Edebiyatta Sanatta ve Popüler Kültürde Kıskançlık / Jealousy

Kıskançlık, haset, gıpta, imrenme... Küçüğünden büyüğüne insanların ve her türlü hayvanın hissettiği şeytani duygu. Doğan Kitap'ın Renkli Tarih serisinden okuduğum ve en az önceki kadar (Öpüşmenin Tarihi) iyi bir kitap. Kıskançlık kavramının teorik açıklamaları yanında, bilimsel araştırma sonuçları, tablo, film ve kitaplarla dolu 200 sayfa. Mitolojiden günümüze bir yolculuk. Kitabı okurken elimden telefon düşmedi. Çünkü neredeyse her üç sayfada bir ressamların tablolarını görmek istedim. Evet, kitapta bazı tabloların resimleri var ama bunlar siyah beyaz. Kitap, kıskançlık ve haset arasındaki farkı, kıskançlığın bir şeyi kaybetme korkusu; hasedinse bir şeye ulaşamama korkusundan kaynaklandığı şeklinde açıklıyor. "Kıskançlık yok edilemez" diyor Toohey. Yazarın, kıskançlık sonucu kıskanılan kişiye yönelen yıkıcı davranışlarla ile ilgili düşüncesi de şöyle: "Bir duyguyu kontrol edemeyebilirsiniz ama onu eyleme döküş biçiminizi kontrol edebilirsiniz. Kıskançlık bir uyarı mekanizmasıdır. Uyarıyı alınca ne yapacağınız, bambaşka bir konudur." Şahsi düşüncemse yıkıcı kıskançlık yaşayacağımız birinden uzak durmamız yönünde.

Bir alıntı: Kardeş aktristler, Joan Fontaine ve Olivia de Haviland arasındaki kıskançlık hakkında "1978'de, Joan, Hollywood Reporter'a verdiği röportajda kız kardeşi için şunları söylemişti: 'Önce ben evlendim, Olivia'dan önce Oscar kazandım, ondan önce ölürsem, yine kazandığım için Olivia şüphesiz çok öfkelenecektir." (s.124).

Yeni Nesil Pazarlama Uzmanından Sırlar Yeni Nesil Pazarlama Uzmanından Sırlar / Expert Secrets

Orijinal adı "Expert Secrets (Uzman Sırları)" olan bir kitabın adını, "Yeni Nesil Pazarlama Uzmanından Sırlar" olarak değiştirmek bir pazarlama numarası değil. Olsa olsa bir ışığa çekilmek istenen gece kelebekleri için sahte bir güneş numarası olabilir. Pazarlamaya dair birkaç şey olsa da bu kitap akademik anlamda bir pazarlama kitabı değil. Kitabın en önemli özelliği, yazarının ve sahibi olduğu şirketin tanıtımını yapmak. Clickfunnels adında bir web sitesi var. Funnel (huni) kelimesi İngilizce konuşanlar için farklı çağrışımlar yapabilir ama Türkçe konuşan biri için ancak delilerin başına taktığı bir araçtır en fazla. Kitabın başından sonuna kadar huni diyerek neyi anlatmaya çalıştıklarını başta açıklasalarmış keşke.  Bunun yerine, ancak kitabın sonunda birkaç cümleyle huni ile ne demek istediklerine vakıf olabildim. Evet, bu anlam huninin özelliği ama kaç kişi huniyi işini tanımlamak için kullanır?  Eserde ilgimi çeken yerler hikâye anlatımı ve sunum tekniklerinden bahseden sayfalar oldu. Bunlar da birkaç sayfaydı. Kitapta tekrar da çok fazla ve dili, müşteriyi kazanma değil, "avlama" üslubunda. Yazar, bu işlere "patates silahı" yaparak başlamış. Patates silahı da bizim kültürümüzden değil ve gerçekten ne işe yaradığını anlamadım. Bu silahta barut kullanılıyor üstelik (silah deyince, barut olması tuhaf değil tabi). Kısacası, Amerikalının Amerikalı için yazdığı bir kitap.  Hiçbir kitap için olumsuz cümleler yazmak istemem ama bu kitap benim için tam bir hayal kırıklığıydı. Bir şeyler öğrendim ama fayda/maddi ve zaman maliyeti açısından olumlu bir deneyim olmadı. Şimdi, okumayı sabırsızlıkla beklediğim kitabı okuyabilirim. 

