Kitaplar

Zemberek Zemberek / Zemberek

"Zemberek eski saatlerde, kilitlerde kullanılan bir düzenektir. Bu saatleri çalıştıran yaylı zemberek, saatin dışında yer alan bir düğme ya da kelebekle kurulur. Zembereği kuranlar ayarı kaçırırsa çarklar kırılır, dişliler kopar, fazla gerilen zemberek yayı boşalıp fırlar..."

Banu Avar, kendisiyle özdeşleşmiş konulara bu kez "zemberek" metaforu üzerinden yaklaşıyor. Yeni Dünya Düzenini bir zemberek benzetmesiyle açıklıyor. Kitapta, dört temel bölüm var. Bunlar: Zembereğin Çarkları, Zembereği Kuranlar, Zembereğin Yayları ve Zemberek Boşaldı isimlerini taşıyor. Küresel savaşları yaratanlar, bundan nemalanlar, medya organları, medyatik kişiler, uluslararası organizasyonlar bu zembereğin parçaları. Günlük olayları takip eden biri, kitaptaki pek çok iddianın karşılığı olduğunu görebilir. Bunun yanında, bazı iddialar da "komplo teorisi" sınıfında değerlendirilebilir. Gerçeğin ne olduğunu tarih elbette yazacaktır.

Bir alıntı: "1980'de Reagan yönetimi tarafından hedef ülkelere verilecek zayiat 'demokrasi projesi' olarak ifade edilmişti." (s.52).

Batan Güneş Yeşilçam Batan Güneş Yeşilçam / Batan Güneş Yeşilçam

Ekrem Gökkaya'nın Yeşilçam anılarını anlattığı kitabı, ilk kitabıyla benzerlik gösteriyor. Hatta bazı anılar ilk kitabındaki anıların bire bir aynısı. Bu kez 53 anı var. İkinci kitap olmasına rağmen ilk kitabın (Benim Dünyam-Hatıralarla Bilinmeyen Yeşilçam) daha iyi olduğunu düşünüyorum. Yine bol resimli ve ilginç bilgilerin yer aldığı, bunun yanında tekrarın da çok olduğu bir kitap olmuş. Yeşilçam filmlerine aşinasaysanız kendinizi bir zaman makinesinde sanabilirsiniz.

Bir alıntı: "Mesela; bir postacı kıyafeti, çantası, şapkası v.s kostümcüde 100 Lira diyelim, o rolü oynayacak adamın yevmiyesi de 100 Lira olsun. Akıllı prodüksiyon amirleri Beyoğlu PTT sinde çalışan hakiki postacıya rolü oynatırdı. Kostümcüden alınacak bir postacı kıyafeti bedeli içinde hakiki postacı canlı olarak kendi gelirdi. Yani 200 Liraya halledilecek iş 100 Liraya bitirilmiş olurdu." (s.64).

Benim Dünyam Hatıralarla Bilinmeyen Yeşilçam Benim Dünyam Hatıralarla Bilinmeyen Yeşilçam / Benim Dünyam Hatıralarla Bilinmeyen Yeşilçam

Sinema filmleriyle yakından ilgilenen biri olarak, bir sahnenin nasıl çekildiği ve filmin yapımı sırasında meydana gelen kamera arkası ilginç olayları hep merak etmişimdir. Bu kitap işte tam da bu ihtiyaca cevap veriyor. Kitap, Türk sinemasının beşiği Yeşilçam'ın arka sokaklarını, çocukluğumuzdan beri ilgiyle izlediğimiz filmlerin aslında ne zorluklarla çekildiğini anlatıyor. Kemal Sunal, Cüneyt Arkın, Türkan Şoray, Fatma Girik ve nice ünlü oyuncuya dair hoş anılar var kitapta. Herkesin ismini bildiği ünlü oyuncular dışında, siması bilinebilen ama isimlerinin hatırlanamayabileceği diğer Yeşilçam emekçileriyle ilgili anılar da bu kitapta. Yazar Ekrem Gökkaya da bu emekçilerden biri. Gökkaya bu ilk kitabında, 58 anıyı kaleme almış. 80 yaşını devirmiş bu oyuncunun içindeki Yeşilçam özlemini hemen hissediyor insan. Kitapta pek çok film karesi ve afişi de mevcut. Hızlı bir şekilde okunabilecek kitabın en olumsuz yanı dili. Hatalı cümleler, tekrarlar ve anlatım bozuklukları dikkati ilk çekenler. Film karelerinin alındığı Youtube videolarındaki TV logoları veya ilgili Youtube kanalının kendi tanıtım etiketleriyle birlikte, resimlerin çözünürlüğü de bazı okuyucuları rahatsız edebilir. Ben hoşlanmadım açıkçası. Kitap ciddi bir editör sürecinden geçmemiş görünüyor. Bunun yanında, Gökkaya'nın samimi bir dili var ki, yukarıdaki sorunları görünmez hale getirebilir.  Son bir not: Bu kitap ve devamı niteliğindeki ikinci kitap internette "satış dışı" ya da "baskısı yok" olarak görülüyor ama bu durum, yazara instagram adresinden ulaşıp imzalı nüshalarını edinme imkanı da tanıyor. Kitaptan haberdar olduktan sonra Sayın Gökkaya ile iletişim kurup her iki kitabını da imzalı bir şekilde edindim. Yeşimçam'ın arkasında neler olup bittiğini bir Yeşilçam aşığından okumak isterseniz bakacağınız yer bu kitap olabilir.

