Kitaplar

Hayvansal Güdüler Hayvansal Güdüler / Animal Spirits

2001 Nobel Ekonomi ödülü sahibi George A. Akerlof ile Yale Üniversitesi öğretim üyesi Robert J. Shiller'in kitaplarında, daha önce Daniel Kahneman, Dan Ariely, Rob Dobelli gibi yazarların da söz ettiği bir konudan bahsediliyor: insan davranışları "rasyonel" yani "akılcı" mıdır yoksa değil midir? Tabi, Hayvansal Güdüler kitabı bu konuyu iktisat bilimi çerçevesinde ele almış. Yazarların temel savı şu: "İktisat bilimi bugüne kadar ortaya koyduğu teorilerde insan davranışının bazı unsurlarını görmezden gelmişlerdir. Görmezden gelinen bu konular iktisat literatüründe yer almalıdır." Bu savlarını destekleyen bir kitap Hayvansal Güdüler. Kitap anlamlı iki kısımdan oluşuyor. İlk kısımın adı "Hayvansal Güdüler". Bu kısım, "Güven ve Çarpanları, Adalet, Yolsuzluk ve Sahtekârlık, Para Yanılsaması ve Hikâyeler (Evet, burada da hikâyeler :) ) başlıklarından oluşuyor. İkinci kısımın adı ise Sekiz Soru ve Yanıtları. Burada da ilk kısımda açıklanan konuların dünya ekonomi tarihini etkileyen bazı önemli olaylardaki rolü ele alınıyor. Bu bölümdeki bilgiler biraz eski sayılabilir, bilgiler 2010 yılından önceye ait. İktisat ve insan davranışıyla ilgilenenler için harika bir kitap. Okuma zevkini bozansa (yine) yayınevinin özensiz dizgisi ve anlatım hataları. Okuduğum eser 2. Baskı olmasına rağmen ciddi dizgi hataları vardı. Bu arada, Nobel ödüllü bir yazarın kitabında wikipedia'da yer alan bir başlığa atıf gördüğüme hiç şaşırmadım (s.233). Aksine, gerektiğinde wikipedia'yı kaynak olarak kullanmayı doğal buluyorum.

Bir alıntı: "Boston'daki bir banliyö treninde, "Sigara İçmek Yasaktır -Genel Yasa, 272. Bölüm, Madde 43A- Cezası 10 güne kadar hapis veya 50 dolara kadar para cezasıdır; ya da her ikisi birden uygulanabilir. (...) Bu yasanın ilk kez 1968'de yürürlüğe girdiğini, o günden bu yana enflasyonla reel değeri düşen maksimum para cezasını değiştirmek için hiçbir hüküm eklenmediğini öğrendik. O tarihten bu yana 50 doların reel değeri %80 azaldı. 1968'de hapse girmekten kaçınmanın gerektirdiği günde 5 dolarlık maliyete yalnızca düşük diyebiliriz, ama bugün komiktir." (s.65).

Savaş Sanatı Savaş Sanatı / Bing Fa

Milattan önce 6. yüzyıldan bir eser, Savaş Sanatı. Sunuş'undaki bilgilere göre de insanlık tarihinin en eski ve üzerinde en fazla araştırma ve tartışma yapılmış strateji eseri. Kitap 13 bölümden oluşuyor. Bu bölümlerde, Sun Tzu'nun (Sun Zi) savaşla ilgili 13 farklı duruma dair görüşleri yer alıyor. Bu bölümler şunlar; Hesaplama, Savaş, Taktik Saldırı, Duruş (Konuşlanış), Güç (Vaziyet), Zayıflık-Güçlülük, Harekât, Dokuz Değişken: Binbir Olasılık, Orduyu Harekete Geçirme (Yürüyüş), Arazi, Dokuz Arazi, Ateşle Saldırı, Casus Kullanma. Günümüzün savaşları kitabın yazıldığı dönemlerden çok daha farklı yürütülüyor elbette. Buna rağmen, kitapta insan davranışı ve strateji adına kıymetli satırlar var. Bununla birlikte, Sun Tzu'nun savaş sanatı savaş dışında da farklı alanlara uygulanabilir hatta uygulandı da. Jack Trout ve Al Ries'in Pazarlama Savaşı isimli kitaplarının konusu, savaş stratejilerinin pazarlamaya uyarlanmasıydı.

Bir alıntı: "Irmağı geçince sudan uzak durmak gerekir; düşman ırmağı geçmek için geliyorsa onu suyun içinde değil, ırmağın yarısını geçerken karşılayarak saldırmak avantajlıdır; savaşa tutuşmak istiyorsan düşmanı ırmak kıyısında karşılama; güneşe karşı yüksek bir yerde mevzilen; [tekneleriyle] akıntı yönünde gelen düşmanı karşılamaya kalkma. Bunlar ırmakta askerin savaş düzeni kurallarıdır." (s.25).

