Kitaplar

Tamamla Bizi Ey Aşk Tamamla Bizi Ey Aşk / Tamamla Bizi Ey Aşk

Çok yönlü bir sanatçı Ali Poyrazoğlu. Sadece tiyatro ve televizyondan değil, Türkçe'ye çevirdiği, uyarladığı, yazdığı oyunlar sebebiyle de tanıyoruz. Yönetmenliği, köşe yazarlığı ve yaşam koçluğu da parmaklarındaki diğer marifetler. Geçenlerde, televizyonda rastladım bir sohbetine. Anlattığı hikâyeler ilgimi çekti ve birkaç kitabını edindim. Bunlardan ilki işte bu kitap. Televizyonda anlattığı ve bu kitapta da yer alan "Siz ve Siz ve Siz... Ve Siz..." hikâyesi dikkatimi çekmişti. Poyrazoğlu kitabında, bazı konularla ilgili düşüncelerini ve anılarını anlatmış. Bazı hikâyeler de hayal ürünü. Bazıları ironik. Hikâyeler çok komik değil ama sıkıcı da değiller. Bodrum hikâyeleri hoşuma gitti. "40 Yaş Hediyesi ya da Turizmde Kedi Patlaması" isimli hikâyeyi Aziz Nesin'in eşek ve üstündeki antika kilimle ilgili hikâyesine çok benzer buldum. Anı ve deneme türündeki kitaplara da zaman ayırmak gerek.

Bir alıntı: "Einstein Beyefendi Hazretleri buyurmuş ki, 'Bilimde bile gerçeklik bir dakika sürer.'" (s.20-21).

Bir alıntı daha: "Hoş geldin kendinden farklı olanı yok etme, silip atma düzeysizliği... Selamünaleyküm, ya benim gibi yaşa ya da yaşama eblehliği...Hello, ya beni sev ya da yine beni sev. Beni sevmiyorsan başkasını sevme... Yaşasın benim ol, yine benim ol, hep benim ol." (s.182).

Züppe Kocanın Şarkıcı Karısı ve Başka Nahoş Gerçekler Züppe Kocanın Şarkıcı Karısı ve Başka Nahoş Gerçekler / Züppe Kocanın Şarkıcı Karısı ve Başka Nahoş Gerçekler

"Kusursuz cinayet yoktur." Kitabı havaalanındaki kitapçıda gördüm. Önce arka kapağını okudum sonra bir sayfasını açtım ve Publilius Syrus'un şu sözüne rastladım: "Tek bir saç kılının dahi gölgesi vardır." Önce bu sayfanın fotoğrafını çektim. Sonra internetten siparişini verdim. Polisiye hikâyelere merakım yoktur ama bu kitap başka. Gerçek olaylar, bilim ve Sevil Hocanın harika anlatımı var. Kitabı okurken Sevil Hocanın, TV'deki "Kanıt" programını izliyormuş gibi hissedebilirsiniz. Kendisinin okuduğum ilk kitabı ve diğer kitaplarını da okuma isteği uyandıran kitabı. Kitapta neler var? 24 başlıktan oluşan bir içindekiler kısmı var ama daha fazla hikâye olduğunu söylemeliyim. Kitaba ismini veren hikâye ilk hikâye. Kitapta, uzun süre yakalanamamış seri katillerin çok küçük ihmalleriyle kendilerini nasıl ele verdiklerini, bir başka katilin yakalanışının ise kendi kızının tamamen ilgisiz bir biçimde hastaneye verdiği bir örnekten oluşunu, masum insanların hapse girişlerini, polislerle suçluların amansız mücadelelerini ve zeka çarpışmalarını okuyorsunuz. Her sayfada öncekilerinden daha ilginç bilgiler var. Özellikle kitabın sonlarında, hikâyelerdeki bilgileri özetleyen, DNA analizinin yeterliliğini sorgulayan cümleler oldukça ilgi çekiciydi. Mesela, "İki kişi otuz saniye kadar karşılıklı konuştuğunda, yüzlerinden alınan sürüntülerde karşısındakinin sıçrayan tükürük taneciklerinin DNA'sı da bulunuyor." (s.220).

Bir alıntı: "Bir suçluyu kurtarmak bir masumu mahkûm etmekten evladır." François-Marie Arouet, Voltaire (s.217).

Bir alıntı daha: ""Anlaşılan Guiseppe'nin kimsenin bilmediği, bu bölgede doğmuş, bu bölgede yaşayan, gözleri açık renk ama soyadı farklı gayrimeşru bir oğlu varmış' dedi savcı ve puldan DNA elde edilmesi işine fazla güvenmediğinden çapkın ölüyü bir perşembe sabahı günün ilk ışıklarıyla birlikte mezarından çıkarttı." (s.154).

Sağduyu -Tanrısızlığın İlmihali Sağduyu -Tanrısızlığın İlmihali / Le Bon Sens

Türkiye'deki ilk baskısı Atatürk'ün talimatıyla 1928 yılında, devlet matbaası tarafından eski yazıyla yapılmış, 1929 yılında ise bugünkü yazıyla yayınlanmış kitap, 1929'dan 1995 yılına kadar baskı yapmamış. Okuduğum baskısı 2016 yılına ait 11. Baskı. Kitap, Rahip Jean Meslier'in Tanrısızlık hakkındaki 192 denemesinden oluşuyor. Her bir başlık en fazla üç sayfa sürüyor ve kimi yazıları ikna edici argümanlar içeriyor. Buradan, bazı yazılarının önceki yazılarının tekrarı olduğu ve ikna edici bilgiler içermediği sonucuna ulaşabiliriz. Kitabın başında, Atatürk'ün okuduğu baskıda altını çizdiği birkaç sayfa bulunuyor. Burada hoş bir anıdan da bahsetmeliyim. Çevirmen Abdullah Cevdet, kitabın ilk baskısının bir nüshasını Atatürk'e hediye etmiş ve o günün tarihini atmış (29 Aralık 1928). Benim kitabı okumaya başladığım tarih de aynı güne ama 89 yıl sonrasına denk geliyor. Çevirmen pek çok yerde bazı yayınların da okunmasını salık veriyor ama bunlar ya zamanının dergi ya da kitapları. Bu dergi veya kitaplara ulaşmak ya da en azından ilgili kısmı okumak farklı bir deneyim olabilirdi. Kitabı basan Kaynak Yayınları belki başka baskılarında o kaynakları da ekler. Meslier'in, Tanrısızlığı insanların ikiyüzlü oluşlarından örneklediği kısımları ikna edici bulmadım. Yani din adamlarından bazıları kötüdür diye Tanrı yoktur denemez. Bunun yanında, elle tutulur iddiaları da vardı elbette. Açık bir zihinle okunması gereken bir kitap. Beni etkiledi.

Bir alıntı: "Dinin ortaya çıkışı ile ilgili bir soruya Meslier aydınlanmacı bir insanın cevabını verir. 'Dinler bilinçsizlik, batıl inanç ve ilahi güçlere tapmanın yanı sıra, halkın sömürücüler tarafından ezilmesinin sonucu doğmaktadır. Tüm bunlar kurnaz ve hokkabaz politikacılarca düşünülmüştür. Aynı zamanda bu dünyanın prensleri ve zorbaları halkı baskı altına almak ve kendi amaçları doğrultusunda yönlendirebilmek için bu buluşları (dinleri) kendi yasalarıyla ayakta tutmaktadırlar.'" (s.3).

Bir alıntı daha: "Bâtılı yüksek sesle söyledim, gerçeği kulağa fısıldadım." (s.399).

  • 1