Kitaplar

Korku Korku / Angst

Rahat ve korunaklı bir yaşam süren saygın bir kadın, sekiz yıllık evliliğinden sıkılmış, burjuva dünyasının kozasından çıkarak kendini genç bir piyanistin kollarına atmıştır. Ancak bu gizli ilişkiden haberdar olan bir şantajcının ansızın zuhur etmesiyle, hayatında yeni farkına vardığı bütün güzellikleri yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalır ve kahredici bir korkunun pençesine düşer. Korku insanı bilinçdışına itilmiş utanç verici deneyimlerden, bastırılmış pişmanlıklardan özgürleştirebilecek güçte bir yapıt.
(Tanıtım Bülteninden)

Hatasız Düşünme Sanatı II Hatasız Düşünme Sanatı II / Die Kunst Des Klugen Handelns

Hatasız Düşünme Sanatı dünyada 1.000.000'un üzerinde sattı. Sayısız okur Rolf Dobelli'nin en sık yapılan düşünce hataları hakkındaki zekice metinlerine hayran oluyor.

Ancak Dobelli'nin hatasız düşünme hakkındaki tavsiyelerini dikkate alanlar henüz düzlüğe çıkmış sayılmaz, çünkü bu yolda bizi hâlâ başka tuzaklar bekliyor. Ne mutlu ki, nasıl yapacağımızı bilirsek onlardan da kaçınabiliriz. Nasıl mı? Tabii ki Hatasız Düşünme Sanatı sayesinde...
Rolf Dobelli size gerekli donanımı sunuyor: Sırf diğerleri o yoldan gidiyor diye yanlış yollara sapmayın. Diğerlerinin zahmet edip sizin için yaptığı hatalardan ders çıkarın.

Hatasız düşünün akıllıca davranın!
(Tanıtım Bülteninden)

Astrolojinin Bilimle İmtihanı Astrolojinin Bilimle İmtihanı / Astrolojinin Bilimle İmtihanı

Astroloji neden ve nasıl ortaya çıktı?
Astroloji neden "sahtebilim"dir?
Astroloji neden bu denli "tuttu"?


Tevfik Uyar bu üç soru ve yanıtları çerçevesinde, gerçeğe tutkuyla bağlı olanlara seslenerek, yıldızların bize neleri söyleyemeyeceğini ortaya koyuyor. Astrolojinin Bilimle İmtihanı, sahte inanışlar ve merak duygumuzun oburca sömürülmesine karşı bir "yalansavarlık" çalışması. Bir yanda işkembe-i kübrada imal edilmiş sözde bilgiler ve kehanetler var, diğer yanda bilimin ve mantığın söyledikleri…

Uyar, "Mars ve Venüs'u?n etkisiyle şu sıralar her zamankinden daha duygusal olabilir, ailevi konularda bir takım çözümsüzlüklerle karşı karşıya gelebilirsiniz" falcılığının anatomisini çıkarıyor, sonra da otopsisini yapıyor.

İlk gazete astroloğunun şaşırtıcı öyküsünden finansal yatırımlar ile isimlerimizdeki harflerin ilişkisine kadar, çağlar öncesi ile gelecek arasında gezinen, son derece keyifle okunan, uyarıcı bir kitap. (Tanıtım Bülteninden)

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu / Brief Einer Unbekannten

Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920'li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!

Proust Bir Sinirbilimciydi Proust Bir Sinirbilimciydi / Proust Was a Neuroscientist

Lehrer, sinirbilimdeki son çalışmaların ışığında; Proust|un romanlarının belleğimizin, Cézanne|ın resimlerinin görme duyumuzun, Stravinski|nin müziğinin işitsel algımızın, Stein|ın şiirsel arayışlarının dil yetimizin, Woolf|un bilinçakışı metinlerinin ise zihnimizin çalışma ilkelerini nasıl da doğru bir şekilde önceden ortaya koyduklarını çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Sanat ve bilimin, bunca zamandır birbirleriyle iletişim kuramayan iki farklı kültürün artık konuşması gerektiğini söyleyen bu kitap, biz kimiz sorusuna ikili bir cevap öneriyor: |Rüyaların yapıldığı maddeden yapılmışız, ama aynı zamanda yalnızca maddeyiz.|
Jonah Lehrer bu kitapta yemek yapmanın kimyadan ibaret olmadığını harikulade bir tarzda gösteriyor. Bilim ve tekniğin ötesinde yetenek, sezgi ve içgüdüler de vardır ve bunlar da olduğunda, sanat ve bilim el ele verip ortaya enfes bir yemek çıkaracaktır.