Filmler

Güllerin Savaşı Güllerin Savaşı / The War Of The Roses

Oliver ve Barbara Rose 18 yıldır evlidir. Artık Barbara boşanmak istemektedir, ama iş hangisinin pahalı evlerine sahip olacağına gelince ikisi de geri adım atmamaktadır. Oliver’ın avukatının usta taktikler vermesine rağmen her şey için artık çok geçtir... 

İzlenebilir.

Bazıları Sıcak Sever Bazıları Sıcak Sever / Some Like It Hot

Chicago'da komedyenlik yapan Joe ve Jerry bir katliama tanık olurlar ve mafya onların peşine düşer. İkili, kadın kılığına girip tamamının kadın olduğu bir müzik grubuna katılarak Miami'ye gitmek ister. Fakat ikisi de aynı kişiye, grubun solisti Sugar Kane'e aşık olurlar.

Rastlantılar üzerine ilerleyen senaryolardan pek hoşlanmam ama bu film bir istisna oldu. Sonrasında çekilen bazı filmlere (örneğin, Şabaniye-1984)  ilham olduğunu düşündüğüm film çok eğlenceliydi.

İzlenebilir.

Andre ile Akşam Yemeği Andre ile Akşam Yemeği / My Dinner With Andre

Uzun zamandır görüşmeyen biri oyun yazarı diğeri yönetmen iki arkadaşın bir akşam yemeğinde buluşmalarının ardından yaptıkları sohbete ortak olduğumuz bir film. Wallace Shawn'un lokantaya geliş ve gidiş sahnelerini saymazsak, filmin tamamı yemek masasında geçiyor ve Andre ile Shawn'un dünya, insanlar ve hayat hakkındaki fikirlerini dinliyoruz. Bu fikirlerden bazıları gerçekten de ilginç. Söylenmeyen, konuşulmayan ama bazı insanların farkında oldukları konular üzerine iki saate yakın bir süre biz de o yemek masasında oturuyoruz. Filmdeki karaketerler de oyuncularla aynı ismi taşıyor. Dinlemek isteyenler için filmin sonunda çalan Erik Satie'nin Gymnopedie'sinin linki de şöyle:

https://www.youtube.com/watch?v=S-Xm7s9eGxU

Birkaç diyalog:

"Sanatımla sonsuza dek yaşayabilirim, hayatımla değil."
 
"Grotowski'nin tiyatroyu bırakma nedenlerinden birisi buydu. İnsanların yaşamlarında o kadar mükemmel rol yaptıklarını düşünmüş ki tiyatroda rol yapmayı gereksiz ve iğrenç bulmuş. Sence de bir doktorun beklentimize uygun görünmeye çalışması şaşırtıcı değil mi? TV'de bir terörist gördüğünde tıpkı bir teröriste benzer. Öyle bir dünyadayız ki, babalar veya bekârlar veya sanatçılar hepsi birilerinin hayallerindeki baba, bekâr veya sanatçı, görünüş ve davranışlarına ulaşmaya çabalıyorlar. Hepsi, her an nasıl davranmaları gerektiğini biliyormuş gibi davranıyorlar ve hepsi de kendisinden emin görünüyor."
 
"Bence New York yeni model bir toplama kampıdır. Üstelik bu kamp bizzat mahkûmları tarafından inşa edilmiştir. Mahkûmlar aynı zamanda gardiyandır ve inşa ettikleri bu şeyle gurur duyarlar. Kendi hapishanelerini inşa ettiler ve hem mahkûm hem gardiyan oldukları şizofrenik bir hal aldılar ve bunun, lobotominin sonucunda, ne inşa ettikleri bu hapishaneyi terk etmeye ne de görebilmeye muktedir oldular."
 
"İçinde yer aldığım her işte muhakkak tehlikeli bir şeyler vardı. Ayrıca daima insanların hayatlarına müdahale edip etmeme sorusu vardı. Çünkü bu atölyelerden birisini yönetiyorsam, biraz doktor biraz terapist ve biraz da papaz oluyordum. Ama ben doktor, terapist ya da papaz değilim."
 
İzlenebilir.