Kitaplar

Filmlerden ve Yaşamdan Örnekleriyle Etkileme - İkna ve Müzakere Teknikleri Filmlerden ve Yaşamdan Örnekleriyle Etkileme - İkna ve Müzakere Teknikleri / Filmlerden ve Yaşamdan Örnekleriyle Etkileme - İkna ve Müzakere Teknikleri

Verilen emeğe yazık olmuş. Evet, ilk cümlem bu. Bir kitabın şekil ve anlatım kurallarına uygunluğu, içindeki bilginin değerini de arttırıyor. Bu kitapta ise bu kurallara malesef uyulmamış. Düzensiz resim, fotoğraf yerleşimleri, anlatım hataları, tekrarlar, Türkçe'nin çok kötü kullanımı vb. Dahası, kaynak göstermeyi gerektirecek pek çok satır kaynak gösterilmeden aktarılmış. Okuduğum, kitabın ikinci baskısı olmasına rağmen oldukça yüksek düzeyde hata barındırıyordu. İçinde kıymetli bilgiler yok mu? Elbette var. Film ve yaşamdan örneklere ilgi duyan biri olarak beklentilerimi karşılamadı. Kitabın en iyi olduğu yön ise 12 Kızgın Adam (12 Angry Man) filmini baştan sona ve en ince ayrıntısına kadar analiz etmesi. Yazar, filmle ilgili öyle ayrıntılar yakalamış ki, bu ayrıntılar nedeniyle filmi yeniden izledim. Bahsedilen diğer filmler de yerinde olmuş ama 12 Kızgın Adam'ın yorumlanmasını çok ayrı bir yere koymak gerek. Müzakere konusu ile ilgili olarak da bazı yaklaşım hataları var. Yazar pek çok müzakere ortamında bulunmuş olabilir. Bununla birlikte, yazarlık çok başka bir konu. Hele bir de yazılanlar bir editasyon sürecinden geçmiyorsa. Daha iyi bir kitap olma potansiyeli değerlendirilememiş. Bu incelemenin başında yazdığım ilk cümleyi sonda da tekrar etmek istiyorum: Verilen emeğe yazık olmuş.

Bir alıntı: "Satranç tahtasında taş kaybetmemek için çok oyun kaybedilmiştir." Savielly Tartakower (s.73).

Tembellik Hakkı Tembellik Hakkı / Le droit à la paresse

Lafargue ismini Zamanın Melodisi kitabında görmüştüm. Karl Marx'ın damadıydı ve eşiyle birlikte intihar ederek hayatına son vermişti. Tembellik Hakkı aslında tembel olmayı öven bir kitap değil. Sanayi devrimi sırasında ortaya çıkan işçi topluluğunun zorlu iş koşullarına bir eleştiri. Bu eleştiriyi de zaman zaman hicivle sunuyor. Birkaç bin yıl önce insanların başkasının yanında çalışmasının küçümsendiği, günümüzde ise çalışacak bir işi olmayanlara acıyarak bakıldığı süreçte sanayi devrimindeki durumu ele alınıyor. Kendi adıma, dünyaya çalışmak için gelmediğimize inanıyorum. Bununla birlikte, çalışan insanlar olmasaydı da bugünkü gelişmişlik seviyesine ulaşamayacaktık.

Bir alıntı: " (...) bir yüzyıldan beri, açlık bağırsaklarını burup beyinlerine sanrılar salıyor! Ey Tembellik, bizim sona ermeyen sefilliğimize merhamet et! Ey Tembellik, sanatların ve soylu erdemlerin anası, insanın sıkıntılarının merhemi ol!"

Dine Karşı Düşüncenin Tarihi Dine Karşı Düşüncenin Tarihi / Histoire de la Libre-Pensèe

Kitap daha çok Fransa özelinde özgür düşünceyi ele alıyor. Grek ve Roma dünyasında dine karşı düşünce ile başlayıp, Hristiyanlığın ortaya çıkmasıyla birlikte, bu din ve özgür düşünce arasındaki mücadeleyi anlatıyor. Kitaptaki konu başlıkları, Karen Armstrong'un Tanrının Tarihi kitabına benziyor. Din konularına ilgi duyanlar için ilgi çekici olabilir.

Bir alıntı: "Aziz Augustinus, (...) bekârlığı ve iffetli evliliği över, şöyle der: 'Şükür Tanrı'ya, kimse artık evlenmek istemiyor; yoksa dünyanın sonu gelirdi."

Peygamberden Sonra Peygamberden Sonra / After the Prophet

Bu kitabı okumak öyle zor oldu ki. Okumanın zorluğundan değil, yaşandığı söylenen olayların çok acı olmasından. Entrika dolu bir Brezilya dizisini aratmayacak olaylar, ihanetler, yeminler, kibir, kan, savaş ve o günlerden bugüne gelen bir ayrışma. Bu olayların sadece 30 yıllık bir dönemde olması ise inanılmaz başka bir durum. Kitabın dili bir roman gibi. Bu hem iyi hem de kötü. İyi çünkü okumayı kolaylaştırıyor. Kötü çünkü olaylardaki karakterlerin duygu ve düşüncelerine varıncaya kadar ayrıntı içeriyor. Bu da kitabın inandırıcılığına gölge düşürüyor. Mesela şu cümle böyle bir kitapta sırıtmış: "Hz. Ali onların şampiyonuydu." Kitapta yazılanların büyük kısmının güvenilir olduğuna inanıyorum. Bununla birlikte, başka kaynaklardan teyit edilmeye muhtaç pek çok bilgi var. Dört halife dönemini bilmiyorsanız çok şaşıracağınız, üzüleceğiniz, anlamakta zorlanacağınız satırlar okuyacaksınız. Kitabı okurken bana bir şarkı eşlik ediyordu. Her ne kadar kitapta aktarılan bazı bölümlerle uyumsuz görünse de bu şarkıyı da paylaşmak isterim: Nusrat Fateh Ali Khan, Mustt Mustt (Lost in his work).

"Muaviye bir gün, 'Birisi bana bir saç kılıyla bile bağlansa o bağı koparmam,' dedi. 'Eğer o çekerse bırakırım, o bırakırsa çekerim.' Karşı koyma konusunda bir belirti olarak da, 'Kırbacımın yeterli olduğu yerde kılıcımı, dilimin yeterli olduğu yerde de kırbacımı kullanmam,' diye konuştu." 

Hayatın Gizli Hazları Hayatın Gizli Hazları / The Hidden Pleasures of Life

Pek çok okuyucunun hemfikir olduğu gibi, "İyi kitap başka kitaplara götüren kitaptır."  Hayatın Gizli Hazları bu kitaplardan biri. İçinde kitap önerisi olduğu için değil, merak uyandıracak, araştırılacak pek çok bilgi barındırdığı için. Kitap 28 bölümden oluşuyor ve her bölüm gerçek bir hikâye ile başlıyor. Bölümler biterken sonraki bölüme bağlanan cümleler okuyoruz. Zeldin'in bazı cümleleri Twitter'da yazılacak türden; kısa ve öz. Hayatın Gizli Hazları'nda, yaşamdan hayallere, yoksulluktan zenginliğe, dinden önyargılara, cinsellikten sevmeye kadar pek çok konu ele alınmış ve bitmesi istenmeyen bir kitaba dönüşerek, okuyucuyla sohbet eden bir kitap çıkmış ortaya.

Bir alıntı: "Uzun zaman kralların sporu olmuş savaşlar, şimdi de popülariteye ihtiyaç duyan politikacıların sporu olmuştur." (s.215).