Kitaplar

Yakın Bakış-Resim Okumaları Yakın Bakış-Resim Okumaları / On n'y Voit Rien-Descriptions

Arasse yedi farklı tablo üzerinden, biraz da edebiyatı kullanarak resim okuması yapıyor. Edebiyatı kullanmasıyla şunu kastediyorum: Kitaptaki yedi okuma farklı edebi yazım türüyle yapılmış. Birinde, birine mektup olarak, bir diğerinde, iki kişinin diyalogları üzerinden bir diğerinde ise sanki resim hakkında yorum yapmış birinin göremediği detayları inceleyerek. Arasse'nin tarzı biraz "şımarıkça". Elbette bunda çevirinin de katkısı var. "Şımarıkça" ifadesini burada olumsuz anlamda kullanmıyorum. Oldukça serbest bir tarzda yazmış satırlarını, kastettiğim bu. Bana en ilginç gelen okuma, "Sandıktaki Kadın" başlığı altında incelenen Tiziano'nun 1538'de yaptığı Urbino Venüsü isimli tablosu oldu. Tüm okumalarda kilise etkisini görmek mümkün. Bu etki, sinema, resim ve heykel sanatlarında oldukça yüksek düzeyde. Okunan resimlerin siyah-beyaz örnekleri kitapta mevcut. Bunun dışında, incelenen resim dışında pek çok resme de atıf var. Haliyle, kitabı okurken bol bol başka tablolardan da haberdar olunuyor ve okumaya açık bir google sayfası da eşlik ediyor.  Resim ve sinema sanatıyla ilgileniyorsanız bu kitap hoşunuza gidebilir.

Bir alıntı: "Urbino Venüsü'nün sahne düzeniyle bize dayattığı şey tam da bu yer değiştirme, dokunmanın görmek için geri çekilmesi. Diz çökmüş hizmetçi dokunuyor ama hiçbir şey görmüyor, biz görüyoruz ama dokunamıyoruz, buna karşın figür bizi görüyor ve kendine dokunuyor." (s.117).

Kütüphane Bir Başka - Labirent Öyküsü Kütüphane Bir Başka - Labirent Öyküsü / Kütüphane Bir Başka - Labirent Öyküsü

Enis Batur kütüphanelere "labirent" diyerek, okuyucuyu bu labirentlerde kısa bir gezintiye çıkarıyor. Kitapta 22 bölüm var ve her biri birkaç sayfa sürüyor. Dünyanın farklı yerlerinden kütüphane resimleri de bu sayfalara eşlik ediyor. Kitap Sel Yayıncılık'ın Gece Yarısı Kitapları serisinden çıkmış. Bunu neden söylüyorum. Olur da bu seriden bir kitap alırsanız kitabın yanlış basıldığını düşünmeyin. Çünkü bu seride, kitabın üst kısımları fasikül halinde birleşik geliyor. Sayfaları ayırmak ve okumak için kendiniz kesmek zorundasınız. Bana eğlenceli gelen bir eylem. Kitaplarla ilgileniyorsanız yazarla pek çok ortak duyguya sahip olduğunuzu görebilirsiniz. Beğendim.

Bir alıntı: "'Aradığın kitap her vakit gereksinmeni en iyi karşılayacak olandır diye kural koyamazsın" demiş Warburg: 'Hemen yanındaki, daha doğru bir seçim olabilir'.". (s.57).

