Kitaplar

Troleybüs Problemi Troleybüs Problemi / The Trolley Problem

Bir troleybüs sürüyorsunuz ve frenlerinin çalışmadığını fark ediyorsunuz. Az ileride, raylar üzerinde çalışan beş kişi var. Bir makasın ayırdığı diğer rayda ise bir kişi var. Troleybüsü, bir şalteri indirmek suretiyle, bir kişinin bulunduğu raylara yöneltip, beş kişi yerine, bir kişinin öleceğini öngördüğünüz bir karar verir miydiniz? Cevabınızı hemen vermeyin ama aklınızda tutun çünkü başka bir soru geliyor. Bu kez, troleybüsün sürücüsü değil de rayların üzerindeki köprüde duran birisiniz. Aynı troleybüsün, raylar üzerinde çalışan beş kişiye doğru geldiğini görüyorsunuz. Troleybüs durmazsa beş kişi ölecek. Aklınıza bir anda, troleybüsün önüne bir şey çıkması durumunda, durabileceği fikri geliyor. Etrafınıza bakıyorsunuz ama troleybüsü durduracak büyüklükte bir şey göremiyorsunuz. O anda, yanınızda troleybüsü durdurabilecek irilikte, şişman birini görüyorsunuz. Beş kişinin ölmesi yerine, yanınızda duran bu şişman kişiyi köprüden aşağıya, troleybüsün önüne atar mıydınız? Bunlar ilginç sorular.

1967 yılında İngiliz filozof Philippa Foot tarafından ortaya atılan bu problem onlarca farklı versiyonuyla epeyce insanı meşgul etmiş. Bu problem, neyin ahlâkî olduğu ya da olmadığıyla ilgili derin bir tartışma başlatmış. Bu tartışmalara verilmiş bir isim bile var: "troleyoloji".

Problem ve versiyonları pek çok açıdan ilgi çekici. Bu konuların ele alındığı kitap da çekiciliği bir kat daha arttırıyor. Problem, çeşitli tarafların konuyu ele alışını bir gazete haberiyle başlatıp, mahkeme salonundaki jüri kararı ve tüm bu fikirlerden ne öğrendiğimizle sonuçlandırılıyor. Bu haliyle, bir "belgesel" bakış açısıyla yazıldığı söylenebilir. Kapağının tasarımından problemin ele alınış biçimine kadar harika bir kitap olmuş. Ahlâk felsefesinin bu tuhaf problemiyle ilgili olarak bir karar vermek mümkün görünmüyor. Kitap da belirtildiği gibi: "Önermelerin hepsi çok inandırıcı, ta ki bir sonrakini duyana kadar."

Bir alıntı: "'Bunu yapar mıydım' sorusu 'bunu yapmalı mıydım' sorusundan farklıdır." s.89.

Şölen, Satılık Filozoflar, Astroloji Şölen, Satılık Filozoflar, Astroloji /

Loukianos'un bu kitabında, iki hikâye bir de makale sayılabilecek bölüm var. Şölen hikâyesinde, bir düğün için toplanmış saygın kişilerin arasında çıkan kavga konu ediliyor. Satılık Filozoflar'da bir pazarda satılığa çıkarılmış, 10 farklı felsefe okulu temsilcisi üzerinden bu okullar hicvediliyor. Astroloji başlığı ise astroloji ve astronomi konularında dönemin ve yazarın bakış açısını sunuyor.

Bir alıntı: "Sonunda şunu öğrendim, bizim gibi kendini bilen sıradan adamların böylesine bilge adamlarla aynı sofraya oturmaları tehlikeliymiş." s.39.

