Kitaplar

Sen, Ben ve Aramızdaki Her Şey Sen, Ben ve Aramızdaki Her Şey /

Acı, onu araştıran ve anlayan herkes için muhteşem bir bilgidir. Acı, yaşama ve yaşadıklarımıza verdiğimiz değeri gösterir. Bir terapi oturumunda ağlayan eşinin gözyaşlarına hiçbir anlam veremediğini söyleyen ve "Ben hiç ağlamadım," diye övünen birine, "Sizin için çok üzüldüm," demiştim. "Niye?" diye sorduğunda ise, "İnsanın yaşamında ağlayacak kadar değer verdiği hiçbir şeyin olmaması çok acı verici de ondan," dediğimi hatırlıyorum.

Neredeyse, "Çözüm yoksa sorun da yoktur," biçimindeki aşırı pragmatik bir anlayışın pompalandığı bir dünyada, kim acıyı derinlemesine incelemek ve gösterdiği adresi bulmak ister ki? Bu kitabın bazı bölümleri ve özellikle sadakatsizliğe ayrılan bölümü, kendi acısından öğrenmeyi ve anlam çıkarmayı amaçlayan insanlar için yazıldı... Acı yaşamın kaçınılmazlarından biridir. Ancak acı çekmekten daha da önemli olan Acı Çekmeye Değer Bir Yaşam Öyküsü'ne sahip olabilmektir.

Bu kitap yalnızca sadakatsizlik gibi travmatik yaşantıları daha iyi anlamak ve onları daha az acıyla geride bırakarak yaşama devam etmenin yollarını aktarmak için yazılmadı. İnsan yaşamının vazgeçilmez bir yanılsaması olan aşk ve neredeyse felaket sayılabilecek olumsuz sonuçlarına rağmen halen dünyanın en büyük gönüllü organizasyonu olarak ayakta kalmayı başaran evlilik de, bu kitabın konularından bazıları oldu. Evlilik, Abd ve İngiltere gibi birçok ülkede kendisine başvuranların yarısını hayal kırıklığına uğratan ve iflas ettiren bir kurum. Başka bir deyişle istatistikler, birçok ülkede iki evlilikten birinin boşanma ile sonuçlandığını göstermekte. Eğer bu istatistikler yapacağınız evlilikle ilgili değil de bir iş ortaklığı ile ilgili olsaydı, yani birisiyle iş ortaklığı yapacağınız sırada istatistiklerine çok güvendiğiniz bir arkadaşınız, "İkinizin iş ortaklığınızın yürüme şansı sadece yüzde 50," deseydi hâlâ tüm varlığınızı bu ortaklığa yatırır mıydınız? Ne gariptir ki iş evliliğe gelince insanların yüzde 90'ından fazlası, yüzde 50 yürüme şansı olan bir ortaklığa yatırım yapabiliyor. Bu kitabın bir bölümü de böylesi bir davranışı daha iyi anlamaya ve evliliklerin daha sağlıklı yürüyebilmesi yönünden yapılması gerekenlere ilişkin görüşlere ayrıldı.

Kitabın bir bölümü ise çoğu kez yalnızca politik doğruların konuşulduğu bir dünyada, politik olarak kolaylıkla yanlış anlaşılabileceği için konuşulmaması beklenen kadın-erkek farklarına ayrıldı. Benzerliklerin eşitlikle eşdeğer anlaşıldığı bir dünyada farklılıkları konuşmak cesaret ister. Oysa gerçekte farklılık, eşitliğe aykırı bir kavram değildir. Doğal olarak erkek ve kadına ait genellemeler her türlü genellemenin içerdiği tüm hataları kapsayacaktır. Ancak kitapta sözü edilen farklılıkların en azından bir kısmı bile gerçekse, bu farklılıkları anlamak birlikte yaşamayı kolaylaştırabilir. Bu anlayıştan yola çıkarak, 'Erkekler Mars'tan, Kadınlar Venüs'ten mi?' başlığı altında farklılıkları mizahla yumuşatarak aktarmaya çalışan bir bölüm eklendi kitaba. Bu bölümün okuyucuları eğlendirirken bir yandan da düşündürebileceğini umuyorum. -Prof. Dr. Mehmet Sungur-

Psy-Q Psy-Q /

Zekâyı simgeleyen ıq'yu duydunuz. Peki ya psy-q, psikolojik zekânız? Sahiden, kendiniz hakkındaki gerçeğin ne kadarını biliyorsunuz? 

