Kitaplar

Sinemada Felsefe Sinemada Felsefe / Sinemada Felsefe

Yirmi bir film üzerinden, sinema ve felsefe ilişkisinin incelendiği kitap, derin bir bilgi birikiminin eseri olarak ortaya çıkmış. Kitapta değinilen bazı filmler şöyle: Yedinci Mühür, Persona, Raşomon, Budala, Dogville, Casablanca, Stalker, Zorba vd. Son derece akıcı bir üslupla kaleme alınan kitap, filmleri özellikle katharsis kavramı üzerinden ele alıyor. Yazar, filmleri ele alırken öyle anekdotları öyle özlü sözlerle birleştirmiş ki, filmleri adeta nakış gibi işlemiş. Birbirinden çok farklı olay, olgu ve özlü sözün bu şekilde bir araya getirilmesi, yazarın duygu ve bilgi birikiminin en net yansıması olmuş. Sayfa sayısı bakımından düşük hacimli eser, tadı damakta bırakıyor. Dilerim, hocamız başka filmlerden yeni kitaplar yazar da zihnimiz, gönlümüz aradığı tadı yine bulur.

Bir alıntı: "Kaçış yoktur; kitabı bitiririz, filmi izleriz, rüyadan ise uyanırız. Dünyaya, dünyamıza şöyle bir bakarız: Olması gereken olmuştur!" (s.113).

Toros Canavarı Toros Canavarı / Toros Canavarı

İçinde çok iyi öyküler barındıran bir Aziz Nesin kitabı. 22 öyküden dokuz tanesini diğerlerinden daha iyi buldum; özellikle "Şermendi Ne Zaman Doğdu?" öyküsünü. Bol ironili öykülerin ilk basım tarihi 1957. Kitap sayesinde 50'li yılların Türkiye'sine de göz atılmış olunuyor.

Bir alıntı:

"-Bunu, biriki satırla yazamaz mıydı? Bunun için mi altıyüz sayfa yazdı?
-Eğer biriki satırla bunu açıklasaydı, o zaman senden, benden ne farkı kalırdı? Bilgin demek, herkesin bildiği şeyleri, hiçkimsenin bilemeyeceği biçimde yazabilen, beş kelimeyi beşyüz sayfa uzatabilen adam demektir. Bir bilginle, bir bilgisizin ayrımı işte budur." (s.82-83).

Zümrüt Ayna Zümrüt Ayna / Zümrüt Ayna

Şengör'ün 1999 yılında Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmış 53 yazısından oluşan kitap, ilgili dönemin olaylarına odaklanıyor. Özellikle, üniversiteler ve YÖK hakkında yazılar barındıran eserde, bilim ve bilim tarihi adına da okumaya değerler yazılar mevcut. İlgili dönemin günlük olaylarına yer verildiği için Şengör'ün diğer kitaplarından daha az zevkli geldi bana.

Bir alıntı: "Yazı bir şifre değil, bilakis açık haberleşme aracıdır -veya öyle olmalıdır." (s.153).

Antik Felsefe Antik Felsefe / Die griechische Philosophie

İki kısım, 16 bölümden oluşan kitap, Homeraos'tan Sokrates'e kadar olan dönemi, ilgili filozoflar ve fragman örnekleriyle inceliyor. Kitapta adı geçen, Milet'li filozoflar; Thales, Anaksimandros, Anaksimenes'ten Pythagoras, Ksenophanes, Herakleitos, Parmanides, Empedokles, Anaksagoras, Atomcular, Sofistler, İyonyalı filozoflar hatta Hipokrates'e kadar düşünürlerin fikirlerini bir araya toplayan kitap, ilgili dönem hakkında anlaşılır bilgiler sunuyor. Bununa birlikte, kitabın içeriğine uygun olmayacak kadar çok yazım hatası var. Kitapları kim okumuyor? diye sorulsa ve cevabı bu kitaba göre verecek olsak, cevap, "yayınevi" olurdu.

Bir alıntı: Herakleitos'tan bahisle; "Artemis tapınağına çekilerek çocuklarla aşık oynuyor; Ephesoslular çevresine toplandıklarında şöyle diyor: 'Ne şaşırıyorsunuz, reziller! Yoksa böyle yapmak sizinle birlikte devlet yönetmekten daha iyi değil mi?'" (s.69).

Aylak Adam Aylak Adam / Aylak Adam

Geçimini sağlama derdi olmayan, tahsilli bir erkeğin bir yılını konu alan roman, Türk edebiyat tarihinde önemli sayılan yapıtlardan biri. Hikâye kış mevsimiyle başlar ve güz ile sona erer. Romanın esas karakteri tuhaf bir kişilik gösterir. Yaptığı hiçbir şeyden zevk almaz. İlginç takıntıları vardır: müşteri olmayı sevmez örneğin. İlk sayfalarda yazarın tarzına uyum sağlamak zorlasa da iyi bir okuma oldu. Yazarın insanın iç sesini veya kendi kendine konuşmalarını açıklıkla dile getirmesinden hoşlandım. Zaten böyle olmuyor mu? Bize kendimizi gösteren kitabı daha çok beğenmiyor muyuz? Atılgan'ın diğer romanlarını da okumayı düşünüyorum.

Bir alıntı: "Sevilende bizimle ortak duygular vardır sanırız." (s.151).