Filmler

...Ve Tanrı Kadını Yarattı ...Ve Tanrı Kadını Yarattı / Et Dieu... Créa La Femme

Adını Romeo ve Juliet'teki Juliet'ten mi almıştır bilinmez, Juliet ismindeki kadının kendi eğlencesi için birkaç erkeği birbirine düşürdüğü Fransız filminde, bir kadının istediğinde ne kadar tehlikeli olabileceğini görüyoruz. Bizim kültürümüzdeki "Yedi Kocalı Hürmüz"ün Fransız versiyonu diyebiliriz. Biraz da Notre- Dame'in Kamburu'nu andırdı. Bu oyunda yer alan şarkıyı'da aşağıda paylaşıyorum. Tüm erkekleri kendine aşık eden Esmeralda için yazılmış şarkı. Filmde Juliet pervasızlığını o kadar ileri boyuta taşıyor ki, evli olduğu erkeğin abisine bile bulaşıyor. Tabi, "aşk" her şeyi açıklar. Filmde de dediği gibi: "Aşktan anlamayanlar yalnızca polistir." Filmde abartılı bir oyunculuk var. Yine de Bridget Bardot'u ilk kez aşağıdaki Şener Şen oyununda duymuş biri olarak, filmini de izlemek geç kalınmış bir eylemdi benim için :)

Notre- Dame'in Kamburu: https://www.youtube.com/watch?v=kSTwiZ3FoCM

Şener Şen oyunu: https://www.youtube.com/watch?v=GZ0cGa0-2uM

Birkaç alıntı:

" -Nerede o?

-Gitti.

-Gitti mi, neden?

-İstediği zaman, istediği şeyi yapacak kadar cesur da ondan."

"-Bir gün, daha fazlasını isteyeceksin.

-Belki de. Bekleyeceğim.

-Saçların ağardığında, zaman artık geçmiş olacak. Yalnızca gençler sabırsızdır."

"Bu kız erkekleri yok etmek için yaratılmış."

 

İzlenmese de olur. 

Milyoner Avcıları Milyoner Avcıları / How To Marry A Millionaire

Pola (Marilyn Monroe), Loco (Betty Grable), Schatze (Lauren Bacall), üç genç ve bekar Amerikalı hanımefendi. Şehrin kaymak tabakasının mukim olduğu işlek merkezinde lüks bir daire kiralayan Pola ve Schatze'nin yanlarına Loco da katılacaktır. Filmde bu üçlünün 'zengin koca' bulma tasavvuru ve bu uğurda atıldıkları serüvenleri izliyoruz. Üçünün de ortak hayali ve tek tutkusu budur. Öyle ki varsılların yoğun olduğu muhitlere girebilmek, partilere katılabilmek için gerekli sermayeyi dairedeki mobilyaları satarak temin edecek kadar. Yine de evdeki hesap çarşıya uymaz. Zengin eş arayan üçlü, para yerine aşka gönül verirler.

İlk kez bir filmin, filmle ilgisi olmasa bile bir orkestranın parçasıyla başlayıp yine bununla bittiğini izledim. Sanatsal olarak farklı bir denyimdi. Filmin başında altı dakika boyunca orkestrayı izliyorsunuz. Filmin sonunda görünen 1000 ABD Doları banknotu da sanıyorum çok az yerde görebiliriz.

İzlenebilir.

Özgürlük Yazarları Özgürlük Yazarları / Freedom Writers

23 yaşındaki idealist genç öğretmen Erin Gruwell (Hilary Swank), ilk ders günü için Wilson Lisesi’nin kapısından adımını atarken içine girmekte olduğu yepyeni dünyayı kucaklamaya hazırdır. Sınıfında çok çeşitli ırk ve toplum katmanlarından gelen sorunlu öğrenciler vardır. Hepsinin de günü yaşamaktan başka umudu, beklentisi kalmamış gibidir. Gençlerin durumuna yüzeysel bakınca, paylaştıkları tek şey birbirlerine karşı nefretleridir. Derslere aktif katılımı şiddetle reddettikleri gün gibi ortadadır. Buna rağmen Erin günlük bazda onların ilgisini çekebilmek için çeşitli yöntemler denemeye çalışır. Ancak filmin odak noktasına getto gerçeklerinin gelmesi uzun sürmez. Erin’in sınıfındaki bir Latin çete üyesinin yakından tanıklık ettiği ırkçı kökenli çeteler çatışmasının yankıları ve Erin’in ders sırasında yasakladığı ırkçı karikatür yüzünden sınıfta ateşli tartışmalar başlar. Öğrenciler, genç öğretmeni kendilerini dinlemeye zorlarlar. İdealist gözlüklerini çıkartmasını, gençlerin sokaklardaki ilan edilmemiş savaş ortamından hayatta kalış hikayelerini dikkate almasını isterler. Erin artık öğrencilerle iletişim kurmaya başlamıştır. Sınıfa öncelikle müziği ve bir başka tür gettonun edebiyatı kabul edilen “The Diary of Anne Frank”ı getirir. Bu basit araçlar sayesinde, hoşgörüsüz ortamın acısını çeken ve kendi topluluklarının dışındaki dünyayla sürekli mücadele halinde olan öğrencilerin gözlerini açmaya başlar.

Erin'in öğrencilerine tutturduğu günlükler Özgürlük Yazarları isimli bir kitapta birleştirilmiştir. Yahudi soykırımı üzerinden lise öğrencilerinin içinde bulundukları çete mücadelesinden kurtulmalarının anlatıldığı, okul, öğrenci, öğretmen ilişkilerine farklı bir bakış sağlayan "ince" film.

Bir alıntı: "Bir çocuğu mahkemede savunuyorsan işte o zaman savaşı kaybetmişsindir. Asıl savaş burada, sınıfta verilmeli."

İzlenebilir.