Kitaplar

Seks Neden Keyiflidir? İnsanın Cinsel Evrimi Seks Neden Keyiflidir? İnsanın Cinsel Evrimi / Why Sex is Fun? The Evolution of Human Sexuality

Kitabın adı, her ne kadar seksin neden keyifli olduğunu açıklayacak gibi dursa da içeriğinin tatmin edici bir cevap verdiği söylenemez. Yazarın kitapla ilgili kendi cümlesi şöyle: "Bu kitap, insan cinselliğinin şu andaki haline nasıl geldiğine ilişkin, spekülasyona dayanan bir anlatıdır." Kitap boyunca pek çok hayvan türünün çiftleşme yöntem ve tarzları anlatılarak, insanda bunun neden farklı olduğunun cevabı aranıyor. Pek çok türde cinsellik, sadece soyun devamı için yapılan bir eylemken, neden insan ve birkaç hayvan türünde bu durum zevk almak yönünde evrilmiştir? Yazarın buna, bence tatmin edici olmayan cevabı, insan türünün dişisinde doğurganlık dönemini belli eden işaretlerin hem dişi hem de erkek tarafından bilinememesi, bu yüzden de gebeliğe sebep olabilecek bir birleşmenin sürekli olarak denenebilmesi. Günümüz bilgi düzeyi bize, kadınların ne zaman doğurgan olduklarını gösterir ürünler bile sunuyor ama bunların olmadığı dönemde, ne kadının ne de erkeğin bu dönemi tam olarak tespit edemediği ifade ediliyor. Kitapta bana en ilginç gelen bölüm, insan erkeğinin de yavrusunu emzirebileceğiyle ilgili satırları oldu. Bununla birlikte, son sayfalara doğru, bir konunun otomasyonla üretimin mucidi Henry Ford'la ilgili bir olayla örneklenmesi ilginçti. Kitabın dili anlaşılabilir düzeyde. Eğer evrimle ilgili cümleleri okumak sizi kızdırmıyorsa pek çok şey öğrenebilirsiniz. Çünkü kitap baştan sona, evrim teorisine dayalı bir anlatım gösteriyor.

Bir alıntı: "Erkeğin genetik çıkarlarına uygun bir davranış dişi ebeveynin çıkarlarına, dişinin çıkarlarına uygun bir davranış da erkek ebeveynin çıkarlarına uygun olmayabilir. İnsanlığın çektiği ıstırapların temel nedenlerinden biri de bu acı gerçektir." (s.26).

Bir Fiyatlandırmacının İtirafları Bir Fiyatlandırmacının İtirafları / Confessions of the Pricing Man

Pazarlama ve iktisat bilimlerinin fiyatı nasıl değerlendirdiğinin bol örnekli ve tecrübeye dayalı bir örneği. Kitap, dünyanın her yerinden ilginç örneklerle oluşturulmuş. Bu örneklerin ortaya çıkmasında, yazarın, Simon&Kucher Danışmanlık firmasının büyüklüğünün de etkisi var. Okuma boyunca, fiyattaki yükselmenin satış hacmindeki yükselmeye göre işletmeye daha fazla kâr getirdiğini okuyoruz. Yazar, iddialarını tablolar ve grafiklerle açıklıyor. İlk sayfalarda verilen bir örneğin ilerleyen sayfalarda da ele alınması ya da yeni konuya uygun hale getirilmesi de konuları daha anlaşılabilir yapmış. Kitap boyunca, fiyatın oluşmasındaki en temel kaynağın "tüketicinin değer algısı" olduğunun altı çiziliyor. Kitabın çevirisi oldukça iyi. Bununla birlikte, bazı pazarlama kavramlarında tutrasız anlatımlar yapılmış. Örneğin, pazarlama açısından, fiyat pahalı ya da ucuz olmaz. Pahalı ya da ucuz oluş zaten kendi içinde bir fiyat düzeyi göstergesidir. Bunun yerine, fiyatın arttığı ya da düştüğü (fiyatın pahalılaşması değil, ürünün pahalılaşması ya da ucuzlaması söz konusudur) ifade edilir. Kitapta her iki kullanıma dair örnekler var. Bu durum çeviriden mi kaynaklanıyor yoksa orijinal metin mi böyledir bilemiyorum tabi. Bunun yanında, kitap içindeki başlıklar daha iyi olabilirdi. Kitabın başlıklandırma stiline göre, hangi başlık neyin üstüdür ya da altındadır belli olmuyor. Pazarlama ve iktisat konularından hoşlanıyorsanız ilginizi çekebilecek bir kitap. Kendi adıma, çok kıymetli bir eser olduğunu değerlendiriyorum.

Bir alıntı: "Rusların şu anlama gelen bir sözü vardır: 'Her pazarda iki tür aptal olur. Biri çok yüksek fiyat verir, diğeri ise çok düşük.'" (s.37).

Sazan Avı: Manipülasyon ve Hile Ekonomisi Sazan Avı: Manipülasyon ve Hile Ekonomisi / Phishing for Phools: The Economics of Manipulation and Deception

Umduğumdan uzun süren bir okuma oldu. Sebebi de yine "hayallerin cumartesi, hayatların pazartesi olması". Kitapta pazarlamaya dair çok fazla satır bulabileceğimi umut etmiştim. Bunun yerine, yine hisse senetleri, tahviller ve diğer finansal araçlarla ilgili manipülasyonları okumuş oldum. Okumayı zorlaştıran bir diğer unsur da birkaç örnek dışında, kitabın tamamının ABD'de yaşanan olaylarla ilgili olması. Örnekler, Harari'nin kitaplarında yaptığı gibi, çevirinin yapıldığı dilin kültüründen seçilmemiş. Fazla Amerikan :). Kitabın bir kusuru da dizgisi. MediaCat gibi bir yayınevi bu kadar çok kelime hatası yapılmış bir kitabı nasıl basıyor anlayamadım. Neredeyse her beş sayfaya bir harf eksiği bulunan bir kelime düşüyor (örneğin, "satıcı" yerine, "atıcı" yazılmış. "Alıcı" kavramı ile karıştırılabilir. s.96.). Bazı kelimelerin başı, bazılarının ortası, bazılarının da sonundaki harfi tasarruf etmişler. Bunlara rağmen kitap kötüdür diyemem. Çevirisi iyiydi. Öğretici satırları vardı. Onca manipülasyondan bahsettikten sonra bu manipülasyonlara karşı çalışan kişi ve kurumların anılması da hoş olmuş. Esprili sayılabilecek bir dili var. Kitabın kapağındaki mesaj da etkileyiciydi.

Bir alıntı: "Habercilik ile reklamcılık arasında ilgi çekici benzerlikler vardır. Her ikisi de insanlara hikâyeler anlatır. Reklamcılar, kendi hikâyelerini sizin hikâyelerinize eklemek, bu sayede sattıkları ürünü satın almanızı sağlamak ister; televizyon habercileri de dikkatinizi anlattıkları hikâyeye vermenizi, bu sayede yayınladıkları reklamları da izlemenizi ister." (s.87).

  • 1