Gerçek Bir Hikâye Gerçek Bir Hikâye /

Kitabın arka kapak yazısına göre, Gerçek Bir Hikâye kitabı, bilim kurgu türünün bilinen en eski örneğidir. Jules Verne'nin Ay'a Seyahat kitabı ve George Lucas'ın Star Wars filmlerine ilham olmuş bir eserdir. Loukianos bu kitapta, kendisinden önceki tarih anlatıcılarının olağanüstü anlatımlarını hicveder. Bunu da bir uzay yolculuğu hikâyesiyle başarır. Hikâyede (doğal olarak) yalanlara başvurduğunu da itiraf eder. En büyük yalanı da bu hikâyenin devamının geleceğidir. Halbuki hikâyenin bir devamı olmayacaktır. Bilim kurgu hikâyeciliğinin bu ilk örneğini okuma ayrıcalığını yaşamak isterseniz kaçırmayın derim. Kitabın bir sayfasının Yunanca, diğer sayfasının Türkçe olarak basıldığını da belirteyim.

Bir alıntı: "...En ağır cezalar Knidoslu Ktesias ve Herodotos gibi hayattayken yalan söyleyen ve yalan şeyler yazanlara veriliyordu. Onları görünce gelecek için umutla doldum, çünkü bildiğim kadarıyla ben hiç yalan söylememiştim." s.71.

Tarih Nasıl Yazılmalı?, Yalansever Tarih Nasıl Yazılmalı?, Yalansever /

Loukianos MS ikinci yüzyılda yaşamış bir yazar. Kendisiyle yeni tanıştım. Ele aldığı konular, yazma üslubu ve zekâsıyla hemen kendine çekti. Bir hiciv ustası kendisi; konulara eleştirel, alaycı ve esprili bir şekilde yaklaşıyor. Bu kitabında, tarihin nasıl yazılması gerektiğini, kendi dönemindeki örneklerle açıklıyor. "Yalansever" isimli bölüm ise Tykhiades ile Philokles isimli iki karakter arasındaki sohbeti konu alıyor. Tykhiades hasta ziyaretine gittiği bir evde, dost sohbetine katılır ve burada anlatılan tuhaf, inanması zor olayları Philokles'e aktarır. Tykhiades'in katıldığı dost sohbetinde duyduğu, sözde bilge adamların ağzından çıkan yalan, masal ve hurafelere olan şaşkınlığı okuru da şaşırtmaya yeter. Zira sohbette bulunan sözde bilge adamlar; bir Peripatetik, bir Stoacı, bir Platoncu ve bir Pythagorasçıdır. Bu sohbette, cin, peri, hayalet hikâyeleri anlatılır.

Kitabın bir sayfasının Yunanca diğer sayfasının Türkçe olduğunu da belirteyim.

Bir alıntı: "Ah Philokles işte böyle; Eukrates'in evinde tüm bu yalanları işittikten sonra tatlı şarap içmekten karnı şişmiş, istifra etme arzusunda olan bir adam gibi dolanıyorum. Herhangi bir yerde, şu duyduklarımı unutturacak bir ilaç bulabilsem, pahalı bile olsa alırım! Böylece belki işittiğim şu şeylerin tek bir zerresi bile hatrımda kalmaz ve bana zarar veremez." s.105.

Kılçıksız Bilim Kılçıksız Bilim / Science without The Boring Bits

Antik dünyadan iki binlerin başına kadarlık bir dönemde, bilimde meydana gelmiş ilginç onlarca olaydan kısa kısa bahseden bir kitap. Bu özelliğiyle, adını da hak ediyor. Bilim tarihindeki bu ilginç olaylar, bir lokantada balık yemek için bekleyen müşteriye, balığın kılçıklarından ayıklanarak sunulması gibi, okura yalın bir halde sunuluyor. Kitapta bahsedilen olayların tamamı ilgi çekici olmasa da büyük bir kısmı okumaya değer. "Gerçekten öyle mi olmuş?" diyerek birkaç kitap ve web sitesine bakmayı gerektiren başlıklar var. Eğlenerek okudum.

Bir alıntı: 1633-Gökbilim "Pisa Üniversitesi'nde matematik ve felsefe profesörü olan Scipio Chiaramonti, itiraz edilemeyeceğini düşündüğü bir iddia ortaya attı: 'Hareket eden hayvanların kolları, bacakları ve kasları var. Dünya ise kolu, bacağı ve kasları olmadığı için, hareket edemez.'" s.75.