Kitaplar

Kızımla Ekonomi Sohbetleri-Kapitalizmin Kısa Tarihi Kızımla Ekonomi Sohbetleri-Kapitalizmin Kısa Tarihi / Talking to My Doughter About the Economy: A Brief History of Capitalism

Yunanistan eski ekonomi bakanının yazarlığını yaptığı kitap,  kızıyla ekonomi ve kapitalist sistem hakkında sohbet eden ekonomist bir babanın düşüncelerinden oluşuyor. Eğlenceli ve bilgilendirici bir dil var kitapta. Yazım yöntemi olarak, temel bir soru ve bunun başlıklandırılmış cevaplarını içeren bir yazım yöntemi kullanılmış. Örneğin, ilk bölümü: "Neden Avustralyalı Aborijinler İngiltere'yi İşgal Etmedi?" sorusu ile başlıyor ve "Piyasalar ve Ekonomiler: Apayrı İki Kavram", "İki Büyük Sıçrama: Konuşma ve İhtiyaç Fazlası", "Yazı" gibi alt başlıkları içeriyor. Yazar, kitabı dokuz günde yazmış ve hiçbir kaynakça kullanmamış. Böylesi bir kitap için de uygun olmuş. Kapitalist sistemin tarihini eğlenceli bir biçimde okumak isterseniz bu kitaba bakabilirsiniz. Muadili, Mahfi Eğilmez'in Dünya Ekonomisi kitabı olabilir. Her iki kitabı da beğenerek okudum.

Bir alıntı: "Kurban olmaktan beteri kendi kurbanlığınla suçlanmaktır herhalde." (s.84).

Bana Yalan Söylediler Bana Yalan Söylediler / Everybody Lies: Big Data, New Data, and What the Internet Can Tell Us About Who We Really Are

Adına yakışır bir içerik var kitapta. Özellikle sosyal medya verilerinin toplanmasıyla yapılan çıkarımlar, bireysel olarak kendimize tuhaf gelmese de toplumsal olarak kabul edilmesi zor gerçeklere değiniyor. Yazar, Google ve diğer veri kaynaklarını kullanarak, kullanıcıların yaptığı aramalardan, gerçekte ne düşündüklerini ortaya koyuyor. Bunun için de büyük veriyi kullanıyor. Sadece Google değil, porno sitelerinde yapılan aramaları da araştırmasına konu ediyor. Yöntemi, gerçeği ortaya çıkarmaya yönelik. Örneğin, kitabın Giriş bölümünde şöyle deniliyor: "İnsanların zaman zaman Google'da bir şey aramaktan ziyade Google'la sırlarını paylaştıklarını düşününce, bu tespitin doğruluğu iyice açığa çıkıyor." Kitapta sekiz bölüm var. Her biri ilginç ve kimileri için şok edici gerçekleri açığa çıkarıyor. Yazarın "Dijital Hakikat Serumu" adını verdiği dördüncü bölüm oldukça ilgi çekici. Bu bölümde, insanların gerçekte ne düşündüklerini öğrenmenin üç değişkene bağlı olduğu söyleniyor. Bunlar: İnternet, yalnız başına olma ve anket yapan birinin olmaması. Fikirlerimizde başkalarına karşı dürüst değiliz ama internet aramalarında dürüstüz demek istiyor. Beğenerek okudum.

Bir alıntı: "Örneğin, bir erkek ile bir kadının ilk buluşmada nasıl konuştuklarına bakarak ikinci kez buluşup buluşmayacaklarını tahmin edebiliriz." (s.67).

Büyük Muztaripler (Schopenhauer-Nietzsche-Tolstoy) Büyük Muztaripler (Schopenhauer-Nietzsche-Tolstoy) / Büyük Muztaripler (Schopenhauer-Nietzsche-Tolstoy)

1932 yılından bir felsefe-biyografi kitabı. Yazar Suut Kemalettin, Shopenhauer, Nietzsche ve Tolstoy'un hayatlarını ve bazı önemli eser ve düşüncelerini kısa bir biçimde açıklamış. Basıldığı yıl gözönüne alındığında, kıymetli bir çalışma. Dili eski ama anlaşılmayacak düzeyde değil. Hem arada bir sözlüğe bakmanın da zararı yok. Samimi bir dili var üstelik. Adı geçen kişilerin hayatlarını bir yerlerden okumuş olabilirsiniz ama 1932 baskılı bir kitaptan okumanın zevki de farklı olabilir.

Bir alıntı: "Bu cehennemin ısıran alevlerile yanmış bağrımızı biran saracak rüzgârı, bu yanan çölde kuruyan ruhumuzu ebedî sükûnetile ıslatacak cenneti nerede bulmalı? Sehopenhauer bize o rüzgârı, o cenneti gösteriyor: O rüzgâr san'at, o cennet riyazettir." (s.26).