Mevzu ister eş seçimi olsun ister "bir börek daha yesem ya!" gibi nispeten basit bir karar; ister komplo teorilerine yatkınlığımız ister tuvalet kağıdı rulosunu hangi yönde taktığımız; tüm duygu, düşünce ve davranışlarımız psikoloji araştırmalarının ilgi alanında. Üstelik ulaşılan sonuçlar hakkımızda pek de kolay hazmedilir türden şeyler söylemiyor.

Neyse ki Ben Ambridge bu işi yapmanın eğlenceli bir yolunu bulmuş. PSY-Q sadece bu araştırmaları paylaşmıyor, sizi de onların bir parçası yapıyor. Ünlü araştırmaların sonuçlarını çok sayıda interaktif test, akıl oyunu ve illüzyon eşliğinde sunarak, psikolojik zekânızı test edebilmenize ve bunu genel sonuçlarla karşılaştırarak "psikolojik rütbenizi" öğrenebilmenize fırsat tanıyor. 

PSY-Q "ev tipi" bir psikoloji laboratuvarı. Sizi şaşırtacak, kızdıracak ve fazlasıyla eğlendirecek. Ama en hepsinden öte, size sizle tanıştıracak.

Akıl Virüsü Akıl Virüsü /

Akıl Virüsü psikoloji, biyoloji, antropoloji ve bilişsel bilim alanlarının ötesinde tartışmalı bir yeni bilim dalı olan memetiki ele alan ilk popüler kitaptır. Memetik insan toplumunun görülmeyen fakat tam anlamıyla gerçek DNA'sı olan memlerin bilimidir. 
Richard Brodie Akıl Virüsü'nü Richard Dawkins, Douglas Hofstadter, Daniel Dennett gibi memlerin yaşantımıza potansiyel etkilerinden büyülenmiş olan bilim insanlarının çalışmalarını bir adım öteye taşıyarak inşa etmiştir. Ancak Brodie bilimin ötesine geçmiş ve meselenin özüne dalmıştır: Bu, Soğuk Savaş'ta atom fiziğinin yaptığına benzer şekilde bizim hayatımız üzerinde bir etkiye sahip olacak yeni bir bilimin ortaya çıkışı mıdır? Akıl virüsleri de atom bombası gibi hayatları etkileyebilecek midir? 

Akıl virüsleri hâlihazırda hükümetlere, eğitim sistemlerine ve şehir yönetimlerine bulaşmıştır ve günümüzdeki en yaygın ve zorlu problemlerin bazılarına yol açmaktadır. Akıl virüsleri bir gelecek kaygısı değildir: Onlar şimdi burada bizimle birlikteler ve bize bulaşma konusunda gün geçtikçe daha başarılı olmaktadırlar. Kitle iletişim araçlarının ve bilgiye giden yolların son dönemde büyük artış göstermesi yeryüzünü akıl virüsleri için birincil türeme zeminine dönüştürmüştür. İleride zihinsel bir veba olacak ve bundan yalnızca bazılarımız mı etkilenmeden kurtulacak? Richard Brodie bu kitapta memler hakkında bu gibi rahatsız edici soruları ortaya koyuyor. 

