Kitaplar

Maymun Kadar Aklım Olsa Maymun Kadar Aklım Olsa / Are You Smarter Than A Chimpanzee?

İnsan zekâsı hayvan zekâsına karşı. Ben Ambridge'nin ilk kitabında insanlara yönelik testler vardı ve oldukça iyi bir kitaptı PSY-Q. Bu yeni kitapta PSY-Q'dan farklı olarak, verilen testlerin hayvanlara uygulanan versiyonları da var. Üstelik bu hayvanlar, maymundan böceğe kadar çeşitleniyor. Kitabın temel savı, insanın da bir hayvan olduğu; "aradaki farkın tür değil, derece farkı" olduğudur. Bu söz de Charles Darwin'e ait. Kitap, evrimsel bir bakış açısıyla kaleme alınmış. Dolayısıyla, özellikle ilk sayfalarda Darwin'e hatrı sayılır atıf bulunuyor. Yeri gelmişken, Darwin Türlerin Kökeni kitabında, "evrim" kavramını hiç kullanmamış; bunun yerine, "doğal seçim" kavramını kullanmıştır. Kitapta 74 adet test ya da açıklayıcı olay var. Bunlar, bir durum karşısında karar vermekten, azlık ya da çokluğu tahmin etmeye, bir güzergâhı hatırlamaktan bir yüzü tanımaya kadar çeşitlilik gösteriyor. Testlerin bazıları, arkadaş ortamlarında sohbeti renklendirebilecek türden. Kitabın dili esprili. Hayvanlar alemine dair ilginç bilgilerle dolu. Mesela, üç kilogramın üstündeki tüm canlıların (bir fareden file kadar) idrar boşaltma süreleri 21 saniye imiş. Evet, bilim insanları üşenmemiş bunu bile ölçmüşler. Kitabın kaynakçasının yanı sıra ilgili testlerin anlatıldığı sayfalarda ek okuma veya video önerileri de bulunuyor. Eğlenerek okunabilecek, okurken yeni bilgilerin öğrenilebileceği bir kitap olmuş.

Bir alıntı: "Yaygın inanca rağmen, yarasaların gerçekte kör olmadığını biliyor muydunuz? Yarasaların gözleri pekâlâ çalışır durumdadır; mesele, gündüzlerini uykuda geçirip ancak karanlık basınca avlanmaya çıkmalarıdır (ki bu da kuşkusuz, verdikleri kötücül izlenime katkıda bulunan bir etkendir)."  (s.188).

Yabancı Yabancı / L'Ètranger

Kitabı okuduktan sonra romanın adı neden "Yabancı"dır diye düşündüm. Kelime anlamıyla bir yabancılıktan bahsedilmiyor. Sonra fark ettim ki, yabancılık, romanın kahramanı Meursault'un kendine ve topluma olan ya da toplumun ona olan yabancılığıdır aslında.

Duygularını göstermekte ve belki de yaşamakta başarılı olamayan bir adamın, kendince olağan halinin, idamına nasıl gerekçe olabildiğinin hikâyesi.

Camus'un kısa cümleleri, okuyucuya Meursault'un düşünce yapısının da ipuçlarını veriyor. Annesi dahil kimseyi sevmeyen çünkü sevmesi gerektiğini düşünmeyen ama onlarla birlikte yaşamayı da beceren bir adam Meursault.

Bu kitap için "Kavgada yumruk sayılmaz." sözünün tersini düşündüm. Yani "Kavgada yumruk sayılır. Sadece adedi değil, şiddeti, açısı, etkileyeceği organlar ve akla gelmeyecek her türlü ayrıntı." Meursault'un kendince bağımsız yaşama biçiminin, bir suç işlemesiyle nasıl bir günahlar ve hatalar yumağı olduğunu fark edişi.

Kitabı zevk alarak ve bir gün herkesin Meursault'un durumuna düşebileceğini hissederek okudum. Shopenhauer'in dediği gibi: "Birini eleştirmemizin sebebi, o anda bizim o hatayı yapmamış olmamızdır."

Bir alıntı: "O da, hayatımda bir değişiklik yapmanın ilgimi çekip çekmediğini sordu. Ben de, insanın hiçbir zaman hayatını değiştirmediğini, her hayatın birbirine benzediğini, buradaki hayatımdan şikâyetçi olmadığımı söyledim. (...) İyi düşünülürse, mutsuz değildim. Henüz öğrenciyken bu tür hırslarım vardı. Ama öğrenimimi yarıda bırakmak durumunda kaldıktan sonra bütün bunların gerçek anlamda önemi olmadığını çabucak anladım." (s.43).

