Kitaplar

Cinselliğin Tarihi Cinselliğin Tarihi / Historie de la Sexualite I-II-III

Bir eserin adı, o eserin içeriğini okuyucuya aktaran ilk temsilcidir. Bu kitap o eserlerden biri değil. Bir kere, cinselliğin tarihinden değil, Antik Yunan'da yazılmış bazı felsefi kitaplardaki cinsellikle ilgili konuların yazar tarafından yorumlanmasından oluşuyor. Zaman zaman günümüz, daha çok da Viktorya döneminden bahsetse de bu, tarihsel bir süreç şeklinde değil. Dahası, kitabın bazı kısımları cinsellikle ilgisiz, uzun anlatımlardan oluşuyor (örneğin, "kendilik" bölümü) Dili zaman zaman akıcı, zaman zaman da sıkıcı. Kitabın iyi yanlarından biri, pek çok kavramın Eski Yunancada kullanılan karşılığını görebilmemiz. Mesela, "philia", karakter ve yaşam biçimi benzeşmesi demekmiş. Fuko kitabı altı bölüm (kitap) olarak düşünmüş ama sadece ilk üç bölümü yazabilmiş. Kitap da bu üç bölümden oluşuyor. İlgili satırlarda kadın ve erkeğin toplumdaki (kitaba göre site) rolüne ilişkin düşüncelerin o tarihlerden bu yana ne kadar çok değiştiğini görebiliyoruz. Sabır gerektiren bir kitap. İlginç bilgiler de yok değil ama yazarın konudan saptığı yerlerde sabra çok ihtiyaç var. Bu konuda daha önce okuduğum Eric Berkowitz'in Seks ve Ceza-Arzuyu Yargılamanın Dört Bin Yıllık Tarihi kitabı çok daha iyiydi. 

Bir alıntı: "Bunlar eraste (seven) ile eromenin (sevilen) rollerinin neler olduğunu saptar. Biri [eraste] girişimde bulunmaktadır, öbürünün peşinden koşar, bu da ona haklar ve görevler yükler; coşkusunu hem göstermek hem de dengelemek zorundadır; hediyeler vermeli, yardımda bulunmalıdır; sevgiliye karşı yüklenmesi gereken işlevleri vardır; bütün bunlar, onun hak ettiği ödülü beklemesine temel oluşturur. Diğeri [eromene], sevilen ve peşinden koşulan kişi olarak kolayca teslim olmaktan sakınmalıdır; çok sayıda farklı ilgileri kabul etmemeli, sevgisini partnerinin değerini sınamadan, gözü kapalı ve çıkar karşılığı dağıtmamalıdır. Aynı zamanda aşığının kendisi için yaptıklarına duyduğu şükranı da dışavurmalıdır." (s.256).

Dörtlükler (Rubailer) Dörtlükler (Rubailer) / Rubaiyat

Bir kitap alıyorsunuz. Yazarı Ömer Hayyam. Önsözü okuyorsunuz ve aslında Ömer Hayyam'ın bu dörtlükleri yazmadığını, tüm kitabın, ona ait olduğu düşünülen dörtlüklerden oluştuğunu öğreniyorsunuz. Meğer Ömer Hayyam dörtlüklerini hiç yazmamış ya da yazmışsa bile kitaplaştırmamış. Bu kitaptaki tüm dörtlükler Ömer Hayyam'a ait olduğu düşünülen dörtlükler. Bunu çeviriyi yapan Sabahattin Eyüboğlu kitabın önsözünde belirtiyor. Bununla birlikte, dörtlüklerin neredeyse tamamı üzerinde düşünmeye değer. Kitabın çevirisi de başarılı. Hayat, şarap, yaratıcı, ölüm, sefa ve başka pek çok kavram üzerine yazılmış dörtlükler. Kitabın sonunda, "Akılla Bir Konuşmam Oldu" ismi verilebilecek, dörtlüklerden daha uzun bir şiir konulmuş. Bu şiir, yakın zamanda Fazıl Say ve Serenad Bağcan tarafından seslendirilmişti. Bu isim aynı zamanda Fazıl Say'ın kitabının da adı oldu. Şarkının linkini aşağıda paylaşıyorum. Kitabın her sayfasında ikişer dörtlük var. Hızlı bir şekilde okumak yerine, günde birkaç sayfa okunması uygun olur kanısındayım. 

Fazıl Say ve Serenad Bağcan-AKılla Bir Konuşmam Oldu: https://www.youtube.com/watch?v=4KVY2xNDzvE

Bir alıntı: 

"Akılla bir konuşmam oldu dün gece;
Sana soracaklarım var, dedim;
Sen ki her bilginin temelisin,
Bana yol göstermelisin.
Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan, dedi.
Nedir; dedim bu yaşamak?
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
Evi barkı olmak nedir? Dedim;
Biraz keyfetmek için
Yıllar yılı dert çekmek, dedi.
Bu zorbalar ne biçim adamlara dedim;
Kurt, köpek, çakal makal, dedi.
Ne dersin bu adamlara, dedim;
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.
Benim bu deli gönlüm, dedim;
Ne zaman akıllanacak?
Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.
Hayyam’ın bu sözlerine ne dersin, dedim:
Dizmiş alt alta sözleri,
Hoşbeş etmiş derim, dedi." (s.196).
Yaratıcı Düşünce Yaratıcı Düşünce / Creative Thinkering

