Kitaplar

Devlet Devlet / Politeia

Kitap Platon'a ait olsa da tüm fikirler Sokrates'ten. Sokrates ve arkadaşlarının bir devletin kurulması ve devamı için nelerin gerektiğine dair yaptıkları sohbet iştirak etmeye değer. Hayranlıkla okuduğum bir kitaptı. Bundan 2400 yıl önce konuşulan şeylerin bugünün de sorunları olduğunu görmek hem şaşırttı hem de başka nasıl olabilirdi ki dedirtti. Sokrates'in fikirlerinin çoğuna katılmakla birlikte, neslin devamı için öngördüğü çözümlere katılamıyorum. Yine de onun fikirleri, tasarladığı devlet için gerekli olabilir. Kitabın yedinci bölümündeki "Mağara Metaforu"nu kaynağından okumak ayrıca bir haz verdi. Hayatımızın her alanında hatırlamamız gereken bu metaforu öğrenmeyi tavsiye ederim.  Daha önce, Sokrates'in Savunması kitabına yaptığım incelemede yazdığım gibi, seninle tanışıp, sohbetinde olmayı ne çok isterdim Sokrates.

Bir alıntı: "-...Yalan, devlet gemisini batıracak fırtınadır. -Evet, hele bu sözleri davranışlar da tamamlarsa..." (s.79).

Dava Dava / The Trial

Okuduğum kitap, çevirisini Gökçe Müderrisoğlu Aktaş'ın yaptığı, İndigo Yayınları'ndan çıkan baskısıydı. Kafka'nın okuduğum ikinci kitabı. İlki Dönüşüm'dü ve yine aynı hayal kırıklığını yaşamıştım. Bu kitap edebiyat dünyasında bir köşetaşı olabilir ama ben aynı fikirde değilim. Bazı bölümlerinde öyle zorlanarak ilerledim ki, arada birkaç ilginç satır olmasa beni sona kadar tutamazdı. Gerçek dünya ile uyuşmayan bu satırlar, kitabın ilerleyen kısımlarında ilginç bir şeyler olacak beklentimi körükledi fakat öyle olmadı. Kafka da yazdıklarına dayanamamış olacak ki, kitabın "İş adamı Block, Avukatın Azli" isimli sekizinci bölümünü yarım bırakmış. Her kitap herkese hitap etmeyebilir ya da okuyucu her kitabı okuyup anlayacak düzeyde olmayabilir. Bu kitap benim için hangi sınıfa giriyor bilemedim. :)

Bir alıntı: "...ve aslında boş konuştuğunu ne zaman fark edeceğini düşünmeye başladı." (s.170).

Antika Titanik Antika Titanik / Antika Titanik

Menteş okumasını seviyorum ama bu romanın okuması diğerlerinden daha sönük geçen bir okuma oldu benim için.  Önceki üç roman ve bilhassa Ruhi Mücerret'in tadına doyulmazdı. Yine de okumaya değer bir roman olarak değerlendiriyorum. Siz de benim gibi bilgi aşığıysanız, Menteş'in karakekteri aracılığıyla verdiği ilginç bilgilere doyamayabilirsiniz. Gençlik iksiri ya da genç kalmanın bir yolu bulunabilir mi bilinmez ama böyle bir şey ortaya çıktığında kapış kapış gideceği kesin. İşte o zaman dünya daha da yaşanmaz bir yere dönüşecek.

Bir alıntı: "İnsanların çoğu, kişisel çıkarlarıyla ilgisini kuramadığı bir düşünceyi anlayamaz." (s.181).

Düğümler Düğümler / Knots

Kitabın ismi "Kelime Düğümleri" de olabilirmiş. Bir tıp hekiminin edebiyatta da başarılı olduğu görülmemiş şey değil. Örneğin, Sör Arthur Conan Doyle, Sherlock Holmes karakterinin yaratıcısı. Kitabın yazarı R. D. Laing, kelimelerden, cümlelerden, anlamlardan anlaması zor düğümler atıyor satırlara. Kitabı Murat Menteş'in Antika Titanik kitabındaki bir sözle keşfettim. Hep söylenir: "İyi kitap başka kitaplara götüren kitaptır." diye. Düğümler'in kapağında yer alan, Marina Abramovic ve Ulay'ın performansına ait fotoğraf da kitabın içeriğine vurgu yapıyor. Bu performans sanatçılarının aşk hikâyelerine de bir göz atabilirsiniz. Orada da bir düğüm var. Düğümler iyi bir kitap. Bu kitabı beğenirseniz Georges Perec'in kitaplarını da beğeneceksinizdir.

Bir alıntı: "Bilmediğim bir şey var bildiğim varsayılıyor. Bilmediğim şeyin ne olduğunu bilmiyorum, yine de bildiğim varsayılıyor, ve aptal gibi göründüğümü düşünüyorum hem besbelli bilmiyor olup hem de bilmediğimin ne olduğunu bilmiyorsam. Bu yüzden ben de biliyormuş gibi yapıyorum." (s.68).

Decameron Decameron / Decameron

Bir yazar bu kadar mı samimi olur? Hikâyeleri bu kadar mı kendisini sevdirir? Bitmesini istemediğim bir okuma oldu. On kişinin toplam 10 günde anlattığı 100 hikâyeden oluşuyor kitap. Zaten "Decameron" da "on günlük kitap" demekmiş. İtalyan edebiyatı açısından çok önemli olan kitap, 1350 yılında, kadınlar için yazılmış. Kitabın kapaklarının (iki ciltlik basımını okudum ve ciltlerin kapakları farklıydı) içeriği abartılı bir biçimde yansıttığını düşünüyorum. Çünkü bazı hikâyeler müstehcen olsa da bunlar aleni bir açıklıkla değil de tatlı bir benzetme diliyle anlatılmış. İçindekiler bölümü kitabın sonuna saklanmış (ikinci cilt) ve oldukça ayrıntılı bir içindekiler olmuş bu. İlgili gün kim kral ya da kraliçe, kim hangi hikâyeyi anlatmış hatta hikâyelerin özetine de yer verilmiş burada. Eğer bir kitapçıya giderseniz ve orada bu kitabı görürseniz mutlaka önsöz ve girişi okuyun. Giovanni Boccaccio'nun samimi dili sizi hemen çekecektir. "Decameron adlı kitabın onuncu ve sonuncu günü burada bitiyor."

Bir alıntı: "Belki de, daha sonra yaşamı kurtulsun diye beni ona sevdalandıran Tanrı adına ant içerim ki..." (s.806).