Eşyanın Tabiatı Eşyanın Tabiatı / Stuff Matters

Bilgi ve eğlence dolu bir kitap. "Eşyanın tabiatı" ifadesini günlük hayatımda sıklıkla kullanırım. Bu isimdeki bir kitap en azından bu alışkanlıkla okunmalıydı. İfadenin gerçek anlamıyla, eşyanın tabiatından bahsediyor kitap. 11 bölümden oluşan kitap, hayatımıza yöne veren eşyaların nasıl ortaya çıktığını hem bilimsel hem de tarihsel süreç açısından ele alıyor. Başlıklar da oldukça ilginç (parantez içindekiler bana aittir): Boyun Eğmez (çelik), Güvenilir (kağıt), Temel (beton), Nefis (çikolata), Mucizevi (köpük), Düş Gibi (plastik), Görünmez (cam), Kırılmaz (grafit), Zarif (porselen), Ölümsüz (implant) ve Sentez. Bu bölümlerden en az biri mutlaka ilginizi çekecektir. Bilim sıkıcı olmak zorunda değil. Bu kitap bunu ispatlıyor. İyi kitap.

Bir alıntı: "1902'de dünya elmas üretiminin yüzde doksanını elinde tutan DeBeers şirketi, taşların değerini düşürmeden iyice büyüyen bu pazarda nasıl satış yapacağını düşünüyordu. Bu işi kurnaz bir pazarlama kampanyasıyla başardılar: 'Elmaslar ölümsüzdür' sloganını uydurarak, tektaş nişan yüzüklerinin ebedi aşkın yegâne gerçek ifadesi olduğu fikrini icat ettiler. (...) Ama elmaslar ölümsüz değildir, en azından bu gezegende. (...) Bu haber elmas sahiplerini tedirgin edebilir ama içleri rahat olsun, değerli taşlarında fark edilir bir bozulma görmeleri milyarlarca yılı bulacaktır." (s.192).

Fahişelik ve Kadın Ticareti Fahişelik ve Kadın Ticareti / Prostitutes and Their Parasites

Sanıyorum ilk ve tek baskısını 1973 yılında yapmış kitabı, daha önce okuduğum bir kitabın kaynakçasında görmüştüm. Kitabın orijinal baskısı 1963 yılında yapılmış. Dolayısıyla, o dönemin şartlarından bahsediyor. Kitapta bahsedilenler bugün farklı olabilir. Kitabın orijinalinin Fransızca olması sebebiyle, daha çok, Fransa özelinden bahsettiği söylenebilir. Elbette, konu her zaman güncel aslında. Türkçe çevirisi 1973 yılına ait olmasına rağmen oldukça akıcı bir dili var. Altı bölümden oluşan kitaptaki bölümler şöyle: Fuhşun Tarifi, Fuhşun Tarihi, Fuhşun Coğrafyası, Genel Kadınların Toplanışı ve Fuhşun Yapılışı, Muhabbet Tellâllığı, Toplumun Tepkisi.

Konunun tarihçesi özellikle okunmaya değer. Mesela, ilk genelevlerin kilise tarafından işletilmesi veya tanrıya hizmet için çalışan hayat kadınlarının varlığı gibi. İçinde olduğumuz ama görmezden geldiğimiz bir dünyadan bahsediyor. Bazı satırları acı çekerek okudum. Bu satırlarda, kimsenin başına gelmesini istemeyeceği olaylardan bahsediliyordu. Hayat kadını kavramı hukuki olarak ilk kez 533 yılında, Roma İmparatoru Jüstinyen zamanında "Zevk için değil (sine delectu), para kabul ederek (pecunia accepta), herkesin önünde (palam omnibus) kendini veren kadın" olarak tanımlanmış. Mancini, eleştirisinde özellikle fuhşa aracılık edenleri suçluyor. Onların bu işten en çok menfaat elde eden ama en az cezalandırılan kesim olduğunu belirtiyor. Kitapta konuyla ilgili pek çok tartışmaya da yer verilmiş. Konu özel ve kimileri için tabu sayılabilecek bir özellik gösterdiğinden kitap herkesin ilgisini çekmeyebilir. Diğer bir zorluk da kitabın baskısının olmaması. Elimdeki kitapta not almakta zorlandım. Zira, kağıdı oldukça yıpranmıştı. Benim için aydınlatıcı bir okuma oldu. "İnsan, insana bunu yapmamalı."

Bir alıntı: "Fâhişelere başvuran erkekler genellikle ihtiyaçlarını başka yerde gideremiyen ya da sadece aradıkları zevkleri bulamıyan kimselerdir. Fuhşu bir vatandaş grubunun ihtiyaçlarındaki, az - çok zorlayıcı ve açığa vurulmuş isteklerindeki ya da anormalliklerindeki değişikliğe uyarak, kanunî bir biçim altında örgütlemek, kamu yararına ve kamuoyunun ruh haline aykırıdır. Bunun dışında, rıza ile yapılan cinsel eylem, herkesin kendi vicdanına kalmış bir iştir." (s.126).