Yaratıcı düşünce, var olan şeylerden var olmayan bir şeyi ortaya koymak olarak tanımlanabilir. Kitap da bunun nasıl olabileceğini oldukça çok örnek ve "düşünce deneyi" adını verdiği sorularla yapıyor. Düşünce deneyi kısmında sorulan neredeyse "mantıksız" görünen sorulara "mantıklı" cevaplar da veriyor. Bugün hayatımızda olan bazı buluşların nasıl yapıldığını da bu kitabın sayfalarında bulabilirsiniz. Bunlar arasında; matbaa, yazar kasa, çim biçme makinesi, daktilo gibi ürünler var. Aynı sayfalarda bazı dikkat oyunları da bulunuyor. Kitabın Yaratıcı Düşünür başlığını taşıyan ikinci bölümü daha ilginç geldi. Olumsuz bir yan olarak çevirisinden bahsedebilirim. Özellikle, noktalama işaretlerinin kullanılmaması, bazı kısımların anlaşılmasını zorlaştırmış. Bazı cümleleri anlayabilmek için birkaç kez okumam gerekti. Bununla birlikte, beğendiğim bir kitap oldu.

Bir alıntı: "(...) acıya bakış açınızı değiştirerek onu azaltmanız bile mümkündür." (s.131).

Viral Pazarlama-Paylaşım Bilimi Viral Pazarlama-Paylaşım Bilimi / Viral Marketing: The Science of Sharing

Özellikle sosyal medya kullanılarak, kısa zamanda çok kimsenin izleyip paylaştığı içeriklerin bu hızlı yayılımına viral deniliyor. Kavram, tıp literatüründe yer alan virüsle ilgili anlamına gelen "viral" kelimesinden alınmış. Bazı virüslerin hızlı ve kolay bulaşma özellikleri nedeniyle bu kavram uygun bulunmuş. Bu kavramın pazarlamada kullanımı ise markaların yayılmasını istedikleri bir içeriğin (genellikle reklam) sosyal medyada paylaşılmasıyla (İngilizce: seed) kısa zamanda kalabalık bir kitleye ulaşılması şeklinde oluyor. Kullanıcılar bu videoları reklam gibi görmedikleri için kolayca paylaşabiliyorlar. Kullanıcılar tarafından bu amaçla oluşturulan içerikler de var elbette. Kitap, bu paylaşımların hangi özellikleri taşıması halinde daha büyük kitlelere ulaşabileceğini tartışıyor. Hem markalar hem de kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriklerin karşılaştırmaları yer alıyor. Buna viral yayılımın bilimsel açıdan değerlendirilmesi de denebilir. Dokuz bölüm ve bir Ek'ten oluşan kitabın içeriğini doyurucu buldum. Tespitlerinden birkaçı şöyle: Bir içeriğin nasıl bulaşıcı hale geldiği tam olarak bilinmiyor. İlgili içerikleri izleyenler, pozitif-negatif duygusal tepkiler verme yanında, yüksek-düşük uyarılma yaşayabiliyorlar. Çok paylaşılan viral içerikler, neşe (yüksek uyarılma) içeren pozitif duygu barındıran içeriklerdir. Yazar ve ekibi araştırmalarının sonucunda 16 durum belirlemişler. Bunlardan sekizi pozitif (neşe, ilham, şaşırma, coşku, eğlence, sakinlik, sürpriz ve mutluluk), sekizi de negatif (iğrenme, üzüntü, şok, öfke, rahatsızlık, can sıkıntısı, huzursuzluk ve hüsran). Kitapta, yazar ve ekibince yapılmış birkaç araştırmanın sonuçları var. Eseri okuyacak zamanınız yoksa en azından kitabın sonunda yer alan, "Araştırmalardan Öğrendiklerimizin Özeti" başlığını taşıyan sayfaları okuyabilirsiniz. Bu kısım, kitabı beş sayfalık bir "hap" haline getirmiş. Faydalı bir okuma oldu.

Bir alıntı: "Başarıyı, bir videonun elde edebileceği toplam izlenme sayısına göre tanımlamak yerine videonun paylaşım ve izlenme arasındaki beklenen ilişkiden ne ölçüde saptığına bakarak tanımlıyoruz artık." (s.85).

Marcus Antonius Marcus Antonius /

Bu küçük kitapta; Marcus Antonius'un hatipliğinden kral oluşuna, Kleopatra'yla olan ilişkisinden savaşlarına, ihanetlerinden ona yapılan hainliklere nihayetinde ölümüne kadar yaşanan belli başlı olaylar yer alıyor. Okuması zevk veren satırlar var. Bazı olaylar ders niteliğinde. Çeviride bazı kısımları anlamak sorun olsa da ciddiye alınacak düzeyde de değil. Bir erkeğin bir kadının peşinden giderken hayatını, ulusunu ve sonunda canını heba edişinin hikâyesi. Bu kitapta, ondan kalan özlü sözlerle tanıdığımız Marcus Antonius'un bazen akıl almaz insani özelliklerini ve milattan öncesi Roma İmparatorluğu'nun nasıl yönetildiğini ve taht kavgalarını okuyacaksınız. 

Bir alıntı: "Antonius askerlerine çok iyi bir biçimde yol gösterdi. Lüks yaşama alışkın olan Antonius pis sulardan içti, sadece yabani meyveler ve bitki kökleriyle beslendi. Kendisinin ve erlerinin ağaç kabuklarını hatta Alpleri geçerken daha önceden hiç kimsenin tatmadığı bazı hayvanların etlerini yemiş oldukları da anlatılır." (s.24).