Kitaplar

Gerçeklik Açlığı: Bir Manifesto Gerçeklik Açlığı: Bir Manifesto / Reality Hunger: A Manifesto

Çok farklı bir deneme kitabı bu; hem biçimiyle hem de içeriğiyle. Kitap üç şekilde takip edilebiliyor: 1.sayfa numarasından, 2.her bölüme verilen harflerden ve 3.her fikre verilen numaralardan. Yazar Shields, gerçek nedir? Kime aittir? Edebiyat ve sinema dünyasında türler ne anlama gelir? gibi soruların cevaplarını 618 fikir üzerinden vermiş. Yazarın temel iddiası şu: Gerçeği kimse sahiplenemez. Biri bir gerçekten bahsediyorsa bu, ona ait değildir. Dolayısıyla, o kişiye bir atıf ya da o kişiyi göstererek alıntı yapmak gerekmez. Kitabın bu temel düşünce ekseninde hareketinden dolayı, yazar, sona koyduğu "Ek" bölümünde, kitapta alıntılanan fikirlerin sahiplerini vermiş. Bununla birlikte, yazarın bir de tavsiyesi var: "Eğer alıntı konusunda benimle aynı fikirdeyseniz bu, kaynakça sayılabilecek kısmı kitaptan kesin ve öyle okuyun." Tabi ben böyle okumadım. Aksine, beğendiğim fikirlerin sahiplerini "Ek"ten bulup, fikrin sahibini kırmızı kalemle yazdım :) Altı çizilecek çok cümle olmakla birlikte, bazı tekrarları da var kitabın. Yayınevinin bazı açıklayıcı bilgileri dipnot olarak kitaba eklemesi de okuyucuya kolaylık olmuş. Ek bilgi olarak, kitabın 30'dan fazla yayın organı tarafından yılın en iyi kitabı seçildiğini de ekleyeyim.

Bir alıntı: "Öncüleri daima sırtlarındaki oklardan tanırsınız." (s.259).

Can Sıkıntısının Eğlenceli Tarihi Can Sıkıntısının Eğlenceli Tarihi / Boredom, A Lively History

Peter Toohey'in, Edebiyatta Sanatta ve Popüler Kültürde Kıskançlık isimli kitabını beğenmiştim. Aynı tadı bu kitapta da bulacağımı sanıyordum ama öyle olmadı. Can sıkıntısının tarihi yine can sıkarak anlatılmış. Kendi adıma sevindirici olan şey, iyi ki bu kitabı diğerinden önce okumamışım. Bu kitaptaki nispeten olumsuz tecrübemden dolayı diğer kitabı elime almazdım sanıyorum. Kitapta ilgi çekici bilgiler var ama bunlar da kitabı okuma heyecanını diri tutamıyor. Eser, can sıkıntısını özellikle edebiyat ve resim dünyasından örneklerle anlatıyor. Can sıkıntısını iki gruba ayırıyor: basit can sıkıntısı ve varoluşsal can sıkıntısı. Basit can sıkıntısı herkesin her an yaşayabileceği türden bir sıkıntı. Varoluşsal sıkıntı ise daha çok, bilişsel gelişmişlik gerektiriyor. Diğer her şey bir yana, kitapta yer alan, bilim insanının can sıkıntısına örnek sayılabilecek, Dürer'in Melencolia I isimli gravürü ile Lucas Cranach'ın bu gravüre tepki olarak yaptığı Melancholia tablosunu öğrenmek, kitabın bana kattıkları oldu. Sırada, Renkli Tarih serisinin diğer kitapları var.

Bir alıntı: Sartre'nin Bulantı kitabındaki Roquentin karakterinden bahisle "Ben özgürüm: Tam da bu nedenle yaşamak için hiçbir nedenim yok." (s.111).

Mütevazı Bir İntikam Mütevazı Bir İntikam / Mütevazı Bir İntikam

Eğlenceli bir roman. Cezaevi ve askerlik olayları o kadar gerçekçi geldi ki, bazılarının yazar tarafından yaşanmış olduğunu zannediyorum. Roman, karakterlerin anlatımları üzerinden gidiyor. Birkaç sayfada bir karakter değişiyor. Bunları her bir başlangıçtaki simgelerden de anlayabiliyoruz. Örneğin, Ali ismine sahip iki karakter trafik lambalarındaki duran adama benzeyen simgeyle, Şevval, kadın simgesiyle, Asker Ali'nin günlüğü, gözlük simgesiyle ve gazete yazarı Ömer Damla, daktilo simgesiyle gösterilmiş. Sade ve akıcı olan roman, gereksiz uzatmalarla okuyucunun zamanını çalmıyor. Arada verilen bazı ilginç bilgilerin gerçekliğini de merak ettim doğrusu. Bir yolculuğa çıkacaksanız bu romanı yanınıza alabilirsiniz. Ne de olsa kendisi de bir yolculuk üzerine. Dilerim, iftiralar yalnız kitaplarda kalırlar. Kitabın mottosu sayılabilecek "Bizi kelimeler kurtaracak" sözü de kitabın 197. sayfasında geçiyor. :)

Bir alıntı: "Diş çürümesi iyi bir şeymiş eskiden, Washington'dan çok önce. On altıncı yüzyılda, İngiltere'de aşırı şeker tüketimi nedeniyle zenginlerin dişleri çok çürüdüğü için halk arasında dişleri siyaha boyatmak moda olmuş, böylece zengin gösteriyorlarmış. Vaktiyle Japonya'da da soylular köle olmadıklarını herkes anlasın diye dişlerini demir tozuyla siyaha boyuyorlarmış." (s.214).

