Kitaplar

Hikâye Anlatıcısının Sırrı Hikâye Anlatıcısının Sırrı / The Storyteller's Secret

Başarılı olmuş ve çoğunlukla TED konuşmaları da olan kişilerin insanları etkileyen hikâyeleri ve bu hikâyelerde neleri iyi yaptıklarını açıklayan kitap 37 başlık ve bir "sonuç" bölümünden oluşuyor. Hikâyeler "İçimizdeki Ateşi Canlandıran Hikâye Anlatıcıları", "Eğiten Hikâye Anlatıcıları", "Basitleştiren Hikâye Anlatıcıları", Motive Eden Hikâye Anlatıcıları" ve Hareket Başlatan Hikâye Anlatıcıları" olmak üzere beş kısımda incelenmiş. Pek çok iyi TED konuşmasına bu kitap sayesinde ulaşmak mümkün. Her bir başlıkta önce kişi ve hikâyesi anlatılıyor sonra "Hikâye Anlatıcısının Araçları"ndan bahsediliyor ve son olarak, birkaç cümleyle hikâye anlatıcısının sırrına değiniliyor. Kitabın sonunda verilen "Hikâye Anlatıcısının Kontrol Listesi" iyi bir hikayenin içermesi gereken başlıkları sorularla veriyor. Kitabın iyi bir sunum için neler gereklidir? sorusuna da cevap verdiğini düşünüyorum. Kitabın 255. sayfasında, Winston Churchill'in 18 Haziran 1940'ta radyoda yaptığı bir konuşmasından bahsediliyor. Bu konuşmada Churchill Almanlara yönelik olarak şöyle demiş: "(...) Başarısız olursak tüm dünya, ABD dahil olmak üzere, tanıdıklarımızla ve değer verdiklerimizle birlikte, sapkın bilimin himayesinde daha şeytani, belki de çok daha uzun sürecek bir yeni Karanlık Çağ'ın dipsiz uçurumlarına düşecek. (...)" Burada, bir düzeltme yapmak isterim. Bilim sapkın olamaz ama insanlarca sapkın amaçlarla kullanılabilir. Dolayısıyla, Churchill'in söylemek istediği, Almanların bilimi kullanarak dünyayı bir karanlığa sürüklediğidir; bilimi bu amaçla kullandıklarıdır. Çeviride bilimin sapkın olduğu söylenmiş ki, bilim yapısı itibariyle iyi veya kötü olamaz. Orijinal konuşmada geçen "perverted science" ifadesini "sapkın amaçlarla kullanılan bilim" olarak okumak doğru olabilir. Benim için tatmin edici bir okuma oldu. 

Bir alıntı: "Gerçek keşif yolculuğu yeni topraklar, manzaralar aramayı değil, yeni gözlere sahip olmayı içerir." Marcel Proust (s.238).

Ve Kadın Erkeği Yarattı: Erkeklere Fısıldama Sanatı Ve Kadın Erkeği Yarattı: Erkeklere Fısıldama Sanatı / The Man Whisperer: A Gentle, Results-Oriented Approach to Communication

