Kitaplar

Ve Kadın Erkeği Yarattı: Erkeklere Fısıldama Sanatı Ve Kadın Erkeği Yarattı: Erkeklere Fısıldama Sanatı / The Man Whisperer: A Gentle, Results-Oriented Approach to Communication

Amerikan tarzında öğütler içeren, zaman zaman başarılı tavsiyeleri olan, zaman zaman da kelime kalabalığından öteye gidemeyen kitap; erkeği yaramaz bir çocuk gibi düşünüp, onu yola getirmenin yollarını anlatıyor. Tabi bu işin merkezine de cinselliği koyarak yapıyor bunu. Yazarlara göre, erkek; zaman zaman "mağara adamı" zaman zaman da bir "çocuk". Kitabın yazarları kadın olsalar da ancak bir erkeğin elinden çıkabilecek tavsiyeleri var. Yöntemlerine "Erkeğe Fısıldama Sanatı" adını vermişler. Bu sanat öz olarak şöyle diyor: Erkeğe emretmeyin ya da ondan bir şeyi direkt istemeyin. Ona öyle şeyler söyleyin (fısıldayın) ki o, ilgili şeyi kendisinin istediğini sansın. Özellikle, kadının bir şeyi ısrarla istemesinin fayda getirmeyeceğini söylüyorlar. Yöntemlerinde bir aldatmaca yok. Her iki tarafın da mutluluğu için bu yöntemin gerekli olduğundan bahsediyorlar. Kitapta, gerçek kimselerin görüşlerine de yer verilmiş. Her bölüm başında kadın-erkek ilişkisine dair bir söz ve bu söze karşıt kendi sözlerine yer vermişler. Ben yazarların sözleri yerine, diğer sözleri beğendim. Kitapta erkeğe ve düşünüşüne dair önemli ipuçları var. Yine de her ilişkinin kendine özel olduğunu, bir ilişkide işleyen bir kuralın başka bir ilişkide işlemeyeceğini düşünüyorum. Dahası, insanlar her farklı ilişkide partnerinin kişiliğine göre farklı bir kimliğe bürünebilirler. İlişkiler ve duygular kitaplardan okunabilir ama anlamak için yaşamak gerektiği kanısındayım. 

Bir alıntı: "Kadınlar, sadece konuşmak istedikleri için konuşur. Oysa bir erkek, kendisi dışında bir sebep onu konuşmaya yönelttiği zaman konuşur. Örneğin, temiz çorap bulamadığı zaman." Jean Kerr (s.76).

Seks Neden Keyiflidir? İnsanın Cinsel Evrimi Seks Neden Keyiflidir? İnsanın Cinsel Evrimi / Why Sex is Fun? The Evolution of Human Sexuality

Kitabın adı, her ne kadar seksin neden keyifli olduğunu açıklayacak gibi dursa da içeriğinin tatmin edici bir cevap verdiği söylenemez. Yazarın kitapla ilgili kendi cümlesi şöyle: "Bu kitap, insan cinselliğinin şu andaki haline nasıl geldiğine ilişkin, spekülasyona dayanan bir anlatıdır." Kitap boyunca pek çok hayvan türünün çiftleşme yöntem ve tarzları anlatılarak, insanda bunun neden farklı olduğunun cevabı aranıyor. Pek çok türde cinsellik, sadece soyun devamı için yapılan bir eylemken, neden insan ve birkaç hayvan türünde bu durum zevk almak yönünde evrilmiştir? Yazarın buna, bence tatmin edici olmayan cevabı, insan türünün dişisinde doğurganlık dönemini belli eden işaretlerin hem dişi hem de erkek tarafından bilinememesi, bu yüzden de gebeliğe sebep olabilecek bir birleşmenin sürekli olarak denenebilmesi. Günümüz bilgi düzeyi bize, kadınların ne zaman doğurgan olduklarını gösterir ürünler bile sunuyor ama bunların olmadığı dönemde, ne kadının ne de erkeğin bu dönemi tam olarak tespit edemediği ifade ediliyor. Kitapta bana en ilginç gelen bölüm, insan erkeğinin de yavrusunu emzirebileceğiyle ilgili satırları oldu. Bununla birlikte, son sayfalara doğru, bir konunun otomasyonla üretimin mucidi Henry Ford'la ilgili bir olayla örneklenmesi ilginçti. Kitabın dili anlaşılabilir düzeyde. Eğer evrimle ilgili cümleleri okumak sizi kızdırmıyorsa pek çok şey öğrenebilirsiniz. Çünkü kitap baştan sona, evrim teorisine dayalı bir anlatım gösteriyor.

Bir alıntı: "Erkeğin genetik çıkarlarına uygun bir davranış dişi ebeveynin çıkarlarına, dişinin çıkarlarına uygun bir davranış da erkek ebeveynin çıkarlarına uygun olmayabilir. İnsanlığın çektiği ıstırapların temel nedenlerinden biri de bu acı gerçektir." (s.26).

Bir Fiyatlandırmacının İtirafları Bir Fiyatlandırmacının İtirafları / Confessions of the Pricing Man

Pazarlama ve iktisat bilimlerinin fiyatı nasıl değerlendirdiğinin bol örnekli ve tecrübeye dayalı bir örneği. Kitap, dünyanın her yerinden ilginç örneklerle oluşturulmuş. Bu örneklerin ortaya çıkmasında, yazarın, Simon&Kucher Danışmanlık firmasının büyüklüğünün de etkisi var. Okuma boyunca, fiyattaki yükselmenin satış hacmindeki yükselmeye göre işletmeye daha fazla kâr getirdiğini okuyoruz. Yazar, iddialarını tablolar ve grafiklerle açıklıyor. İlk sayfalarda verilen bir örneğin ilerleyen sayfalarda da ele alınması ya da yeni konuya uygun hale getirilmesi de konuları daha anlaşılabilir yapmış. Kitap boyunca, fiyatın oluşmasındaki en temel kaynağın "tüketicinin değer algısı" olduğunun altı çiziliyor. Kitabın çevirisi oldukça iyi. Bununla birlikte, bazı pazarlama kavramlarında tutrasız anlatımlar yapılmış. Örneğin, pazarlama açısından, fiyat pahalı ya da ucuz olmaz. Pahalı ya da ucuz oluş zaten kendi içinde bir fiyat düzeyi göstergesidir. Bunun yerine, fiyatın arttığı ya da düştüğü (fiyatın pahalılaşması değil, ürünün pahalılaşması ya da ucuzlaması söz konusudur) ifade edilir. Kitapta her iki kullanıma dair örnekler var. Bu durum çeviriden mi kaynaklanıyor yoksa orijinal metin mi böyledir bilemiyorum tabi. Bunun yanında, kitap içindeki başlıklar daha iyi olabilirdi. Kitabın başlıklandırma stiline göre, hangi başlık neyin üstüdür ya da altındadır belli olmuyor. Pazarlama ve iktisat konularından hoşlanıyorsanız ilginizi çekebilecek bir kitap. Kendi adıma, çok kıymetli bir eser olduğunu değerlendiriyorum.

Bir alıntı: "Rusların şu anlama gelen bir sözü vardır: 'Her pazarda iki tür aptal olur. Biri çok yüksek fiyat verir, diğeri ise çok düşük.'" (s.37).