Kitaplar

Korkma Ben Varım Korkma Ben Varım / Korkma Ben Varım

"Öldürdüğüm insanlarla iyi arkadaş olacağımızı düşünmüşümdür hep."

Dublörün Dilemması'nın yazarından komik, hızlı, şoke edici bir roman daha.Gönül İşleri Bakanlığı'nda basın müşaviri dövüş ustası Fu. Başkalarının intikamını alarak hayatını kazanan Gıcırbey. Tarih öğretmeni dilber Şebnem Şibumi.Padişah yorganları satıcısı Enver Paşa.Dul gangster Hayati Tehlike.Mr. Spock, Abdülcabbar, Ruhiye Hanım, papağan Huduni, cin Jajha, Atom Bombacıyan, Uçan Kız, Abidin Dandini, Leyla Kalahari ve diğerleri...Korkma Ben Varım'ın her sayfası sürprizlerle dolu.Aşk, dostluk, intikam, yalnızlık ve şiddetin ustaca harmanlandığı roman, olağanüstü bir enerji saçıyor." Bu kitap karnaval sırasında başgösteren bir bombardımana benziyor."

Ruhi Mücerret Ruhi Mücerret / Ruhi Mücerret

İstiklal Harbi'nin son gazisi, 100 yaşındaki millî kahraman RUHİ MÜCERRET; bir dünya starına nasıl dönüşüyor?
Zaten ecelin menzilindeyken, esrarengiz psikopat MASUM CİCİ'yi haklayabilecek mi?
Mabet filozofu AVNİ VAV'dan daha neler öğrenecek?
NAZLI HİLAL'e, 70 yaş farka rağmen nasıl açılacak?
Ve son nefesinde kelime-i şahadet getirebilecek mi?
Bir gözü mavi, diğeri kahverengi avare CİVAN KAZANOVA; elden düşme ruhunu, şeytana neden satıyor?
Depremde yitirdiği SERPİL SİLAHLIPERİ'yi unutmayıp da ne yapacak?
Marifetli afet FUJER FUJİ'den kaçarken neye yakalanacak?
Kan kanseri yeğeni OZAN'ı hangi parayla tedavi ettirecek?
Alınyazısındaki boşlukları neyle dolduracak?
İntiharın eşiğinde tetikte beklerken, kimvurduya mı gidecek?
Ziyadesiyle kahkaha ve bir nebze gözyaşı içeren bu serüvende
trenler gemilere çarpıyor.
İstiklal Savaşı, 85 yıl sonra devam ediyor.
Şakaklar matkapla deliniyor.
Uçaklar düşüyor.
Kaybedenler şampiyon oluyor.
Ölüler diriliyor.
Serseri kurşunlar uçuşuyor.
Ve reklamlar, müşterileri ele geçiriyor!

Anlatının Gücü Anlatının Gücü / The Triumph of Narrative

"İletişim kurma yöntemlerimiz arasında hikaye en rahat, en işlevsel ve belki de en tehlikeli olanıdır. Kültürleri ve nesilleri aşan, yüzyıllardır insanlığa eşlik eden hikayeler hepimize temas eder. Olayları masal hâlinde bir araya getirmek yediden yetmişe hepimizin hoşuna giden tek iletişim ve eğlence yöntemidir."
Bin yıldır insan hayatının merkezinde bulunan anlatıya, günümüzdeki olanaklar sayesinde, geçmişe kıyasla çok daha fazla zaman ayırabilme şansına sahibiz. Peki, bu bizim için yararlı mı, yoksa zararlı mıdır? Bu bizim daha derinlikli insanlara dönüşmemizi mi sağlar, yoksa duygusal ve zihinsel açıdan bizi sınırlandıran amaçsız fantezilerle aklımızı mı işgal eder? Anlatı etkili bir eğitim aracı mıdır, yoksa dezenformasyon tehlikesi taşıyan bir silah mı? Hikayeler bireysel oyun bahçeleri midir, yoksa evrensel algı kapıları mı?
Robert Fulford, anlatının esrarengiz topraklarında bu soruların cevabını arıyor. Anlatının Gücü anlatının tarihçesini, dedikodu biçiminde gelişen anlatıdan başlayarak medeniyet tarihinin yazımından gazetecilikteki kullanımına, edebiyattaki yolculuğundan elektronik anlatının yükselişine kadar kapsamlı bir çerçevede ele alarak gözler önüne seriyor. Fulford, yarım yüzyıllık gazetecilik ve eleştirmenlik deneyimini süzgeçten geçirerek, hikayeleri şekillendiren hayatlar ve hayatları şekillendiren hikayeler içinde okurlarını bir keşfe çıkarıyor.

