Kitaplar

Hayatımızdaki Algoritmalar Hayatımızdaki Algoritmalar / Algorithms to Live By: The Computer Science of Human Decisions

Günlük hayatta farkında olmadan kullandığımız pek çok sorun çözme yöntemi var bu güzel kitapta. Okurken "Aaa! Ben de bunu böyle yapıyorum-çözüyorum" diyebilirsiniz. Özellikle bilgisayar mühendislerinin kullandığı algoritmaların yer aldığı eser, 11 bölümden oluşuyor ve bu bölümlerin isimleri bir sorun alanına işaret ediyor. Örneğin, bir ev ararken ev aramayı ne zaman bırakmalı ve baktığınız seçeneklerden hangisinde karar kılmalısınız? Cevap %37 kuralı. Yani bakmanız muhtemel evlerden %37'sini gördüğünüzde bunlardan en iyi olanını seçerek optimale (en uygun) yakın bir tercih yapılabilir. Diğer bölümlerden bazıları da şöyle: Araştır-Kullan, Sıralama, Önbellekleme, Rahatlama. Kitabın dili eğlenceli. Bazı yerlerde teknik açıklamalar olsa da örnekler hayatın içinden olduğundan, anlaşılır bir dili var. Bazı başlıklar öncesinde verilen sözler de ilgili başlığın içeriğini açıklar nitelikte.

Bir alıntı: "Şirketin, CEO neyi ölçmek isterse onu üreteceği doğrudur." Sam Altman Jobs (s.236).

Bir alıntı daha: "Nehir hep dolambaçlı yoldan akıyordu çünkü düşünemiyordu." Richard Kenney (s.288).

Okuma Yazmanın Izdırapları Okuma Yazmanın Izdırapları / Okuma Yazmanın Izdırapları

Kitabın adı "Okuma Yazmamın Izdırapları" olmalıymış. Çünkü Albayrak daha çok, okuma ve yazmanın kendi hayatındaki etkilerinden ve yaşadığı kişisel olaylardan bahsediyor. Bu sebeple, bazı bölümlerini sıkıcı ve beni ilgilendirmez düzeyde buldum. Kitapta kıymetli bilgiler de var elbette ama bu adı taşıyan 300 küsur sayfalık bir kitaptan daha fazlasını edinmeyi umut ediyordum. Kitabı sıkıcılaştıran unsurlardan biri aşırı tekrar içermesi. Bununla birlikte, bazı bölümleri birilerine cevap niteliğinde yazılmış. Yani muhatabı okuyucu değil. Kitabın arka kapağında yazan "Bu kitap, bir umut ve öfke atlasıdır." cümlesi de bu durumu açıklayabilir. Okumamda bana en kıymetli gelen bilgi, Hesiodos'un "karından ibaret insan" tanımlaması oldu diyebilirim. Yani sadece karnını doyurmak için çabalayan, entelektüel, estetik, anlama çabası olmayan insan. Bu tanımlama 2700 yıl öncesine aitmiş. Bugün değişen ne olmuş?

Bir alıntı: "Yaşamda görünüşler, gerçeği gizler." (s.131).

Efsaneler ve Gerçekler-Pazarlama Nasıl Yapılır? Efsaneler ve Gerçekler-Pazarlama Nasıl Yapılır? / Efsaneler ve Gerçekler-Pazarlama Nasıl Yapılır?

Pazarlama alanında yazılmış, son zamanlarda okuduğum en farklı kitap. Yazarın bazı fikirlerine katılmasam da pazar ve iş tecrübesi nedeniyle, itibar edilmesi gereken fikirleri olduğunu da kabul ediyorum. Bu fikirlerin büyük bir kısmı da Byron Sharp ve Ehrenberg-Bass Enstitüsü'ne ait. Bu sebeple, kitabın ithaf kısmında da bu isimler var. Kitap; Giriş, Tüketiciyi Anlamak, Pazarlama Kanunları, Marka Yönetimi, Pazarlama Araştırmaları ve Pazarlama Nasıl Yapılır? bölümleri ve bunların alt bölümlerinden oluşuyor. Aksoy, tüm fikirlerini 100 başlık altında ele almış. Her başlık birkaç sayfa sürüyor. Kitapta, bazı konularda Tom Fishburne'nin karikatürlerine de yer verilmiş, hoş da olmuş. Yazarın saha tecrübesini kitaptaki örneklerde görmek mümkün. Bununla birlikte, kaynak gösteriminde özen gösterilmemiş. Alıntı olduğunu düşündüğüm yerlerde, sadece yazar adı verilerek geçilmiş. Bazı kavramsal karışıklıklarda var. Mesela, teorik olarak müşteri ve tüketici kavramları birbirinin yerine kullanılsa da aralarında ciddi bir ayrım bulunuyor. Yazar, tüketici kavramının geçtiği her yerde parantez içinde tüketici de (ya da tersi) yazmış. Bazı yerlerde de kendini tekrar eden bir eser olmuş. Bunlar teknik ayrıntılar. Pazarlama konusunda çalışıyorsanız, farklı bakış açılarına ihtiyacınız varsa bu kitabı okumanız faydalı olabilir. Kendi adıma, derslerimde kullanabileceğim bir kaynak eser olduğunu değerlendiriyorum.Benim için "İyi kitap, sizi başka kitaplara götüren kitaptır." sözüne uyan bir kitap oldu. Bu kitapla birlikte, okuma listeme dört yeni kitap daha eklemiş oldum.

Bir alıntı: "Müşteri odaklılık, şirketlerin en kolay verdikleri ama en az tuttukları sözlerden biridir." (s.171).