Kitaplar

Masallar - Bütün Ezop Masalları Masallar - Bütün Ezop Masalları / Aesop's Fables

358 masaldan (aslında kıssadan hisse hikâyesi) oluşan kitap, Ezop'un (Aisopos) tüm masallarını barındırıyor. Buradaki masalların pek çoğunu çocukluğumuzdan beri okumuş ya da duymuşuzdur. Bununla birlikte, bir hikâyeyi kaynağından okumanın haz ve değerine paha biçilemez. Bu masallardan yarısı size hitap etmeyebilir ama diğer yarısı tatmin edecektir. Bu yarı, hangi yarıdır siz karar verin :) Çevirmenin kitabın başında verdiği şu bilgi masal ya da hikâyelerin insanlar için önemini gösteriyor: "La Fontaine, kitabının önsözünde şöyle der: 'Bir masal iki parçanın bir araya gelmesiyle yapılır: Bu parçalardan biri masalın bedeni, öteki canıdır denebilir. Beden masalın kendisi, can ondan çıkan derstir.'" Bu kitaptaki masallardan birkaçını öğrenmek, sohbetlerin daha zevkli geçmesine yardım edebilir.

Bir alıntı: "Bir rivayete göre maymunlar iki yavru doğururmuş. Birine çok iyi bakar, üstüne titrer, diğerine ise pek önem vermez, ihmal ederlermiş. Ama bazen ilk yavru bütün ilgiye rağmen ölür, bakımsızca büyüttükleri yavru ise yaşarmış." (s.147).

Kendime Düşünceler Kendime Düşünceler / Ta Eis Eauton

Bu kitap, Roma İmparatorluğu'nun en önemli İmparatorları arasında sayılan Marcus Aurelius'un, dünya ve hayata dair kendisine söylediği düşüncelerdir. İçindeki düşüncelerin pek çoğu bugün de geçerliliğini devam ettirmektedir. Elbette, yazıldığı dönemin dünya görüşünün etkileri görülebilir. Kitapta altı çizilecek çok cümle var. Bunun yanında, katılmadığım düşünceler de bulunuyor. Örneğin, "bedensel hazzın" bu kadar kötülenmesini ne anlıyor ne de kabul ediyorum. Ruh denilen şey, bu dünyada beden denilen hapsi deneyimlemektedir. Bu da biraz acı ve hazla olmaktadır. Engellenemeyen acılar olduğu gibi, bazı hazları engellemek de doğru gelmiyor. Kitapta sürekli olarak "doğa"dan bahsediliyor. Bu doğaya insan doğası da katılmalı diye düşünüyorum. Belki de doğru olan Paracelsus'un "Her şey zehirdir, önemli olan dozdur" sözünde gizlidir. Bir kişisel gelişim kitabı da olabilecek eser, bir imparatorun da insan olduğunu, onun da herkesle benzer kaygı, korku ve umut beslediğini örnekliyor. Okunmalı.

Bir alıntı: "Kibirden yoksun olmakla böbürlenen kibir, en katlanılmaz olanıdır." (s.131).

Kağıt Ev Kağıt Ev / La Casa de Papel

"Kitaplar insanın kaderini değiştirir." Orijinal adı (La Casa de Papel) bir Netflix dizisini hatırlatsa da bu öykünün diziyle ilgisi yok. Hatta siz de benim gibi, kitapları en başından, sayfa ya da satır atlamadan okuyorsanız bu kitaptaki ilginç hikâyenin Türkçe'ye çevireninin özgeçmişiyle başladığını görebilirsiniz. Kitabı Türkçe'ye kazandıran Seda Ersavcı hanım, ikiziyle birlikte dünyaya gelmiş. Bunu da "1982'de Ankara'da Cem Ersavcı ile beraber doğdu." cümlesiyle belirtmişler. Bana oldukça ilginç geldi, fark ettim ki, "ikizi olan birinin özgeçmişi nasıl olur" diye hiç düşünmemişim. :)

