Kitaplar

Bir Sahtekâr Gibi Düşünmek Bir Sahtekâr Gibi Düşünmek / The Confidence Game

Maria Konnikova'nın Mastermind Sherlock Holmes Gibi Düşünmek isimli kitabını okumuş ve beklediğimi bulamamıştım. Bu kitap önceki kitaptan daha iyi ama yine de tatmin edici düzeyde değil. Bunun birkaç sebebi var. Öncelikle, kitabın orijinal adı "The Confidence Game" yani "Güven Oyunu". Yayınevi sanıyorum ilk kitabın ismiyle bir bağ kurabilmek için bu kitaba "Bir Sahtekâr Gibi Düşünmek" ismini uygun bulmuş. Diğer sorun kitaptaki yazım ve anlatım hatalarıyla ilgili. Çok özensiz davranılmış. Öyle kelime hataları var ki hepsinin gözden kaçması mümkün değil. İlk kez karşılaştığım bir durum olarak, kitapta bir "içindekiler" kısmı olmadığını da söylemeliyim. Acaba bir açıklaması var mı diye kitabı bitirmeyi bekledim. Ardından yayınevine Twitter'dan bu durumun sebebini sordum ama henüz cevap verme nezaketini göstermediler. Gelelim kitabın içeriğine. Kitap Giriş, 10 bölüm ve Notlar kısmından oluşuyor. Bölümler, bir sahtekârlığın aşamalarından bahsediyor. Bunlar; Üç Kağıtçı ve Numarası, Yem ve Tezgâh, Oyun, Halat gibi isimlere sahip. Her bölüm bir sözle başlıyor ve kitap boyunca gerçek sahtekârlık olaylarının kahramanlarının yaşadıkları ve etkiledikleri insanlardan bahsediliyor. Yayınevinin özensizliği kitaptan alınabilecek zevki azaltıyor. Bu da bir tür sahtekârlık sayılabilir. Ayıplı mal almış gibi hissediyor insan. Yine de kıymetli bilgilere ulaşılabilir, hatalar gözmezden gelinirse.

Bir alıntı: "Kimin kanacağını önceden tahmin etmek söz konusu olduğunda, (...) Kim olduğunuz değil, hayatınızın o döneminde nasıl bir noktada olduğunuz önem kazanıyor." (s.47).

Köpeklerin Sohbeti Köpeklerin Sohbeti / Novelas Ejemplares

Sıra dışı bir hayat yaşamış olan Cervantes'in yazdığı, hastanede tedavi gören bir teğmenin, bahçede konuşan iki köpeğin konuşmalarını kaleme almasıyla ortaya çıka uzun öykü. Kitap iki öyküden oluşuyor aslında. İlki "Hileli Evlilik" diğeri "Köpeklerin Sohbeti" ismini taşıyor. Cipión ve Berganza isimli köpeklere, nereden geldiği bilinmeyen bir konuşma ve anlama yetisi verilir. Bu yetiyle, iki köpek sabaha kadar başlarına gelenleri anlatırlar. Bu anlatılar daha çok, Berganza'nın başından geçenlerdir. İki köpek, dedikodu, iyilik, kötülük, zenginlik, fakirlik, hırsızlık ve dolandırıcılık gibi konularda felsefi bir sohbete koyulurlar. Zaman zaman esprili olan bu sohbette insanın kötülüğüne dair cümleler sabaha kadar kurulur ve sabahın olmasıyla sohbet biter. Sohbetteki konulardan bağımsız olarak, bir sohbetin nasıl olması gerektiğinin işaretleri de vardır bu konuşmalarda. Bir başka gece bu kez Cipión başına gelenleri anlatacaktır. Cipión'un hikâyesi yazıldı mı bilmiyorum ama bu kitap, Cipión'un hayatına dair bir merakla biter.

Bir alıntı: " (...) şeytanın bize bahşettiği zevkler hayali ve sahte olsa bile, bizim için yine de zevktir; gerçek mutluluklar için tersi geçerli olsa da, tensel hazzın hayali onu sahiden tatmaktan çok daha hoştur." (s.107).

Algı Kapıları - Cennet ve Cehennem Algı Kapıları - Cennet ve Cehennem / The Doors of Perception

