Kitaplar

Düğümler Düğümler / Knots

Kitabın ismi "Kelime Düğümleri" de olabilirmiş. Bir tıp hekiminin edebiyatta da başarılı olduğu görülmemiş şey değil. Örneğin, Sör Arthur Conan Doyle, Sherlock Holmes karakterinin yaratıcısı. Kitabın yazarı R. D. Laing, kelimelerden, cümlelerden, anlamlardan anlaması zor düğümler atıyor satırlara. Kitabı Murat Menteş'in Antika Titanik kitabındaki bir sözle keşfettim. Hep söylenir: "İyi kitap başka kitaplara götüren kitaptır." diye. Düğümler'in kapağında yer alan, Marina Abramovic ve Ulay'ın performansına ait fotoğraf da kitabın içeriğine vurgu yapıyor. Bu performans sanatçılarının aşk hikâyelerine de bir göz atabilirsiniz. Orada da bir düğüm var. Düğümler iyi bir kitap. Bu kitabı beğenirseniz Georges Perec'in kitaplarını da beğeneceksinizdir.

Bir alıntı: "Bilmediğim bir şey var bildiğim varsayılıyor. Bilmediğim şeyin ne olduğunu bilmiyorum, yine de bildiğim varsayılıyor, ve aptal gibi göründüğümü düşünüyorum hem besbelli bilmiyor olup hem de bilmediğimin ne olduğunu bilmiyorsam. Bu yüzden ben de biliyormuş gibi yapıyorum." (s.68).

Antika Titanik Antika Titanik / Antika Titanik

Menteş okumasını seviyorum ama bu romanın okuması diğerlerinden daha sönük geçen bir okuma oldu benim için.  Önceki üç roman ve bilhassa Ruhi Mücerret'in tadına doyulmazdı. Yine de okumaya değer bir roman olarak değerlendiriyorum. Siz de benim gibi bilgi aşığıysanız, Menteş'in karakekteri aracılığıyla verdiği ilginç bilgilere doyamayabilirsiniz. Gençlik iksiri ya da genç kalmanın bir yolu bulunabilir mi bilinmez ama böyle bir şey ortaya çıktığında kapış kapış gideceği kesin. İşte o zaman dünya daha da yaşanmaz bir yere dönüşecek.

Bir alıntı: "İnsanların çoğu, kişisel çıkarlarıyla ilgisini kuramadığı bir düşünceyi anlayamaz." (s.181).

Decameron Decameron / Decameron

Bir yazar bu kadar mı samimi olur? Hikâyeleri bu kadar mı kendisini sevdirir? Bitmesini istemediğim bir okuma oldu. On kişinin toplam 10 günde anlattığı 100 hikâyeden oluşuyor kitap. Zaten "Decameron" da "on günlük kitap" demekmiş. İtalyan edebiyatı açısından çok önemli olan kitap, 1350 yılında, kadınlar için yazılmış. Kitabın kapaklarının (iki ciltlik basımını okudum ve ciltlerin kapakları farklıydı) içeriği abartılı bir biçimde yansıttığını düşünüyorum. Çünkü bazı hikâyeler müstehcen olsa da bunlar aleni bir açıklıkla değil de tatlı bir benzetme diliyle anlatılmış. İçindekiler bölümü kitabın sonuna saklanmış (ikinci cilt) ve oldukça ayrıntılı bir içindekiler olmuş bu. İlgili gün kim kral ya da kraliçe, kim hangi hikâyeyi anlatmış hatta hikâyelerin özetine de yer verilmiş burada. Eğer bir kitapçıya giderseniz ve orada bu kitabı görürseniz mutlaka önsöz ve girişi okuyun. Giovanni Boccaccio'nun samimi dili sizi hemen çekecektir. "Decameron adlı kitabın onuncu ve sonuncu günü burada bitiyor."

Bir alıntı: "Belki de, daha sonra yaşamı kurtulsun diye beni ona sevdalandıran Tanrı adına ant içerim ki..." (s.806).

Sakıncalı Piyade Sakıncalı Piyade / Sakıncalı Piyade

Okuduğum kitap, kitabın 1977 yılı Ekim ayında Tekin Kitabevi tarafından yapılan 13. Baskısıydı. 12 Mart 1971 tarihindeki muhtıra olayından sonra Uğur Mumcu'nun kendisi ve arkadaşlarının başından geçen olayları anlattığı eseri çok geç okudum.  Kitap, ismini, Uğur Mumcu'nun askerliğinde yaşadığı kendisiyle ilgili bir istihbarat notundan alıyor. Yıllardır kütüphanemde olmasına rağmen ilgimi çekmemişti. Yanılmışım. Yasakların, şüphenin, cezanın ne boyutlara gelebileceğinin çok net bir ispatı bu kitap. "Güleriz, ağlanacak halimize" cümlesini aklımda tutarak okudum. Okumamışsanız ve elinizde varsa hiç geciktirmeyin, hemen okuyun.

Bir alıntı: "Mide röntgenim çekildi ve 'deodonum ülseri' olduğum anlaşıldı. İnsanın komünist olup olmadığını anlamak çok güç iş: Önce izleyeceksin, sonra fişleyeceksin, telefonunu dinleyeceksin, gözaltına alacaksın, yargılayacaksın, mahkum edeceksin... Oooo, uzun iş. Fakat ülser öyle mi? Film çekiliyor, orada ülser olup olmadığın hemen anlaşılıveriyor." (s.128).

Kelile ve Dimne Kelile ve Dimne / Kelile ve Dimne

Bundan 18 ya da 20 yüzyıl öncesinden gelen bir bilgelik masalları kitabı. Ortaya çıkışı, yazılması, elden ele dolaşması, farklı dillere ve farklı dillerdeki büyük eserlere (örn., Mevlana'nın Mesnevi'si) etkisiyle tam bir zaman direnişçisi. Elimizdeki, orijinalinden muhtemelen farklı bir nüshadır ama bu içindeki masalların değerini kaybettirmiyor. Daha önce Binbir Gece Masalları'nın ilk cildini okuyarak masallar dünyasının tadını hissetmiştim. Kelile ve Dimne ile bu tat bir kat daha arttı. Kelile ve Dimne iki çakalın adı. Biri iyilik diğeri kötülük peşinde olan iki arkadaş. Kitapta ilk iki bölüm onların masallarından oluşuyor. Geri kalan 13 bölüm ise çeşitli konular hakkında anlatılan masallar. Bu masalları özellikle birine okuyor ya da anlatıyorsanız çok daha zevkli olduğunu göreceksiniz. Hikâye anlatmak ve dinlemek, herhalde edebiyatın da başlangıcı burası.

Bir alıntı: "Durumumuz gemi ile yolcuların durumuna benziyor. Yolcular gemi sayesinde boğulmaktan, gemi de yolcular sayesinde parçalanmaktan kurtulur." (s.261).