Hikâye, kitapların, öldürdüğü insanlardan bahsederek başlıyor. Bunun bir önemi var elbette. Kitap, bir öğretim üyesinin ölen arkadaşına gelen, üzerinde kurumuş çimento kalıntıları olana kitabı, gönderenine iade etmeyi istemesiyle meraklandırıyor. Kitapta neden çimento kalıntıları vardır? Sonra kitap aşkının nerelere gelebileceğini gösteren başka bir hikâyeyle karşılaşıyoruz. Kitap okumayı bir serbest zamanı faaliyeti olarak değil de hayatının "olmazsa olmazı" olarak nitelendiren herkesin okurken zevk alabileceği, kendinden bir şeyler bulabileceği bir hikâye. Bazı sayfalardaki çizimler de okuyucu ile kitap arasındaki etkileşimleri soyut bir anlatımla gösteriyor.

Bir alıntı: ".... İnşa edilen bir kütüphane, yaratılan bir hayat demektir; yığılmış kitaplar toplamı değildir asla." (s.38).

Tarihsel Süreç İçinde Dünya Ekonomisi Tarihsel Süreç İçinde Dünya Ekonomisi / Tarihsel Süreç İçinde Dünya Ekonomisi

İnsanlığın ilk ticari faaliyetlerinden bugünkü duruma nasıl gelindiğini çok yalın bir dille anlatan kitap, dünya ekonomisinin tarihsel sürecini öğrenmek için başlangıç eseri olabilir. Kitap biri Giriş olmak üzere 18 bölümden oluşuyor. Bu bölümlerden bazıları şöyle: Ekonomi Tarihi Tüketimle Başlar, Tarımsal Artıdan Sermaye Birikimine, Sanayi Devrimi, Krizler Çağı, Kapitalizmin Küreselleşmesi. Kitabın sonunda 'meraklısı için' Nobel Ekonomi Ödülü alan iktisatçıların, hangi yıl, hangi araştırma konusuyla ödül aldıklarının da listesi verilmiş. Kitapta bazı küçük editör hataları da var. Örneğin, 123. sayfadaki şeklin orada ne işi var belli değil :) Kısa, öz ve anlaşılabilir bir kitap. Hocanın Twitter hesabındaki paylaşımlarının samimiyetini hissedebilirsiniz.

Bir alıntı: "(Batılı yazarlar ortaçağın bitişini Kolomb'un Amerika kıtasını keşfine bağlarlar). İstanbul'un fethinin birçok bilim insanının başta İtalya olmak üzere Avrupa ülkelerine göç etmesine ve onların da katkısıyla Rönesans'ın başlamasına yol açtığı iddia edilir." (s.94).

Saatleri Ayarlama Enstitüsü Saatleri Ayarlama Enstitüsü / Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü uzun zamandır okumayı istiyordum.  Elimdeki kitabı 30 Ekim 2010 tarihinde almışım ki, aldığım tarihten bu yana bile dokuz yıl geçmiş.  Beni harekete geçiren kıvılcım, sosyal medyada gördüğüm "Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü okumayan, Türkiye sosyolojisi hakkında yorum yapmasın" gibi bir görüş olmuştu. Bu sözde ifade edilen fikir kadar iddialı olamayacağım.  Saatleri Ayarlama Enstitüsü bir "ironiler" romanı. Romanın başkarakteri Hayri İrdal'ın yarı sağduyulu,  yarı duruma göre hareket eden tavırları, etrafındaki insanlar, Halit Ayarcı gibi kurnaz insanları tanımayanımız yoktur. Romanda ne yok ki? Devlet kurumlarının verimsizliği, çarpık insan ilişkileri, simya, astronomi, psikoloji, sinema, müzik, dans, ikiyüzlülük, yalan, fakirlik, zenginlik, psişik olaylar...

Aslında Saatleri Ayarlama Enstitüsü toplumun tamamının bir resmi. Bunu söylemek bana düşmez ama iyi bir roman var karşımızda.

Bir alıntı: "Ahmet Zamanî Efendi isminde hiçbir insan tanımamıştım. Hattâ adını ilk defa işitiyordum. 'Ah Yârabbim, ekmek paramı niçin bana doğrudan doğruya vermedin de beni başkalarının uydurduğu bir yalan yaptın!'" (s.263).

  • 1