Edebiyatta Sanatta ve Popüler Kültürde Kıskançlık Edebiyatta Sanatta ve Popüler Kültürde Kıskançlık / Jealousy

Kıskançlık, haset, gıpta, imrenme... Küçüğünden büyüğüne insanların ve her türlü hayvanın hissettiği şeytani duygu. Doğan Kitap'ın Renkli Tarih serisinden okuduğum ve en az önceki kadar (Öpüşmenin Tarihi) iyi bir kitap. Kıskançlık kavramının teorik açıklamaları yanında, bilimsel araştırma sonuçları, tablo, film ve kitaplarla dolu 200 sayfa. Mitolojiden günümüze bir yolculuk. Kitabı okurken elimden telefon düşmedi. Çünkü neredeyse her üç sayfada bir ressamların tablolarını görmek istedim. Evet, kitapta bazı tabloların resimleri var ama bunlar siyah beyaz. Kitap, kıskançlık ve haset arasındaki farkı, kıskançlığın bir şeyi kaybetme korkusu; hasedinse bir şeye ulaşamama korkusundan kaynaklandığı şeklinde açıklıyor. "Kıskançlık yok edilemez" diyor Toohey. Yazarın, kıskançlık sonucu kıskanılan kişiye yönelen yıkıcı davranışlarla ile ilgili düşüncesi de şöyle: "Bir duyguyu kontrol edemeyebilirsiniz ama onu eyleme döküş biçiminizi kontrol edebilirsiniz. Kıskançlık bir uyarı mekanizmasıdır. Uyarıyı alınca ne yapacağınız, bambaşka bir konudur." Şahsi düşüncemse yıkıcı kıskançlık yaşayacağımız birinden uzak durmamız yönünde.

Bir alıntı: Kardeş aktristler, Joan Fontaine ve Olivia de Haviland arasındaki kıskançlık hakkında "1978'de, Joan, Hollywood Reporter'a verdiği röportajda kız kardeşi için şunları söylemişti: 'Önce ben evlendim, Olivia'dan önce Oscar kazandım, ondan önce ölürsem, yine kazandığım için Olivia şüphesiz çok öfkelenecektir." (s.124).

Yeni Nesil Pazarlama Uzmanından Sırlar Yeni Nesil Pazarlama Uzmanından Sırlar / Expert Secrets

Orijinal adı "Expert Secrets (Uzman Sırları)" olan bir kitabın adını, "Yeni Nesil Pazarlama Uzmanından Sırlar" olarak değiştirmek bir pazarlama numarası değil. Olsa olsa bir ışığa çekilmek istenen gece kelebekleri için sahte bir güneş numarası olabilir. Pazarlamaya dair birkaç şey olsa da bu kitap akademik anlamda bir pazarlama kitabı değil. Kitabın en önemli özelliği, yazarının ve sahibi olduğu şirketin tanıtımını yapmak. Clickfunnels adında bir web sitesi var. Funnel (huni) kelimesi İngilizce konuşanlar için farklı çağrışımlar yapabilir ama Türkçe konuşan biri için ancak delilerin başına taktığı bir araçtır en fazla. Kitabın başından sonuna kadar huni diyerek neyi anlatmaya çalıştıklarını başta açıklasalarmış keşke.  Bunun yerine, ancak kitabın sonunda birkaç cümleyle huni ile ne demek istediklerine vakıf olabildim. Evet, bu anlam huninin özelliği ama kaç kişi huniyi işini tanımlamak için kullanır?  Eserde ilgimi çeken yerler hikâye anlatımı ve sunum tekniklerinden bahseden sayfalar oldu. Bunlar da birkaç sayfaydı. Kitapta tekrar da çok fazla ve dili, müşteriyi kazanma değil, "avlama" üslubunda. Yazar, bu işlere "patates silahı" yaparak başlamış. Patates silahı da bizim kültürümüzden değil ve gerçekten ne işe yaradığını anlamadım. Bu silahta barut kullanılıyor üstelik (silah deyince, barut olması tuhaf değil tabi). Kısacası, Amerikalının Amerikalı için yazdığı bir kitap.  Hiçbir kitap için olumsuz cümleler yazmak istemem ama bu kitap benim için tam bir hayal kırıklığıydı. Bir şeyler öğrendim ama fayda/maddi ve zaman maliyeti açısından olumlu bir deneyim olmadı. Şimdi, okumayı sabırsızlıkla beklediğim kitabı okuyabilirim. 

Bir alıntı: "Her iyi hikâye, zorlayıcı arzularının peşinden giden ve ulaşabilmek için görünüşte üstesinden gelinmesi zor engellerle karşılaşan büyüleyici bir karakter hakkındadır." (s.129).