Kitaplar

"Ben Böyle Düşünüyorum!" Demekle Olmuyor / "Ben Böyle Düşünüyorum!" Demekle Olmuyor
Kitapta yapılan tanımıyla, "Akıl yürütme yetisinin hatalı kullanımı anlamına gelir, bir yöntem sorunundan ibarettir, safsata." 
Bir zaman önce, 2001 yılında Boyut Yayınları'ndan çıkan "Safsata Kılavuzu" kitabının bir nüshası internette ücretsiz olarak okuyuculara sunulmuştu. Kitabı bulamadığım için bu ücretsiz nüshadan okumuştum. İlgili kitapta yer alan bilgilerin yer aldığı site hâlâ çalışır durumda ve şu adresten ulaşılabilir: http://www.safsatakilavuzu.com/ 
"Ben Böyle Düşünüyorum!" Demekle Olmuyor kitabı da "Safsata Kılavuzu"nun geliştirilmiş hali oluyor. Eser yedi bölümden oluşuyor. Önce, mantık, düşünmek, dil, şuur, a priori, a posteriori gibi kavramlar ve bunlarla ilgili açıklamalar var. Bu kısımlarda, bilim ve düşünce tarihinden pek çok örnek okuyorsunuz. Önceki kitabın da alt başlığı olan "Laf Ola, Beri Gele" başlıklı dördüncü bölümde safsata türleri 10 başlıkta örnekleriyle açıklanıyor. Altıncı bölüm mantığın üç türünden; klasik mantık, diyalektik mantık ve çok değişkenli mantıktan bahsediyor. Kitabın büyük kısmı, bu çok değişkenli mantıkla ilgili aslında. Son bölüm ise Bart Kosko'nun "Tanrıyı Savunmak" makalesinin bir uyarlamasıyla son buluyor. Bu bölümde Kosko'nun, Harari'nin Homo Deus'undakine benzer gelecek öngörüleri yer alıyor.
Alt başlıklara verilen isimler de ilginç: "pencere". Yazar bunun gerekçesi olarak, Windows işletim sisteminden esinlendiğini söylüyor. Bir de "Necefli Maşrapa" başlıkları var. Bunlar da tek televizyon zamanıyla ilgili; anametni açıklayan bilgiler bu başlıkla verilmiş.
Son zamanlarda okuduğum en akıcı kitaptı. Safsataların hepsini (50'den fazlalar) akılda tutmak kolay olmasa da bunlarla her gün her yerde (sosyal medya, TV, gazete, kitap vd.) karşılaştığımızı düşünürsek, farkındalığı arttıran bir kitap olduğunu söylemek abartı olmayacaktır. Mantıkla kurulmuş gibi görünen bir cümlenin aslında ne kadar çok safsata içerebileceğine şahit oldum. İncelemesini yaptığım bu satırlarda bile o safsatalardan bulunabilir :) Kitabın dizgisinde tuhaf bir durum vardı. Sıklıkla, noktalama işaretleri ile sonraki kelime arasında boşluk yoktu. Bazı kelimeler yineleme olmadıkları halde iki kez yazılmıştı. Bazı kelimelerin ise hecelerinden biri eksikti.
Bilimsel yöntem, bilim tarihi, mantık, bulanık (saçaklı-fuzzy) mantık konularına ilgi duyanların kaçırmaması gereken bir kitap.
 
Bir alıntı: "Diyalektik materyalizm, gerçekliği çözümlemek için kullanılan bir araçtır, dogmatik inançları değil. Yaygın bir dünya görüşü olamadıysa, bundan sadece Marksistler değil, insanlara statükoyu nasıl değiştirebileceklerini öğreten bir felsefeden hoşlanmayan iktidar odakları da sorumludur." (s.156).
Kazâ Sözleri ve Öteki Metinler Kazâ Sözleri ve Öteki Metinler / Kazâ Sözleri ve Öteki Metinler

En hızlı okuduğum kitap oldu. 25-30 dk süren bir yolculuktu. Tasarımı, pazarlama yöntemi ve içindekilerle sıra dışı bir kitap. Tasarımda, yaklaşık 23,5X11 cmlik bir kağıt boyutu kullanılmış. Bu da ince, uzun bir kitap oluyor. Jenerik sayfaları dahil 124 sayfa. Pazarlama yöntemi, kitap 1000 adet basılıyor ve sadece 888 tanesi satışa sunuluyor. İkinci baskısı yapılmayacak kitabın, bu 888 nüshasının her birine de bir numara verilmiş. Bunlardan 436 numaralı kitabı okumak kısmet oldu. Kitabın fiyatını içeriğine göre yüksek buldum ama deneyim açısından bu parayı hak edebilir. Bu değerlendirme de okuyucudan okuyucuya değişecektir elbette. İçerik, kitap dört bölümden oluşuyor. İlk bölümün adı "Kar Kapkara" ve "Hecelemeler" adı verilmiş, kelimelerin yarıda kesilerek yeni kelimeler oluşturduğu 25 kısa şiirden oluşuyor. Kelimeleri hecelere bölerek yeni kelimelerin oluştuğunu görmek ilginç oldu. İkinci bölümün adı "Görüntüler". Burada da her bir sayfaya birkaç tane olmak üzere, bazı durumların (bir yerde fotoğrafın) tasviri yapılmış. Üçüncü bölümün adı "Pusulalar". Her bir sayfaya bir tane pusula (not) olmak üzere, ev işlerine bakan bir kadının Memet ismindeki ev sahibine bıraktığı pusulalar var. Kitaba ismini veren "Kazâ Sözleri" bölümü son bölüm. Burada da aforizma niteliğinde sözler var. Ferit Edgü'nün başka kitaplarını beğenerek okumuştum. Bu da onlardan biri oldu.