Kitap, Aldous Huxley'in meskalin isimli maddeyi kullanma deneyiminden bahsediyor gibi görünse de bence, fikirlerinden bahsetmek için bu maddeyi kendine mazeret göstermiş. Deneyimleriyle ilgili sayfalar kitabın ancak onda birini ancak oluşturur. Huxley, resim, müzik ve tiyatro gibi sanat alanlarındaki fikirlerinden bahsediyor. Konudan o kadar sapıyor ki, bazen ne anlattığını takip etmek zorlaşıyor. Kendisi de bu durumun farkında olacak ki, 103. sayfada "Bu geniş çaplı, ancak gerekli sapmadan sonra başladığımız konuya dönelim." diyor. Hem de ne sapma! Kitap, "Algı Kapıları" ve "Cennet ve Cehennem" isimli iki ana bölümden oluşuyor. Bunun yanında, sekiz tane de "Ek"ten oluşuyor. Bence bu eklere gerek yoktu. Metin içinde yer alabilirlerdi. Neticede, zaten konudan yeterince sapıyor yazarımız. Kitapta fazlaca ressam ve tablolardan bahsediliyor. Bunu anlamak da zor değil. Meskalin görsel bir şölen sunuyorsa bir başka görsel şölen olabilecek tablolardan bahsetmek mantıklı. Meskalinin inan beyninde yaptığı etkilere benzer etkiler yapan diğer uygulamaları okumak da ilginç bir deneyim oldu. Açlık, kendini yaralama, bir metni okuma ve hipnoz gibi yöntemlerin görsel deneyimi değiştirdiğini bilmekle beraber, bunları kullananların kimler olabileceği üzerine düşünmemiştim. Meskalini daha önce duymamıştım. Bu kitap sayesinde merak eder oldum.

Bir alıntı: "Eğer algı kapıları temizlenseydi her şey insana, olduğu gibi görünürdü: Sonsuz." (s.5).

Ah Biz Ödlek Aydınlar Ah Biz Ödlek Aydınlar / Ah Biz Ödlek Aydınlar

Nesin'in çeşitli yerlerde yayınlanmış yazılarından oluşan kitapta, 37 yazı ve Nesin'in farklı dillere çevrilmiş kitaplarına yazdığı 20 önsözden oluşuyor. Bugüne kadar öykülerini okuduğum yazarın, fikir dünyasında olup bitenleri ve anılarını okumak farklı bir haz verdi. En az öyküleri kadar ilgi çekici olan bu yazılar, Nesin'in çeşitli olaylar karşısındaki düşüncelerini barındırıyor. Her ne kadar bunlar "yazılar" olsa da içlerinde hikâye ve anektodlar da taşıyor. Özellikle, "Özeleştiri" başlıklı yazısı kendisiyle ilgili merak edilenlerden bahsediyor. Yazarın 70 yaşıyla ilgili görüşleri de "Ey Güzel Yetmiş Yaşım, Merhaba!" isimli yazısında yer alıyor.  Faydalı bir okuma oldu.

Bir alıntı: "Düşün alanında geri kalmışlık, kutsal kavramların özünü yitirip, biçimciliğe saplanmakla belirir. Örneğin, hasta olmamaları için çocukların omzuna mavi gözboncuğu asmak, çivisinden çimentosuna kadar yabancıların icadı gereçlerle yapılmış ve içindeki bütün mallar dışardan getirilmiş büyük ve modern bir mağazanın kapısına karınca duası yerleştirmek, dinsel biçimcilikten başka bişey değildir." (s.128).

Pazarlama 3.0 Pazarlama 3.0 / Marketing 3.0

Philip Kotler pazarlama dünyasının en çok bilinen bilim insanlarından biri. Onun yazdığı her kitap, bu alanla ilgilenenler için oldukça önemli. Kitabın ilk baskısı 2010 yılında yapılmış ama Türkçe baskısı 2016 yılına ait. Pazarlama 4.0'ın  (Kotler'in bu ismi taşıyan da bir kitabı var) konuşulduğu günümüzde, 4.0'a nasıl gelindiğini görmek açısından kıymetli bir kitap. Pazarlamanın geçirdiği dönemler; ürün merkezli aşama (1.0), tüketici merkezli pazarlama (2.0) olarak adlandırılıyor. Pazarlama 3.0 ise şirketlerin tüketici merkezli olmaktan insan merkezli olmaya doğru kaydıkları ve kârlılığın kurumsal sorumlulukla dengelendiği aşama olarak tanımlanıyor. Kitapta bolca örnek var. Bu örneklerin tamamı doğal olarak küresel işletmelerden. Bazı işletmelere diğerlerinden daha fazla yer verilmiş (ör. Body Shop). Bugünkü pazarlara Pazarlama 1.0 seviyesinde pek çok işletme var. 3.0 seviyesine çıkabilmek, bu küresel işletmelerin harcı gibi görünüyor. Kitap, üç kısım ve 10 bölümden oluşmakta. Kısımlar; "Trendler", "Strateji" ve "Uygulama" isimlerini taşıyor.  Kitabın geniş bir kaynakça listesi de var. Yazarlar pek çok kitaba atıf yapmışlar. Bu sayede okuyucu, adı geçen kitaplar hakkında da bilgi sahibi olabiliyor. Pazarlama bilimi ile ilgilenenlerin okuması gereken bir kitap.

Bir alıntı: "3.0 çağında pazarlamacı olmak tek başına değişim gerçekleştirmek değil, diğer şirketlerle işbirliği içinde sorunları çözmek için yaratıcı yöntemler bulmak demektir." (s.134).