Kitaplar

Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat / Vierundzwanzig Stunden Aus Dem Leben Einer Frau

Zweig'in öyküleri beğenilmeyecek gibi değil. Öyküye başlamadan önce bir kadının 24 saatini nasıl geçirdiğinden bahsettiğini düşünüyordum. Meğer, yaşı kemale ermiş bir hanımefendinin geçmişteki bir 24 saatinden bahsediyormuş. Öykünün bana göre ana fikri, "herkes her şey olmaya hazırdır". Shopenhauer'in dediği gibi, "birini eleştirmemizin en temel sebebi, o anda o hatayı kendimizin yapmıyor oluşudur." Bir de kumar konusu var tabi. Kumar tövbe tutmuyor. 

Bir alıntı: "(...) yıllar yılı hayal kırıklığına yol açmış can sıkıcı bir evlilik yüzünden bir kadının aşırı her maceraya atılmak için içsel olarak hazır olma olasılığında söz ettim." (s.7).

Sokrates'in Savunması Sokrates'in Savunması /

Sokrates'in ölüme mahkum edilmesinden sonra öğrencisi Platon tarafından yazılan kitap, 4 bölümü barındırıyor. Bu bölümler; Dindarlık, Sokrates'in savunması, Yapılması Gerekenler Hakkında ve Ruh Hakkında isimlerini taşıyor. Bu bölümlerde, Sokrates'in sohbet ettiği arkadaşlarını soruların gücünü kullanarak nasıl ikna ettiğine şahit oluyoruz. Sokrates gerçekten de dost olunacak, dinlenecek, bilge bir insanmışsın. Özellikle dünya ile ilgili bilgilerinden bir kısmı bugün yanlışlanmış olsa da inançlarına sıkı sıkıya bağlılığın, nezaketin ve sohbet adabına uyuşuna hayran oldum. Hades'lemisindir bilmiyorum ama özlediğim bir dost gibisin. Kitabı okurken, o zindanda seni dinleyenlerden, seninle birlikte düşünenlerden biri de bendim.

Bir alıntı: "Tanrılar katına yükselmek felsefe yapmayanlara ve fani dünyadan ayrılırken tamamen arınmayanlara yasaktır, bu sadece öğrenmeyi sevenlerin hakkıdır. İşte bu yüzden dostlarım Simmias ve Kebes, hakkıyla filozof denmeye layık olanlar bedenin tüm arzularından uzak dururlar, onlara karşı koyup teslim olmazlar." (s.125).

Uydurulan Din ve Kuran'daki Din Uydurulan Din ve Kuran'daki Din / Uydurulan Din ve Kuran'daki Din

Bu kitabı okuduktan sonra edinilen yeni bakış açısıyla Kuran'ı tekrar okumak gerek. Kitabın ana fikri "İslamı anlamak için Kuran tek başına yeterlidir. Bunun dışında başka bir kaynağa ihtiyaç yoktur." Haddinden fazla tekrar barındırsa da kitabın 40 bölümü birbirleriyle tutarlı bir dil barındırıyor. Kitap, hadis, mezhep, tarikat gibi kaynakların şüpheli olduklarını anlaşılır bir biçimde sunuyor. Dinin zorlayıcı olmadığını, Kuran'dan örneklerle aktarıyor. En önemli özelliğinden biri de "Biz de yanılıyor olabiliriz, yanılmaz olan Kuran'dır. Siz de kendi araştırmanızı yapın" demesi. Hayatımızda değişmez kurallar olarak bildiğimiz dini pek çok davranışın Kuran kaynaklı olmadığı, sonradan dine katıldığını öğreniyoruz. Bu kitap yeterli mi? Elbette değil, okumaya devam.

Bir alıntı: "Kuran'da, hür olan ve hür olmayan kadınlara farklı emir ve yasaklar hiçbir ayette sunulmamıştır." (s.260).

Yaratıcılık Kuralları Boşverin Yaratıcılık Kuralları Boşverin / Hegarty on Creativity: There are no Rules

Hegarty bu kısa kitabında yaratıcılığı beslemenin, yaşatmanın ve ondan yararlanmanın 50 kışkırtıcı yolundan bahsediyor. Bu yollar arasında; boş sayfa, fikirler, korkusuzluk, kaos ve süreç, yan yana getirme gibi başlıklar var. Anlatımını resimler ve çizimlerle süsleyen Hegarty, okuması zevk veren bir kitap ortaya çıkarmış. Özellikle, siyah kot pantolonlar için 1982 yılında Levi's'e  yaptıkları "beyaz koyunlar içinde 1 siyah koyun" reklam çalışması ilgimi çekti. Bu reklamdaki düşünce, "Mor İnek" kavramının babası sayılabilir.

Bir alıntı: "Kararlarımızın, özellikle de satın alma kararlarımızın dünyaya şu mesajı vermesini istiyoruz: 'Bana bakın. Ben ileriye bakan, modern, farkında ve olup bitenle bağlantı içindeyim.' Moda olan şeyleri satın almak bunu ifade etmenin en hızlı yoludur." (s.92).

Gelecek Daha Güzel Günler mi Getirecek? Gelecek Daha Güzel Günler mi Getirecek? / Do Humankind's Best Days Lie Ahead?: The Munk Debates

Munk Münzaraları Kanada'da her 6 ayda bir yapılan ve binlerce katılımcının izlediği bir münazara. Bu kitapta da 2015 yılı sonbaharına ait münazaradaki konuşmalar yer alıyor. Steven Pinker ve Matt Ridley geleceğin daha iyi olacağını savunurken; Alain De Botton ve Malcolm Gladwell ise geleceğin daha iyi olamayacağını savunuyor. Kitap, bir münazaranın nasıl olması gerektiği konusunda pek çok ipucu barındırıyor. Kendi adıma, tarafım Botton ve Gladwell'in tarafıydı ama Pinker ve Ridley'in argümanları Botton ve Gladwell'e göre daha güçlüydü. Münazara öncesinde, 3000 civarındaki katılımcıya münazaranın önermesi olan "Gelecek daha güzel günler getirecek." önermesine katılıp katılmadıkları sorulmuş. Buna göre, geleceğin daha iyi olacağı önermesine katılanların oranı: %71 olmuş. Münazara sonrasında bu oran %73'e çıkmış. Her iki tarafın argümanlarını öğrenmek bir yana tarafların birbirlerine esprili bir şekilde sataşmalarını okumak eğlenceliydi.

Bir alıntı: "(...) şahsen karnım tok ve acılar içinde olmayı, karnım aç ve acılar içinde olmaya yeğlerim." (s.34).