Akıldışı Sevgilerimle Akıldışı Sevgilerimle / Irrationally Yours

Dan Ariely, okurların büyük bir ciddiyetle sordukları en tuhaf soruları yanıtlıyor! New York Times’ın satış rekorları kıran yazarı Dan Ariely, Wall Street Journal’da yayınlanan “Ariely’e Sorun” adlı köşesindeki yazılarının bir antolojisini sunuyor. Üstelik efsanevi New Yorker karikatürüsti William Haefeli ile birlikte. - Borsanın istikrarsız ortamında bahse girerken soğukkanlılığınızı koruyabilmek için neler yapabilirsiniz? - Birinin sigarayı bırakmasını sağlamanın en iyi yolu nedir? - Bir açık büfeye yaptığınız yatırımda en yüksek getiriyi nasıl elde edersiniz? - İnsan ruhuna bir fiyat biçmek mümkün müdür? - Bir Rolex’e binlerce dolar ödemeyi herhangi bir şekilde akla uygun olarak meşrulaştırabilir misiniz?

Bilim, Felsefe ve Metodoloji Bilim, Felsefe ve Metodoloji / Bilim, Felsefe ve Metodoloji

Dünyaya şaşırarak bakmak, merak etmek ve mevcut kabulleri temelinden sorgulamak çocukların, özellikle de asi karakterli çocukların en temel özelliklerindendir. Bilim ve felsefe de, uygarlık tarihinin iki asi çocuğu gibidir. Bu iki çocuk, tarih boyunca kimi zaman hakim sisteme ve değerlere cesurca karşı çıkmış, korkusuzca araştırmış, konuşmuş ve birbirini desteklemiş, kimi zaman da otoritenin gücünden beslenerek statükocu olmuş, mevcut kabulleri yineleyip durmuş, yeni fikirleri dışlamış ve birbiriyle savaş içinde olmuştur. Bilim ve felsefeye toplumların ilgisi de tarihin her döneminde farklılık göstermiştir. Ama çoğunlukla bu iki alana kendi dünyalarında yaşayan bir takım seçkin, zeki ve farklı insanlara ait özel bölgeler gözüyle bakılmış ve topluma faydalı olacak ve insanların dünyayı farklı algılamalarını sağlayacak pek çok kıymetli fikir, popülerleşemeden tozlu raflar arasında unutulmaya terk edilmiştir. Ne var ki bu davranışı sergileyen toplumların ömrü de pek uzun olmamış ve kültürleri, değerleri ve dilleri, çeşitli tarih kitaplarının satır aralarında bahsi geçen fikirlerle aynı tozlu rafları paylaşmaya mahkum olmuştur. Günümüzde giderek daha şiddetli yaşadığımız bu olumsuz gidişi engellemek için yapılması gerekenin, unutmaya, kabullenmeye, şaşırmamaya ve merak etmemeye karşı mücadele etmek olduğunu düşünmekteyiz. İşte bu kitap, tam olarak bu amaçla bilinenler, unutulanlar, halen uğraşılanlar ve tozlananlar arasında sıcak bir denge kurmaya çalışarak, bilim, felsefe ve araştırmadan zevk duyanların ve bu konulara yalnızca tez aşamasında kafa yoranların hizmetine sunulmuştur.