Amerikan tarzında öğütler içeren, zaman zaman başarılı tavsiyeleri olan, zaman zaman da kelime kalabalığından öteye gidemeyen kitap; erkeği yaramaz bir çocuk gibi düşünüp, onu yola getirmenin yollarını anlatıyor. Tabi bu işin merkezine de cinselliği koyarak yapıyor bunu. Yazarlara göre, erkek; zaman zaman "mağara adamı" zaman zaman da bir "çocuk". Kitabın yazarları kadın olsalar da ancak bir erkeğin elinden çıkabilecek tavsiyeleri var. Yöntemlerine "Erkeğe Fısıldama Sanatı" adını vermişler. Bu sanat öz olarak şöyle diyor: Erkeğe emretmeyin ya da ondan bir şeyi direkt istemeyin. Ona öyle şeyler söyleyin (fısıldayın) ki o, ilgili şeyi kendisinin istediğini sansın. Özellikle, kadının bir şeyi ısrarla istemesinin fayda getirmeyeceğini söylüyorlar. Yöntemlerinde bir aldatmaca yok. Her iki tarafın da mutluluğu için bu yöntemin gerekli olduğundan bahsediyorlar. Kitapta, gerçek kimselerin görüşlerine de yer verilmiş. Her bölüm başında kadın-erkek ilişkisine dair bir söz ve bu söze karşıt kendi sözlerine yer vermişler. Ben yazarların sözleri yerine, diğer sözleri beğendim. Kitapta erkeğe ve düşünüşüne dair önemli ipuçları var. Yine de her ilişkinin kendine özel olduğunu, bir ilişkide işleyen bir kuralın başka bir ilişkide işlemeyeceğini düşünüyorum. Dahası, insanlar her farklı ilişkide partnerinin kişiliğine göre farklı bir kimliğe bürünebilirler. İlişkiler ve duygular kitaplardan okunabilir ama anlamak için yaşamak gerektiği kanısındayım. 

Bir alıntı: "Kadınlar, sadece konuşmak istedikleri için konuşur. Oysa bir erkek, kendisi dışında bir sebep onu konuşmaya yönelttiği zaman konuşur. Örneğin, temiz çorap bulamadığı zaman." Jean Kerr (s.76).

Seks Neden Keyiflidir? İnsanın Cinsel Evrimi Seks Neden Keyiflidir? İnsanın Cinsel Evrimi / Why Sex is Fun? The Evolution of Human Sexuality

Kitabın adı, her ne kadar seksin neden keyifli olduğunu açıklayacak gibi dursa da içeriğinin tatmin edici bir cevap verdiği söylenemez. Yazarın kitapla ilgili kendi cümlesi şöyle: "Bu kitap, insan cinselliğinin şu andaki haline nasıl geldiğine ilişkin, spekülasyona dayanan bir anlatıdır." Kitap boyunca pek çok hayvan türünün çiftleşme yöntem ve tarzları anlatılarak, insanda bunun neden farklı olduğunun cevabı aranıyor. Pek çok türde cinsellik, sadece soyun devamı için yapılan bir eylemken, neden insan ve birkaç hayvan türünde bu durum zevk almak yönünde evrilmiştir? Yazarın buna, bence tatmin edici olmayan cevabı, insan türünün dişisinde doğurganlık dönemini belli eden işaretlerin hem dişi hem de erkek tarafından bilinememesi, bu yüzden de gebeliğe sebep olabilecek bir birleşmenin sürekli olarak denenebilmesi. Günümüz bilgi düzeyi bize, kadınların ne zaman doğurgan olduklarını gösterir ürünler bile sunuyor ama bunların olmadığı dönemde, ne kadının ne de erkeğin bu dönemi tam olarak tespit edemediği ifade ediliyor. Kitapta bana en ilginç gelen bölüm, insan erkeğinin de yavrusunu emzirebileceğiyle ilgili satırları oldu. Bununla birlikte, son sayfalara doğru, bir konunun otomasyonla üretimin mucidi Henry Ford'la ilgili bir olayla örneklenmesi ilginçti. Kitabın dili anlaşılabilir düzeyde. Eğer evrimle ilgili cümleleri okumak sizi kızdırmıyorsa pek çok şey öğrenebilirsiniz. Çünkü kitap baştan sona, evrim teorisine dayalı bir anlatım gösteriyor.

Bir alıntı: "Erkeğin genetik çıkarlarına uygun bir davranış dişi ebeveynin çıkarlarına, dişinin çıkarlarına uygun bir davranış da erkek ebeveynin çıkarlarına uygun olmayabilir. İnsanlığın çektiği ıstırapların temel nedenlerinden biri de bu acı gerçektir." (s.26).