Bilimin Büyüsü Bilimin Büyüsü / Bilimin Büyüsü

Kitabın adı Bilimin Büyüsü ama Celal Şengör'ün Büyüsü de olabilirdi. Şengör ne yazsa okunur sanıyorum. Her konuda bu kadar çok bilgi sahibi olmak ve kendini hala "cahil" olarak nitelendirmek insana ilginç geliyor. Kitap, Şengör'ün 11 Aralık 2017 ila 23 Nisan 2018 tarihleri arasında Habertürk gazetesinde yazdığı yazılardan oluşuyor ve yazıların büyük kısmı birbirini takip ediyor. Bazı başlıkların sonunda "Dünya seyahatlerimizde bilimi anlamak için nerelere gidelim?" bölümünde, dünyada görülmesi gereken konusu bilim olan müzelerden bahsedilmiş. Kitabın ilk başlıkları dikkat çekici. Şöyle ki: "İnsanın tek silahı: Akıl", "Doğruyu aramanın yolu: Eleştiri" ve "Çelişkilere çare aramanın lezzeti: Bilim". Bilim tarihinde kısa bir yolculuk yapmak isterseniz bu kitap doğru bir adres olabilir.

Bir alıntı: "Darwin yaşamı boyunca yeni türleri neyin ortaya çıkardığını bulamamıştır. Yani 'Türlerin Kökeni' adlı eserinde türlerin kökeninin ne olduğu açıklığa kavuşmamıştır." (s.149).

İki Yüzlü Hayatlar ve Hileler İki Yüzlü Hayatlar ve Hileler / Ipocriti la Vita e Trucchi

İki Yüzlü Hayatlar ve Hileler bir karşılaştırmalar kitabı ve kitabın girişindeki bilgilere göre, bu kitap bu karşılaştırmalardan yalnızca birini ele alıyor. Kahramanlar: Yunan asker ve siyasi önder Lysandros ile Roma diktatörü asker siyasetçi Lucius Cornelius Sulla. Önce Lysandros, sonra da Sulla'nın hayatındaki önemli olaylara yer verilmiş ardından da kısa bir karşılaştırma yapılmış. Eski Yunan ve Roma kültürleri epey hareketliymiş. Kitabın adına yakışır olaylar var. Kitapta neredeyse her sayfaya düşen bir çizim ya da fotoğraf var ama bunlar konuyla ilgili çizimler değil. Küçük bir kitabı ele gelecek hale getirme çabası olmuş. Bu kitap, Plutarkhos'un Gevezeler ve Meraklılar isimli kitabı dolayısıyla ilgimi çekmişti. Gerçi, Montaigne de Plutarkhos'tan övgüyle bahseder. Gevezeler ve Meraklılar kadar iyi olmasa da göz atmaya değer.

Bir alıntı: "Sulla: 'İlk sözleri söylemek bir şey dileyenlere düşer, kazananlara susmak yeter' dedi." (s.110).

Uyku Uyku / Uyku

Işığın gecelerimizi aydınlatması, teknoloji, iletişim araçlarının artması gibi nedenlerle bugün, uyumama imkanına geçmişe göre daha fazla sahibiz. Bu her zaman iyi bir durum değil elbette. Uygun olmayan uyku zamanı bir alışkanlığa dönüştüğünde, düzeltmesi de oldukça zor. İşte bu kitapta, hayati öneme sahip uykumuzla ilgili 60'tan fazla başlık altında incelenmiş konular yer alıyor. Sadece bir konu yer almıyor: Bazı rüyalarımızı neden hatırlamayız? Kitabın genelinden çıkardığım birkaç sonuç şöyle: 1.Uyku düzeni kişiye özgüdür. 2.Gece uykusunun yerini gündüz uykusu tutmaz. 3.Uyumayı kafamıza ne kadar takarsak, uyumamız o ölçüde zorlaşabilir. 4.Uykumuzu düzenli hale getirmek istiyorsak "uyku hijyenine" dikkat etmeliyiz. Kitap, bir profesörün kaleminden çıksa da dili akademik sayılmaz. Evet, bazı kısımlar konu gereği akademik ama bu kısımlar çok az. Genel okuyucu kitlesine hitap ediyor. Yazarın kitabın sonundaki temennisi de şöyle: "lütfen gecenizi gündüz yapmayın".

Bir alıntı: "Uykunun tek bir merkezi yoktur. Hani 'Şu nokta uyku merkezidir. Tahrip olursa kişi uyuyamaz,' diyeceğimiz tek bir yer yoktur." (s.52).