Bir alıntı: "Halit (Refiğ) ağbi 'paydos' dedi, ben yazıhane asistanı olarak, 'Çekilecek çok sahnemiz var, varsın hurma dalları yarına yetiştirilsin' dedim. Halit ağbi yüzüme baktı, gayet sakin, gülerek, 'Namık bugün paydos olmazsa o hurma dalları bir haftada zor gelir" dedi..." (s.178).

Reklamdaki Hakikat Reklamdaki Hakikat / Truth in Advertising

Çevirisini Haluk Mesci  yaptığı için merak ettiğim bir kitaptı.  Bir reklam metin yazarının, reklam dünyası, arkadaş ilişkileri, aile bireyleriyle iletişimi, aşkları hakkında yazılmış, içinde ironik, komik, duygusal ve gerçekçi olaylar barındıran roman, bir modern zaman insanının hayata dair iç dünyasını anlatıyor. Romanın kahramanı Finbar Dolan'ı romanın başında bulduğumuz halinden daha gelişmiş olarak bırakıyoruz son sayfada. Hem üzerinde çalıştığı, doğada %100 çözünebilir iddiasında olan çocuk bezi reklamını oluştururken hem de babası, kardeşleri ve platonik sevgilisiyle olan ilişkisindeki gelişime şahit oluyoruz. Hikâyede, tanınmış karakter ve yerler bulunuyor. Mesela, reklam için seçtikleri ünlü kişi Gwyneth Paltrow. Finbar Dolan, okuyucuları reklam sektörünün herkesçe bilinmeyen ayrıntılarıyla buluşturuyor. Yazarın dilini, karakterlerin diyaloglarını beğendim. Özellikle, Finbar'ın yaşadığı bazı olayları bir reklam gibi değerlendirdiği, olayı bir film çekimi kalıbında anlattığı satırları. Çok kısa cümleler var. Hatta tek kelimeden oluşan cümleler var hikâyede. Kitabın Türkçe baskısının kapağı, yurt dışı baskılarından farklı. Türkçe baskıda "tiksindirici" denilebilecek bir kapak kullanılmış.  Reklamın arkasındaki hakikatin pek de iç açıcı olmadığına vurgu yapılıyor olmalı. Çevirisi oldukça akıcı roman, iş hayatıyla ilgili hikâyeleri sevenlere zevk verebilir.  Gülümseyerek okuduğum bir eser oldu.

Bir alıntı: "Rajit kafasını 'hayır' gibi sallıyor ama iyiye işaret çünkü Raj Hintli." (s.366).

Havaalanında Bir Hafta - Bir Heathrow Günlüğü Havaalanında Bir Hafta - Bir Heathrow Günlüğü / A Week at the Airport - A Heathrow Diary

İşlettiği havaalanları arasında Londra Heathrow Havaalanı'nın da yer aldığı, Grupo Ferrovial şirketinin açılışını yeni yaptığı 5. Terminal'in tanıtımı için yazarlarla çalışmak istemesi sonucu Alain de Botton'u buraya davet etmesiyle başlar hikâye. Botton bir hafta boyunca havaalanının her yerine girmeye izinlidir. Bu izni de havaalanında gördüklerini  okuyucuya izlenimci bir gözle aktarmak için kullanır. Kitap dört bölümden oluşuyor: Yaklaşma, Gidiş, Gümrüksüz Saha ve Geliş. Kitabı okumadan önce, 1988'den 2006'ya kadar 18 yıl Paris Charles de Gaulle Havalimanı'nda yaşayan Mehran Karimi Nasseri'den esinlenilerek çekilen, başrolünde Tom Hanks'in oynadığı, 2004 yapımı Terminal filmindeki konuya benzer bir şeyler bulacağımı ummuştum ama öyle olmadı. Botton, havaalanında gördüklerini edebi bir biçimde aktarıyor ama havaalanında ilginç bir şey yok malesef. Botton'un diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitapta da bolca resim var. Kitabın en sevdiğim bölümü Gidiş başlığı altında, iki sevgilinin ayrılışlarını anlattığı sayfalar oldu. Belki de ayrılık anlarını sevmediğimden, benim dışımda gerçekleşen bu ayrılığa sempati duymuşumdur :)

Bir alıntı: "Dedektörler biplemeden, durdurulmadan yoluna devam etmek, günah çıkardıktan sonra kiliseden ya da Kefaret Günü'nden sonra inagogtan ayrılan birinin hissettiği türden (buraya Cuma Namazı'ndan çıkan biri de eklenebilir-okuyucunun notu), insanın günahlarının yükünden biraz olsun kurtulup rahatlamasına benzer bir ruh haliyle terminalde ilerlemesini sağlar." (s.56).