Kendine Ait Bir Oda Kendine Ait Bir Oda / A Room of One's Own
Okuduğum kitap, Floria Yayıncılık tarafından 2018 yılında basılan ve çevirisini, Hatice Mukaddes İlgün'ün yaptığı baskıydı.
On dokuzuncu yüzyıl dünyasında, kadınların neden yazar olamadıklarını irdeleyen Woolf, kadınların yazar olabilmeleri için iki gereklilik öne sürmüş: İlki, geçimini sağlayacak kadar para ki bu paranın miktarı da 1928 İngiltere'sinde yıllık 500 Sterlin ediyor. İkincisi, kitaba da adını veren, kendine ait bir oda. Woolf erkek egemen bir dünyada kadınlara haksızlık yapıldığını söylemekle birlikte, kitabın son bölümünde iğneyi hemcinslerine de batırıyor.
İyi bir kurgu eserin taşıması ve taşımaması gereken özelliklerin de yer aldığı kitap okunmaya değer.
Kitapta, Woolf'un akademisyenlerden hiç hazzetmediğini, onları sürekli küçümsediğini okuyoruz. 
Hayali karakterler ve sıra dışı anlatımıyla ilginç bir kitap okudum. Çevirmenin kitap sonuna koyduğu son notlar kitabın ilgili kısımlarının anlaşılmasını kolaylaştırmış. Genel okuma alışkanlığımın dışında bir tür olarak eğlenerek okuduğum bir kitap oldu.
 
Bir alıntı: "(kendisi hakkında çok konuşulmuş bir adam olan Perikles bir kadının asıl şan ve şerefinin kendisi hakkında konuşulmamış olmasıdır, der)" (s.73).
Siddhartha Siddhartha / Siddhartha: Eine indische Dichtung

Siddhartha adındaki bir Brahman Hint'in kendini bulma macerası. Arayışının sonunda başa dönüşü ve hikâyenin başında babasına yaşattıklarını yaşaması. Romanda kayıkçının söylediği bir söz vardı: "Her şey dönüp gelir!" İyilik de kötülük de. Siddhartha'nın macerası da bu sözde anlatıldığı gibi. Hesse'nin Siddhartha'sı aradığını, en beğenmediği, küçümsediği dünyanın maddi taraflarında buluyor aslında. 2000 yapımı The Quills (Düşlerin Efendisi) filminin sonunda dendiği gibi: "De Coulmier’in yazdığı bir hikâyeyle bırakayım sizi. Özgürlüğü en olmayacak yerlerden birinde buldu o: bir mürekkep şişesinin dibinde, bir kalemin ucunda. Sizi önceden uyarayım. Hikâyesi kanlı. Karakterleri ahlaksız, temaları rahatsız edici. Fakat fazileti bilmek için ahlaksızlığı da bilmek şarttır. Ancak o zaman bir adamı tam olarak tanıyabilirsiniz. O yüzden gelin, size meydan okuyorum. Sayfayı çevirin." Siddhartha'nın aydınlanışına şahit olurken okuyucu da aydınlanabilir. Kitapta beni en çok etkileyen olay, Siddhartha'nın babasından izin alırken gösterdiği kararlılık oldu. Özellikle son bölümlerinden oldukça etkilendim. Düşündürücü bir okuma oldu.

Bir alıntı: "Bilgi bir başkasına aktarılabilir, bilgelikse hayır. Bilgelik keşfedilebilir, bilgelik yaşanabilir, bilgelik el üstünde taşıyabilir insanı, bilgelikle mucizeler yaratılabilir, ama bilgelik anlatılamaz ve öğretilemez." (s.139).

Bir Çöküşün Öyküsü Bir Çöküşün Öyküsü / Geschichte Eines Untergangs

Beş günlük bir yolculuğa çıkarken yanıma aldığım beş kitaptan biriydi. Sıra bu kitaba gelip, ilk birkaç cümlesini okuyunca daha önce Can Yayınları'ndan çıkan ve Zweig'in yedi öyküsünün yer aldığı Amok Koşucusu kitabında bu öyküyü okuduğumu fark ettim. Yine de okudum. Bir insanın kendini önemsemesinin, bu önemsemenin onun hayatını elinden nasıl aldığının hikâyesi var kitapta. Bunun yanında, bir insanın inişli çıkışlı psikolojisinin sade anlatımı da bu öyküde. Amok Koşucusu kitabındaki yedi hikâyenin yanılmıyorsam altısının sonunda intiharlı bir son vardı. Bu da hikâye de onlardan biri.

Bir alıntı: "Paris'teyken güzel olup olmadığını pek sormazdı. Onun aynası, onu arzulayan erkeklerin ışıldayan gözleri olmuştu. Güzel olduğunu kazandığı zaferlerden, geçirdiği ateşli gecelerden bilirdi, arabayla Versailles'a giderken insanların şaşkınlığından anlardı." (s.27).