Bir alıntı: "Çıplaklıkta aşk vardır. Bir de ölüm." (s.112).

Cinselliğin Tarihi Cinselliğin Tarihi / Historie de la Sexualite I-II-III

Bir eserin adı, o eserin içeriğini okuyucuya aktaran ilk temsilcidir. Bu kitap o eserlerden biri değil. Bir kere, cinselliğin tarihinden değil, Antik Yunan'da yazılmış bazı felsefi kitaplardaki cinsellikle ilgili konuların yazar tarafından yorumlanmasından oluşuyor. Zaman zaman günümüz, daha çok da Viktorya döneminden bahsetse de bu, tarihsel bir süreç şeklinde değil. Dahası, kitabın bazı kısımları cinsellikle ilgisiz, uzun anlatımlardan oluşuyor (örneğin, "kendilik" bölümü) Dili zaman zaman akıcı, zaman zaman da sıkıcı. Kitabın iyi yanlarından biri, pek çok kavramın Eski Yunancada kullanılan karşılığını görebilmemiz. Mesela, "philia", karakter ve yaşam biçimi benzeşmesi demekmiş. Fuko kitabı altı bölüm (kitap) olarak düşünmüş ama sadece ilk üç bölümü yazabilmiş. Kitap da bu üç bölümden oluşuyor. İlgili satırlarda kadın ve erkeğin toplumdaki (kitaba göre site) rolüne ilişkin düşüncelerin o tarihlerden bu yana ne kadar çok değiştiğini görebiliyoruz. Sabır gerektiren bir kitap. İlginç bilgiler de yok değil ama yazarın konudan saptığı yerlerde sabra çok ihtiyaç var. Bu konuda daha önce okuduğum Eric Berkowitz'in Seks ve Ceza-Arzuyu Yargılamanın Dört Bin Yıllık Tarihi kitabı çok daha iyiydi. 

Bir alıntı: "Bunlar eraste (seven) ile eromenin (sevilen) rollerinin neler olduğunu saptar. Biri [eraste] girişimde bulunmaktadır, öbürünün peşinden koşar, bu da ona haklar ve görevler yükler; coşkusunu hem göstermek hem de dengelemek zorundadır; hediyeler vermeli, yardımda bulunmalıdır; sevgiliye karşı yüklenmesi gereken işlevleri vardır; bütün bunlar, onun hak ettiği ödülü beklemesine temel oluşturur. Diğeri [eromene], sevilen ve peşinden koşulan kişi olarak kolayca teslim olmaktan sakınmalıdır; çok sayıda farklı ilgileri kabul etmemeli, sevgisini partnerinin değerini sınamadan, gözü kapalı ve çıkar karşılığı dağıtmamalıdır. Aynı zamanda aşığının kendisi için yaptıklarına duyduğu şükranı da dışavurmalıdır." (s.256).

Dörtlükler (Rubailer) Dörtlükler (Rubailer) / Rubaiyat

Bir kitap alıyorsunuz. Yazarı Ömer Hayyam. Önsözü okuyorsunuz ve aslında Ömer Hayyam'ın bu dörtlükleri yazmadığını, tüm kitabın, ona ait olduğu düşünülen dörtlüklerden oluştuğunu öğreniyorsunuz. Meğer Ömer Hayyam dörtlüklerini hiç yazmamış ya da yazmışsa bile kitaplaştırmamış. Bu kitaptaki tüm dörtlükler Ömer Hayyam'a ait olduğu düşünülen dörtlükler. Bunu çeviriyi yapan Sabahattin Eyüboğlu kitabın önsözünde belirtiyor. Bununla birlikte, dörtlüklerin neredeyse tamamı üzerinde düşünmeye değer. Kitabın çevirisi de başarılı. Hayat, şarap, yaratıcı, ölüm, sefa ve başka pek çok kavram üzerine yazılmış dörtlükler. Kitabın sonunda, "Akılla Bir Konuşmam Oldu" ismi verilebilecek, dörtlüklerden daha uzun bir şiir konulmuş. Bu şiir, yakın zamanda Fazıl Say ve Serenad Bağcan tarafından seslendirilmişti. Bu isim aynı zamanda Fazıl Say'ın kitabının da adı oldu. Şarkının linkini aşağıda paylaşıyorum. Kitabın her sayfasında ikişer dörtlük var. Hızlı bir şekilde okumak yerine, günde birkaç sayfa okunması uygun olur kanısındayım. 

Fazıl Say ve Serenad Bağcan-AKılla Bir Konuşmam Oldu: https://www.youtube.com/watch?v=4KVY2xNDzvE

Bir alıntı: 

"Akılla bir konuşmam oldu dün gece;
Sana soracaklarım var, dedim;
Sen ki her bilginin temelisin,
Bana yol göstermelisin.
Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan, dedi.
Nedir; dedim bu yaşamak?
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
Evi barkı olmak nedir? Dedim;
Biraz keyfetmek için
Yıllar yılı dert çekmek, dedi.
Bu zorbalar ne biçim adamlara dedim;
Kurt, köpek, çakal makal, dedi.
Ne dersin bu adamlara, dedim;
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.
Benim bu deli gönlüm, dedim;
Ne zaman akıllanacak?
Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.
Hayyam’ın bu sözlerine ne dersin, dedim:
Dizmiş alt alta sözleri,
Hoşbeş etmiş derim, dedi." (s.196).
  • 1