Bir alıntı: "Her iyi hikâye, zorlayıcı arzularının peşinden giden ve ulaşabilmek için görünüşte üstesinden gelinmesi zor engellerle karşılaşan büyüleyici bir karakter hakkındadır." (s.129).

Akılla Bir Konuşmam Oldu Akılla Bir Konuşmam Oldu / Akılla Bir Konuşmam Oldu

Yazarı bir müzisyenin olan, okuduğum ilk kitap oldu. Fazıl Say'ın yazdığı başka kitaplar da varmış. Akılla Bir Konuşmam Oldu kitabı bu kitapların sonuncusu. Eserde dört bölüm var:  "Dünyam" bölümünde, yazarın hayatı ve dünya görüşüne dair yazılar var. "Yüzler" bölümünde, yazarın hayatında iz bırakmış kimselerle ilgili yazılar paylaşılmış. Üçüncü bölüm "Şairlerim" ismini taşıyor ve müzisyenin hayatına etki eden, şiirlerini bestelediği şairlerden bahsediliyor. Son bölümün adı, "Çocuklarım". Bu bölümde de müzisyenin besteleriyle ilgili bilgiler yer alıyor. Kitabın ismi, Say'ın "İlk Şarkılar" albümünde yer alan Hayyam şiirinden geliyor. Bu albüm çok iyidir. Bir bakmanızı tavsiye ederim. Say, kitabın önsözünde, bu kitabın bir yazarın eseri olarak değil, bir müzisyenin müzik ve fikir paylaşımı olarak değerlendirilmesini istiyor. Bu kitaba kadar Fazıl Say benim için başarılı bir müzisyen ama daha çok, medyada yer alan tartışma ve hukuk davalarıyla tanıdığım biriydi. Kitapla birlikte, dünyada ne kadar çok tanındığı, ne kadar çok beste yaptığıyla ilgili bilgiler de edinmiş oldum. Kolay değil, beş yaşından beri müzikle uğraşan ve çocukluğundan beri ailece görüştükleri, Türkiye kültür hayatında önemli izleri olan kimselerin yanında bulunmuş biri var karşımızda. Kitapta pek çok müzisyen ve şaire övgüler var. Bunun yanında, küçük bir hata da var. Kitabın 174. sayfasında, "'İyi şef' Hikmet Şimşek" isimli başlığın altında verilen, Hikmet Şimşek'in TRT1 kanalında yaptığı programın adı, "Konser Saati" değil, "Pazar Konseri" olmalıydı. Dünyaca ünlü bir müzisyenin aklından geçenleri, hayalleri, dostlarını ve insan yanını merak edenler, bunun yanında, iyi müzik eseri önerisi almak isteyenler için faydalı bir kitap olabilir.

Bir alıntı: "Babam hızlı adımlarla yürüyordu, ben çok hızlı adımlarla..." (s.210).

Okumanın Halleri Okumanın Halleri / Okumanın Halleri

2019 yılına iyi bir kitapla başladım. Kitap, yazar Sırma Köksal'ın okuma serüvenine ortak eden denemelerinden oluşuyor. Konular 18 başlıkta aktarılmış. Bunlardan bazıları; Sonbahar, Büyümek, Acelesizlik, Gece, Aile, Yorgunluk ve Aylaklık başlıklarını taşıyor. Köksal, her bir konuyu, kitap sayfalarından alıntılarla aktarıyor. Bu yöntem, bir kitabı okurken başka pek çok yazarın görüşlerini de öğrenme imkanı veriyor. Hele bir de o kitap ve yazarları siz de okumuşsanız alınan haz kat kat artıyor. Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir kitap. Denemeleri neden sevdiğimi bir kez daha anlıyorum.  Edebiyata ilginiz varsa kesinlikle kaçırmayın.

Bir alıntı: "Okumanın zevki, gözlerimizin önünden akıp giden bir başka dünyanın izleyicisi olmaktır...". (s.36-37).