Kitaplar

Rıfat Bey Neden Kaşınıyor Rıfat Bey Neden Kaşınıyor / Rıfat Bey Neden Kaşınıyor

1965 yılına ait Aziz Nesin kitabında bu kez 16 öykü bulunuyor. Bu öykülerde, hiciv sanatının ince örneklerini görmek mümkün.  Yağmur Yağdı Böyle Oldu, Rıfat Bey Neden Kaşınıyor?, Sizin Memlekette Eşek Yok mu? ve Bu Eve Gazete Giremez öyküleri diğerlerinden daha fazla beğendiğim öyküler oldu. 1997 yapımı Şeytanın Avukatı filminde Avukat Kevin Lomax'ın Şeytan John Milton'a sorduğu "Neden hukuk?" sorusunun cevabını da kitaptaki Kayıp Çocuk öyküsünde buluyoruz. :)

Bir alıntı: "'Politikada veresiye ve taksit muamelem yoktur, ben peşinciyim. Ben böyle dalgalara yatmam. Ya şimdi bakan olurum yada aramızda çıkan prensip anlaşmazlığından ötürü, demokrasiyi kurtarmak için yapacağımı ben bilirim.'" (s.76).

Maçinli Kız İçin Ev Maçinli Kız İçin Ev / Maçinli Kız İçin Ev

Kitabın ilk başlığı olan "Ç..." Aracılığıyla Okurlarıma Mektup metninden, bu kitaptaki öykülerin anlatıcının sevgililerine uydurarak anlattığı öyküler olduğunu anlıyoruz. Bir hikâye sevgiliye anlatılır da kötü olabilir mi? İlk başlığı saymazsak, kitapta 17 öykü var ve hepsi de birbirinden iyi hikâyeler. En beğendiğim öyküler, Son Seyirci, Yalnızlık Vurgunu ve O Geceyi Yazmak öyküleri oldu. Bunların dışında, Bir Sarmaşığın Özyaşamöyküsü, İçimizdeki Ev, Anlat Bana Kendini, Olanaksızı Zorlamak ve Meşe Ağacının Acısı isimli öyküler beğendiğim diğer öyküler oldu. Her bir öykü bir sevgiliye anlatılmasa bile arkadaş sohbetlerinde okunulup üzerine konuşulacak öykülerden. Tavsiye ederim.

Bir alıntı: "Adam 'İçinde yaşadığım ev, hiçbir zaman içimde yaşayan ev olmadı' diye düşündü." (s.81).

Zor Saat Zor Saat / Frühe Erzählungen

Kitabın ismi Zor Saat. Kitapta yer alan aynı isimdeki öykü, bir yazarın yazma güçlüğünü anlatıyor. Kitaptaki bazı öyküler de okuyucunun okuma güçlüğüne örnek olabilir. Kitabın jenerik kapağında roman olduğu yazsa da aslında bir öykü kitabı; 23 farklı öykü bulunuyor. Thomas Mann'ın 1893 ila 1912 yılları arasnda yazdığı öyküler bunlar. 1800'lerin sonu 1900'lerin başında, çoğunlukla Almanya'da geçen öyküler dönemin yaşantısından izler taşıyor. Öyküler okumaya değer. Bazılarını anlamak için özel gayret gerekiyor; özellikle aşırı detaylandırılmış, konunun özünden sapan satırlarda. Çevirisi gayet iyi olan öyküleri okurken, çoğu kez kendimi ilgili hikâyenin içinde hissettim. Bu da başarılı ve ayrıntılı tasvirlerin sonucu olmalı. 

Bir alıntı: "(...) birbirlerine duydukları sevgi intikam olacaktı!" (s.347).

Yedek Parça Yedek Parça / Yedek Parça

Aziz Nesin'in 44 öykü kitabından biri olan Yedek Parça 1955 yılına ait bir kitap.  İçinde 33 farklı öykü bulunuyor. Kitaba ismini veren Medeniyetin Yedek Parçası öyküsü, kitabın ilk ve iyi öykülerinden biri.  Bunun yanında, Yazıdan Karakter Tahlili, Çapkın Hikâye, Zamane, Tarih Boyunca Düello, Suçlu Nasıl Bulunur?, İyi Adam Lafının Üstüne Gelir, Merhum Papel, Terbiyem Müsait Değil, Milletvekili Olacak Vali Nutkundan Bellidir ve Kabadayı isimli öyküler beğendiğim diğer öykülerden oldu. Farkındayım, Aziz Nesin kitaplarıyla tanışmam geç oldu ama bu durum hiç tanışmamaktan iyidir.  Günümüzden 60 yıl önce yazılmış öyküleri okurken Türkiye'de pek de bir şeyin değişmediğini düşündüm. Öykülerin çift anlamlı yapısı, Nesin'in ince esprileri, kendine özgü kelimeleri, yine kendine özgü imla kullanımı okumamı güzelleştirdi. Merhumun sağlığına yetişip, bir selam da olsa verip almayı dilerdim.

Bir alıntı: "(...) adama bir zeytin yedirir, bir teneke zeytinyağı işetmeye kalkar." (s.93).

Seyahat Sanatı Seyahat Sanatı / The Art of Travel

Seyahat etmeyi sever misiniz? Dünyanın bir ucuna gitmek mi daha eğlencelidir yoksa evinizin odalarında gezinmek mi? Botton bu kitabında, seyahatleri yazar, bilim insanı ve ressamlarla birlikte ele alıyor. Gideceği güzergahlara bunlardan en az biri eşlik ediyor. Bu seyahat, Botton'un alışageldiğimiz tarzına uygun bir biçimde gerçekleşiyor: resimler, kitaplardan alıntılar ve ilginç fikirler. Kitaplar bana içerdikleri hazzı genelde geç açar, başlarda zorlanırken ortalara yakın bir yerden sonra hızlı akarlar. Bu kitapta tam tersi bir deneyim yaşadım. Hızlı bir açış ama iki yüzüncü sayfadan sonra bir yavaşlama. Belki de seyahatin yorgunluğu baş göstermiştir :) Gidilip görülen yerlere bakış açımızı değiştirebilecek bir kitap var karşımızda ama yapısı itibariyle de herkese hitap etmiyor. Bilgiye önem verdiğimden zevk aldığım bir okuma olduğunu söyleyebilirim. Botton alışveriş listesi yazsa okurum sanıyorum.

Bir alıntı: "Benim adım ne, bil bakalım: Abu Şanap. 'Bıyığın Babası' (Gustave Flaubert için) anlamına geliyor. Bu abu (baba) sözcüğü önemli olduğu düşünülen her şeyin başına takılıyor; bu yüzden de tüccarlar satış yaparken bu sözcükten yararlanıyor, mallarına Ayakkabının Babasıi Uhunun Babası, Hardalın Babası gibi isimler veriyorlar." (s.98-99).