"Gerçeği söylemek gerekirse Brodie bulaşıcıdır fakat onun virüsü hakikati türetmektedir. Bu kitabı okuyanlar gerçekte neler olup bittiğini görme konusunda büyük risk altındadırlar." 
-Douglas Rushkoff-


"Bu bir kitap değil, zihinsel bir maceradır. Akıl Virüsü gördüğünüz ve duyduğunuz şeyler konusunda gerçekleri görmeniz için sizi harekete geçirir, eğitir ve canlandırır. Satın alın ve üzerinde çalışın."
-Jeffrey Gitomer-

"Dehanın gerçek işareti, karmaşık bir kavramı ele alıp bunu (benim gibi insanların anlayabileceği şekilde) basitleştirmesi ve daha da önemlisi insanların ondan faydalanmasını sağlamasıdır. Eğer mem gerçekten davranışlar için temelse (çocuk çocuğu taklit eder, çocuk yetişkini taklit eder, dünya lideri dünya liderini taklit eder...), bu durumda herkesin çok daha anlamlı memler yayması gerekmektedir. Bu konuya özen gösterin! Brodie'nin mizahi yaklaşımı bu kitabı eğlenceli, sürükleyici, eğitici ve zaman zaman tartışmalı bir hale sokuyor. Bu kitabı alın, sevdiğiniz birine verin ve gerçekten değerli bir virüsü yayın!" 
-Kevin Hogan-
(Tanıtım Bülteninden)

Kenyalılar Otobüs Şoförlerine Neden Bağırır? Kenyalılar Otobüs Şoförlerine Neden Bağırır? /

"Okuyacağınız en sıra dışı Harvard kitabı!

Birileri gerçekten de şirket performansı ile CEO'ların yüzlerinin genişliği arasındaki ilişki üzerinde bir araştırma yapmış olabilir mi? Yani şimdi bir sürü bilim insanı, ikramiye aldığımız hafta içindeki ölme olasılığımızı tahmin etmeye mi kalkmış? Google öğlen yemeklerinde ideal sıra bekleme süresini mi belirlemiş? Bekâr erkek CEO'ların daha çekici görünmek adına daha büyük mali riskler aldığı nasıl ispatlanmış? Yüksek statüdeki insanlar, çevredekilerin kendisine gülümseyerek baktığını sanmaya daha mı eğilimliler? Ve evet, Kenyalılar otobüs şoförlerinden ne istiyorlar?

Öncelikle şunu belirtelim: Elinizdeki kitap, iş sorunlarınıza hemen uygulayabileceğiniz birtakım tavsiyelerde bulunmuyorsa, bir Harvard Busines Review kitabı olamaz. Dört yıl boyunca Harvard Business Review'da, iş yaşamı, ekonomi ve psikoloji alanında yapılmış araştırma raporlarından derlenen şaşırtıcı derecede yararlı bulgular, günümüzün ileri teknoloji çağında bile en insani kusurlarımızı ve zaaflarımızı farkında olmaksızın her gün sergilediğimizi gösterecek. Karanlık taraflarımızı gözler önüne sererek bizlere aslında kim olduğumuzla ilgili bir hikâye anlatan bu ilginç verileri okumakla kalmayıp, arkadaş sohbetlerinde bolca aktaracağınızın garantisiyle…
(Tanıtım Bülteninden)" idefix.com

Bunları Kimse Yazamadı (İsim İsim Medya) Bunları Kimse Yazamadı (İsim İsim Medya) /

"Sekreterine bilgisayar aldıramayan yayın yönetmenleri, kapıyı vurup çıkamayanlar, maaş alabilmek için tetikçilik yapanlar, sınıf atlama çabasında gazeteciler, başka masaları dinleyip patronlarına yetiştirenler, meslektaşlarını hedef gösteren ve tutuklanmasını isteyen köşe yazarları, psikolojik harbin mimarları, aklı almadığı cehalet örneklerine imza atanlar, kitap satmak için zulüm gördüğünü söyleyenler, Amerika'dan misyonla Türk medyasına gönderilenler...

"Medyaya kavga etmek için girdim" diyen Orağ Eğin'den Türk basını hakkında hiç kimsenin yazamadığı gerçekler...

Patronlar, yöneticiler, köşe yazarlarıyla medyanın önemli figürlerinin maskeleri teker teker düşüyor. İsim isim! Medyaya yön veren herkes bu kitapta." Arka Kapak Yazısından