Kitaplar

Kurtlarla Koşan Kadınlar Kurtlarla Koşan Kadınlar / Women Who Run With the Wolves

Kitabı okumam da yazar Estés'in ilgili kitabı 25 yılda yazması ve kendisinin ifade ettiği gibi, "dura kalka, gire çıka" oldu. Ayrıntı Yayınları'nın "Ağır Kitaplar" serisinde yer alan kitap, bu seride bulunmayı hak edecek kadar ağır. Eseri okumayı zorlaştıran unsur, yazarın her ayrıntıyı açıklaması ve bunu tekrarlayarak devam ettirmesi.  Kitabın okunması ciddi konsantrasyon gerektiriyor. İçinde ne var? Bir kurda benzetilen "vahşi kadın"ın hayat yolculuğunun 16 bölümde, 16'dan fazla hikâye ve bu hikâyelerin açıklanmasıyla anlatılması var. Hikâye deyince, bunları okunur okunmaz anlaşılan hikâyeler olarak görmeyin. Her biri arkasında derin anlamlar, metaforlar (benzetmeler) ve göndermeler içeren hikâyeler. Özellikle arketip ve simgesel anlatımın bol bol örneklendiği hikâyeler bunlar. Eski Latin geleneğinde, "cantadora" denilen kişiler varmış. Yazarımız da bunlardan biri. Cantadora, eski öyküleri toplayıp saklayan kişilere deniliyormuş. Yazar hem bir psikanalist hem de bir cantadora olarak hikâyelerini paylaşıyor. Bununla birlikte, bu kitap serinin ilk kitabıymış. Asıl kitap 2200 sayfa ve 100 öyküden oluşuyormuş. Estés bunu şöyle ifade ediyor: "Kurtlarla Koşan Kadınlar içsel hayat üzerine 100 masalı kapsayan beş bölümlük bir dizinin ilk kısmıdır." Adı; masal, öykü ya da hikâye olsun bu edebiyat türünün "iyileştirici" bir etkisi olduğunu biliyoruz. İşte bu kitap da özellikle kadınlara iyileştirici olma özelliği taşıyor. Bu kitaptan yaklaşık 650 yıl önce yazılmış Decameron'un amacı da buydu. Kitabın sonunda, kurtlara benzetilen vahşi kadının, hangi açılardan benzetilişi, Kurtların Genel Hayat Kuralları olarak, 10 başlık halinde şöyle belirtilmiş:  1.Ye, 2.Dinlen, 3.Aralarda dolaş, 4.Sadakat göster, 5.Çocukları sev, 6.Ay ışığında gevezelik et, 7.Kulaklarını ayarla, 8.Kemiklere kulak ver, 9.Seviş, 10.Sık sık ulu.

Bir alıntı: "Hoşnutsuzluk, anlamlı ve hayat-verici değişikliklere açılan gizli kapıdır." (s.316).

Bostan Bostan / Sadinâme

Daha çok, özlü sözleriyle bilinen Sadi Şirazi'nin, on bölüm, 276 başlıkta, konuşma, hikâye, temsil isimleriyle okuyucuyla buluşturduğu mesellerin yer aldığı iki kitaptan ilkidir Bostan. Diğer kitabı Gülistan'dır ve Bostan'dan sonra yazılmıştır. Hikâye okumaktan hoşlanıyorsanız 13. yüzyıldan kalma hikâyeler ilginizi çekebilir. Kitapta, Adalet ve Hükümdarlık, İhsan ve Cömertlik, Aşk, Velilerin Yolu ve Onlara Muhabbet, Alçakgönüllülük, Rıza, Kanaat, Terbiyenin Etkisi gibi bölümler var. Bir kısmı da Sadi'nin kendi başından geçmiş hikâyeler okunmaya değer.

Bir alıntı: "Senin iyiliğini esas isteyen, 'sende şu kusurlar vardır,' diyen kimsedir." (s.197).

İnsanın Anlam Arayışı İnsanın Anlam Arayışı / Man's Search for Meaning

Bir psikiyatrist için toplama kampı deneyimi, bir psikiyatrik tedavi yöntemi için nasıl bir fırsata dönüşür? Kişinin fikirlerini en derinden sorgulayacağı yerlerden biri herhalde toplama kampları olmalı. Açlık, hor görülme, hastalık, ağır koşullarda çalıştırılma, arkadaşların ölümü vd. zorluklar karşısında hem kendi bilincini kontrol etme hem de inançlarını sorgulama süreci. Viktor E. Frankl bunların tamamını okuyucuya birinci ağızdan aktarıyor. Bir psikiyatristin 2. Dünya Savaşı sırasında esir tutulduğu Nazi kamplarındaki deneyimlerini okuyoruz kitabın ilk bölümünde. İkinci bölümde, bir tedavi yöntemi olarak Logoterapi'yi açıklıyor yazar. Üçüncü bölümde ise iyimserlik üzerine satırlar bulunuyor. Frankl, Logoterapi yöntemiyle, kişinin hayatında ve yaşadıklarında bir anlam bulması halinde psikolojik rahatsızlıklar yaşamayacağını, yaşıyorsa da anlamı bulduğu takdirde, bunlardan kurtulacağını ifade ediyor. Kitabın ilk baskısına kendi ismini koymayan Frankl, kitabın bu kadar popüler olmasını da (kitap 30'un üzerindeki dile çevrilmiş ve 15 milyondan fazla satmış) insanların yoğun anlam arayışına bağlıyor. Üzülerek, öğrenerek, anlayarak ve düşünerek geçen bir okuma zamanı oldu. Psikoloji ve tarihe ilgi duyuyorsanız listenize alabilirsiniz. İyi kitap.

