Kitaplar

Sazan Avı: Manipülasyon ve Hile Ekonomisi Sazan Avı: Manipülasyon ve Hile Ekonomisi / Phishing for Phools: The Economics of Manipulation and Deception

Umduğumdan uzun süren bir okuma oldu. Sebebi de yine "hayallerin cumartesi, hayatların pazartesi olması". Kitapta pazarlamaya dair çok fazla satır bulabileceğimi umut etmiştim. Bunun yerine, yine hisse senetleri, tahviller ve diğer finansal araçlarla ilgili manipülasyonları okumuş oldum. Okumayı zorlaştıran bir diğer unsur da birkaç örnek dışında, kitabın tamamının ABD'de yaşanan olaylarla ilgili olması. Örnekler, Harari'nin kitaplarında yaptığı gibi, çevirinin yapıldığı dilin kültüründen seçilmemiş. Fazla Amerikan :). Kitabın bir kusuru da dizgisi. MediaCat gibi bir yayınevi bu kadar çok kelime hatası yapılmış bir kitabı nasıl basıyor anlayamadım. Neredeyse her beş sayfaya bir harf eksiği bulunan bir kelime düşüyor (örneğin, "satıcı" yerine, "atıcı" yazılmış. "Alıcı" kavramı ile karıştırılabilir. s.96.). Bazı kelimelerin başı, bazılarının ortası, bazılarının da sonundaki harfi tasarruf etmişler. Bunlara rağmen kitap kötüdür diyemem. Çevirisi iyiydi. Öğretici satırları vardı. Onca manipülasyondan bahsettikten sonra bu manipülasyonlara karşı çalışan kişi ve kurumların anılması da hoş olmuş. Esprili sayılabilecek bir dili var. Kitabın kapağındaki mesaj da etkileyiciydi.

Bir alıntı: "Habercilik ile reklamcılık arasında ilgi çekici benzerlikler vardır. Her ikisi de insanlara hikâyeler anlatır. Reklamcılar, kendi hikâyelerini sizin hikâyelerinize eklemek, bu sayede sattıkları ürünü satın almanızı sağlamak ister; televizyon habercileri de dikkatinizi anlattıkları hikâyeye vermenizi, bu sayede yayınladıkları reklamları da izlemenizi ister." (s.87).

Lâ Sonsuzluk Hecesi Lâ Sonsuzluk Hecesi / Lâ Sonsuzluk Hecesi

Yaratılışa, Adem ile Havva'ya, Kabil ile Habil'e ve hatta büyük ayartıcıya dair şiirsel bir roman. Zaman zaman tekrarları, anlatımı uzatan cümleleri olsa da okuma deneyimi açısından farklı bir kitap okudum. İlk sayfaları okurken "bu kitap bir tiyatro temsili olarak da canlandırılabilir" düşüncesi geçse de aklımdan, ilerleyen sayfalarda bu düşüncem kayboldu. Bunun yerine, sesli okumayı tercih ettim. Evet, bu kitap sesli okunmalı. Bir arkadaşa, bir sevgiliye ya da kendi kendinize sesli okunmalı. İçindeki bazı bilgilerin doğruluğundan şüphem olsa da araştırmaya gerek duymuyorum. Kitap, ilk insana farklı bir gözle bakmama sebep oldu. Bu kitapta yaşandığı söylenen hadiseler hiç yaşanmasaydı ve hâlâ cennette olsaydı insanoğlu.

Kitabı sesli okurken şu parça eşlik etti: "Silent Shimmer", Sublime Harmonics.

Bir alıntı: "Üstünlüğün eşyayı tanımanda. Onları bir bir isimleriyle saymanda. Konuşmanda. Konuşmak ki düşünmektir, düşünmekse özgür bilinç halidir. Bildik, üstünsün. Âmenna!" (s.39).

Proust ve Mürekkepbalığı-Okuyan Beynin Bilimi ve Hikâyesi Proust ve Mürekkepbalığı-Okuyan Beynin Bilimi ve Hikâyesi / Proust and The Squid: The Story and Science of the Reading Brain

"Okuyan Beynin Bilimi ve Hikâyesi" bir kitap ismi olarak kendi adıma oldukça çekici gelen bir isimdi. Kitabın Birinci Kısım adını taşıyan sayfalarında da bu konu incelenmiş. Diğer kısımlarda ise daha çok disleksiden bahsediliyor yani öğrenme ya da okuma bozukluğundan. Bu kısımlar bilgilendirici olsa da konuya ilgi duyanları daha çok heyecanlandırabilir. Benim pek ilgimi çekmedi ve okuma süremi uzattı. Kitapta yazı dillerinin nasıl ortaya çıktığı ve medeniyetlerin bunları kendilerinden sonra gelenlere nasıl aktardıkları da anlatılıyor. Bu kısımlar ilginç bilgilerle dolu. Mesela, okumayı öğrenmenin beynin yapısında ortaya koyduğu değişiklikler. Mesela, Sokrates'in herkesin okumayı öğrenmemesi gerektiğini neden düşündüğü. Kitap benim beklentilerimi karşılamadı. Belki de adının büyüklüğü nedeniyle beklentilerimin büyük olmasındandır. Disleksi ile ilgili olarak bir de film önerisi paylaşmak istiyorum. Taare Zameen Par - Her Çocuk Özeldir (2007).

Bir alıntı: "Okumayı öğrendiğinde yeniden doğacaksın [...] ve bir daha asla o kadar yalnız olmayacaksın." Rumer Godden (s.102).