Ata Nalı Ters Çakmak Ata Nalı Ters Çakmak / Ata Nalı Ters Çakmak

Bu kitabı neden aldım bilmiyorum. Biri mi tavsiye etti yoksa ismi mi ilginç geldi emin değilim. Kitabın isimini de oluşturan deyimin şöyle bir hikâyesi varmış: Taşımacılığın atlarla yapıldığı zamanlarda, bir tehditten ya da düşmandan kaçanlar atlarının nallarını ters çakarlarmış; gittikleri yön belli olmasın diye. Bazı at hırsızlarının da (gerçekten at hırsızlarını kastediyorum) peşlerine düşecek at sahiplerini yanıltmak için aynı yöntemi kullandıklarını da duydum ama bu bilgiyi teyit edemedim. Yazar, kitabına neden böyle bir isim vermiş sorusunun cevabı yukarıdaki hikâyede saklı. Yazara göre, "Allah da görünen bu âlemin nalını ters çakmış ve zıtların polaritesinden oluşan bir sahneyi karşımıza çıkarmıştır." Polarite nedir diye sorulabilir (elektrik üretecinin kutuplarını birbirinden ayırt etmeyi sağlayan özellik). Yazar, kitabın pek çok yerinde dilimizde pek de kullanmadığımız kelimeleri seçmiş. Bu kelimeler Arapça'dan Farsça'ya ve ecnebi dillerine kadar farklılık gösteriyor. Aslında dilde pek sorun yok ama özellikle ecnebi kelimelerini kullandığı yerler ilginç olabiliyor. Mesela, Rahman Suresi 29. ayetin mealini yazar şöyle vermiş: "O, [Allah] her ân realite'nin içindedir." (s.85-86). Türkçe meal içinde İngilizce bir kelime hoş olmamış. Böylelikle, ayetin ne dediği de pek anlaşılmıyor aslında. Kitabın geneli, dünya hayatının gizleri ile ilgili. Kitabın adındaki deyim de içeriğe vurgu yapıyor; dünyada görünen ile görünmeyen arasındaki ilişkilerden bahsediliyor. Bir tür deneme kitabı sayılabilir. Her bir başlık birkaç sayfada ele alınmış. Bununla birlikte,  Mesnevi'den hikmetli hikâyelere de yer verilmiş. Bu hikayeler okumaya değer. Son olarak, Allah ve onun yaratışları hakkındaki bir kitabın son sözünün (ki eserde gerçekten de "son söz" ifadesi kullanılmış) Lao Tzu'dan yapılması da tuhaf olmuş bence. 

Bir alıntı: "Son söz Lao Tzu'nun: 'Diğerlerini (yani dış dünyâya ait nesneleri) bilen zekî bir kimsedir; ama nefsini bilen nûra kavuşmuş bir kimsedir." (s.108).

Depresyona Giriş Rehberi Depresyona Giriş Rehberi / How to be Depressed: A Guide

ABD'de yayınlanan The Tonight Show ve The Late, Late Show programlarında görev alan yazarın kitabı, depresyondayken nasıl davranılması gerektiği, depresyonun nasıl daha da derinleştirileceğinden bahsediyor. Açıkçası, zevk alarak okuyamadım. "Sizi Bekliyorduk" isimli giriş kısmı ilgimi çekmiş, bunun üzerine satın almıştım. Bir gençlik kitabıymış. Bol resimli, az sayfalı ve az yazılı bir kitap. Yazarın bazı yaklaşımları ilginç ve komik olsa da bana göre içindeki bilgiyi hak etmeyecek de bir fiyatı var. Evet, çok iyi bir cildi var. Keşke "iyi" kitapların da böyle ciltleri olsa. Evet, renkli ve baskı kalitesi iyi ama işte, içeriği tatmin etmedi. Bu arada, yazar depresyon ve onun getirdikleriyle dalga geçiyor aslında. Bu kitap, hani şu, bir şeyi yapmanızı söyleyen ama aslında onu yapmamanızı öneren kitaplardan.

Bir alıntı: "Nüfusun %80'i depresyonda. %20 de bunun sebebi." (s.3).

Maymun Kadar Aklım Olsa Maymun Kadar Aklım Olsa / Are You Smarter Than A Chimpanzee?

İnsan zekâsı hayvan zekâsına karşı. Ben Ambridge'nin ilk kitabında insanlara yönelik testler vardı ve oldukça iyi bir kitaptı PSY-Q. Bu yeni kitapta PSY-Q'dan farklı olarak, verilen testlerin hayvanlara uygulanan versiyonları da var. Üstelik bu hayvanlar, maymundan böceğe kadar çeşitleniyor. Kitabın temel savı, insanın da bir hayvan olduğu; "aradaki farkın tür değil, derece farkı" olduğudur. Bu söz de Charles Darwin'e ait. Kitap, evrimsel bir bakış açısıyla kaleme alınmış. Dolayısıyla, özellikle ilk sayfalarda Darwin'e hatrı sayılır atıf bulunuyor. Yeri gelmişken, Darwin Türlerin Kökeni kitabında, "evrim" kavramını hiç kullanmamış; bunun yerine, "doğal seçim" kavramını kullanmıştır. Kitapta 74 adet test ya da açıklayıcı olay var. Bunlar, bir durum karşısında karar vermekten, azlık ya da çokluğu tahmin etmeye, bir güzergâhı hatırlamaktan bir yüzü tanımaya kadar çeşitlilik gösteriyor. Testlerin bazıları, arkadaş ortamlarında sohbeti renklendirebilecek türden. Kitabın dili esprili. Hayvanlar alemine dair ilginç bilgilerle dolu. Mesela, üç kilogramın üstündeki tüm canlıların (bir fareden file kadar) idrar boşaltma süreleri 21 saniye imiş. Evet, bilim insanları üşenmemiş bunu bile ölçmüşler. Kitabın kaynakçasının yanı sıra ilgili testlerin anlatıldığı sayfalarda ek okuma veya video önerileri de bulunuyor. Eğlenerek okunabilecek, okurken yeni bilgilerin öğrenilebileceği bir kitap olmuş.

Bir alıntı: "Yaygın inanca rağmen, yarasaların gerçekte kör olmadığını biliyor muydunuz? Yarasaların gözleri pekâlâ çalışır durumdadır; mesele, gündüzlerini uykuda geçirip ancak karanlık basınca avlanmaya çıkmalarıdır (ki bu da kuşkusuz, verdikleri kötücül izlenime katkıda bulunan bir etkendir)."  (s.188).