Bir alıntı: "Logoterapiye göre, kişinin kendi yaşamında bir anlam bulma arayışı, insandaki temel güdülendirici güçtür. Freudçu psikanalizde merkezi bir öneme sahip haz ilkesine (ya da buna haz istemi de diyebiliriz) karşıtlık içinde olduğu kadar, Adlerci psikolojinin dayandığı "üstünlük arayışı"na (buna üstünlük istemi de diyebiliriz) da karşıt bir anlam isteminden söz etmemin nedeni işte budur." (s.113).

Artık Biliyorum Artık Biliyorum / Now I Know

Kitapta, 96 farklı konuyla ilgili ilginç sayılabilecek bilgiler var. Bunlardan bazıları ilgimi çekmediği gibi bazıları da hemen araştırma yapmama sebep olan başlıklar oldu. "Hadi canım!" dediğim olaylardı bunlar. Kitabın Giriş'inde de dendiği gibi: "Kurgu ihtimallere bağlı kalmak zorundadır; oysa gerçeğin böyle bir zorunluluğu yoktur." Aktarılan olaylar, tüm dünyadan olsa da bir kısmı ABD ile ilgili. Her başlıktan sonra "Ek Bilgi" adı verilen, ilgi başlıktan daha kısa tutulan bölümlerde de yeni bir bilgi paylaşılmış. Bu da paylaşılan başlıkların aslında 96 değil, 192 olduğu gösterebilir. Kitapta, Türkiye'yle aynı adı paylaşan Türkçe'de "hindi" anlamına gelen "turkey" kelimesinin nereden geldiğine de yer verilmiş. İlginç bilgilerden ve kısa hikâyelerden hoşlanıyorsanız ya da mevcut "ağır" okumanıza ara vermek istiyorsanız veya bir şeyler yazıyor da ilham arıyorsanız faydalı olabilir.

Bir alıntı: "1988 yılı itibariyle bir İngiliz sigorta şirketi, uzaylılar tarafından kaçırılma riskini teminatlandıran bir poliçe sürdü piyasaya. 150 dolar tutarındaki prim size 1,5 milyon dolarlık bir koruma sağlayacaktı. Şirket, bu poliçeden yaklaşık 20.000 adet sattığını beyan etti." (s.174).

Yalan %100 Dürüst Yaşamak Mümkün mü? Yalan %100 Dürüst Yaşamak Mümkün mü? / Lying

Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde, yazar, yalanla ilgili düşüncelerini 11 başlık altında inceliyor. İkinci bölüm, üniversitede öğrenciyken kendisinden etkilendiği hocasıyla yaptığı söyleşi, üçüncü bölümde ise okurlarından gelen sorulara verdiği cevaplar bulunuyor. Bu küçük kitapta, yalanın beyazı ve pembesinin olmadığı; her yalanın aynı özellikleri taşıdığından ve her şartta doğrunun dile getirilmesinin hem kişi hem de muhatabı açısından daha iyi olacağı ifade ediliyor. Yazara göre yalan, "dürüst iletişim beklentisi içindeki öteki kişileri kasıtlı olarak yanlış yönlendirmektir." Kitapta, ölümcül bir hastalığa yakalanmış ve çok az ömrü kalmış insanlara yalan söylemekten, birinin hayatını kurtarmak için söylenebilecek yalanlara kadar gerçek olaylar ele alınmış. Yazarın her durumda tavsiyesi, istisnasız bir şekilde yalan söylememek. Tabi bazı durumlarda kelime oyunlarına sığındığını da söylemek gerek. Yalan, insan düşünme biçiminin bir ürünü. Çeşitli beklentilerle söylediğimiz yalanlar hepimizin hayatını zorlaştırabilir. Yalanlarla ilgili yazılmış daha kapsamlı bir kitap olarak, Ian Leslie'nin Doğuştan Yalancı isimli kitabı ve 2009 yapımı eğlenceli bir Ricky Gervais filmi olan The Invention of Lying filmine de bakabilirsiniz.

Bir alıntı: "Kant, yalan söylemenin her durumda -masum bir kişinin öldürülmesini engelleme girişiminde bile- etik dışı olduğunu düşünüyordu." (s.43).