Kitaplar

Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri /

"Sık sık karşılaştığım 'Felsefeye Türkçe hangi yapıtla başlayabilirim' sorusuna artık açık bir yanıtım var: 'Diogenes Laertios'un Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri'". Böyle yazmış, kitaba önsöz yazan Saffet Babür. Felsefeye bu kitapla mı başlanır bilemiyorum ama büyük zevk alarak okuduğumu söyleyebilirim. 84 düşünürün hayatı, yaşadıkları ve bazılarının öğretilerini samimi bir dille okumak, bazılarının komik ötesi anekdotlarına şahit olmak paha biçilmez bir deneyimdi. Özellikle dipnotlarda öyle düzeltmeler öyle açıklamalar vardı ki, bu kitap üzerine onlarca araştırmacının emeğinden dakikalar içinde faydalanmak hazineye konmak gibiydi. Kitap 10 bölümden oluşuyor. ilk bölüm "Bilgeler"e ayrılmış. Akademiacılar, Peripatetikler, Kinikler, Stoacılar, Pythagorasçılar gibi bölüm isimleri olmasa da sınıflandırma böyle yapılmış. Diğer düşünürlerden farklı olarak, Platon ve Epikuros için ayrı ayrı bölümler oluşturulmuş. Kitabın yazımı MS 3. yüzyıla denk geliyor. Yani 1700 yıl önce yazılmış bir kitaptan bahsediyoruz. Okurken en çok eğlendiğim düşünür Kireneli Aristippos oldu. Bu kitap, sadece bir felsefe veya biyografi kitabı değil, bir mizah, sosyoloji kitabı olarak da okunabilir. İyi ki bugüne değin kalabilmiş.

Bir alıntı: Aristippos başlığında: "Bir gün bir dostu için Dionysios'tan ricada bulunuyordu; istediğini elde edemeyince, ayaklarına kapandı. Bu yüzden biri onu alaya alınca, 'Kabahat bende değil' dedi. 'kabahat, kulağı ayaklarında olan Dionysios'ta.'" (s.100).

Eskiçağ'da Tuvalet Kültürü Eskiçağ'da Tuvalet Kültürü / Eskiçağ'da Tuvalet Kültürü

Diğer pek çok şey gibi tuvalet kültürü de tarihin geçmiş zamanlarında bugün bildiğimizden farklıydı. Antik Yunan ve Roma'da "latrina" denilen ve aynı anda 80'e yakın kişinin ihtiyacını görüp sohbet edebildiği umumi tuvaletler vardı örneğin. Geniş bir makale olarak değerlendirilebilecek bu kitapta, beş bölümde eskiçağ tuvalet kültürü anlatılıyor. Tuvalet hijyeninden atıkların uzaklaştırılmasına, mimariden atıklarla ilgilenen kölelere kadar uzanan konularda ilginç bilgiler var. Anlatıma fotoğraf ve çizimler de yardımcı olmuş. "Avrupalılar tuvaleti Türklerden öğrendi." inanışıyla ilgili birkaç cümle okumayı bekledim ama bulamadım. Yine de kitaptan paylaştığım alıntı bu inanışla ilgili bir cevap verdiği görülebilir. Kitabı okurken VitrA'nın yıllar önce yaptığı ve banyo kültürü temasını taşıyan reklamı ve bu reklamın müziği kulağımda dönüp durdu. Nereden nereye? Meraklısına, youtube'da "VitrA I "Başka Bir Dünya"" aramasıyla bu reklama ulaşılabileceğini de söyleyeyim.

Bir alıntı: "Hijyen kültürünün en önemli yapısı olan tuvaletler antik dünyada banyolarla birlikte inşa edilerek tuvalet ihtiyacının belli bir mekânda giderilmesi düşüncesi, ilk kez MÖ 3. binin başlarında mimari bir yapı olarak arkeolojik kazılarda ele geçmiştir. Bu ilk tuvaletler doğu uygarlığında, Asya ve Mezopotamya'da karşımıza çıkmışlar, daha sonra da Anadolu ve Akdeniz dünyasına yayılmışlardır." (s.51).

Fink Fink / Fink

Murat Menteş'i "Derde Deva Randevu 3" ile beklerken o, "Fink" ile karşımıza çıktı. "Antika Titanik" romanıyla kafaları karıştıran Menteş'in "Fink" ile alışıldık tarzına daha yakın bir iş yaptığını söyleyebilirim. Yine de "Dublorün Dilemması" her zaman bir Menteş tarzı olarak bilinecek gibi geliyor bana. Roman gerçek ve tuhaf olaylara dayanıyor. Uzakdoğu Asya'da meşhur bir erkek modelimiz varmış. Adı Göksenin Yıldırım. Roman, Göksenin ile Menteş'in tanışması ile başlıyor ve hikâye, Yıldırım'ın anlatımıyla devam ediyor. Filmi olsa bolca geri dönüşlerin olduğu bir film olurdu. "Fink"in ne olduğu da romanın sonunda. Spotify'da kitapta geçen şarkıların bir listesi oluşturulmuş. Her zamanki gibi hoş parçalar var burada. Spotify yokken kendim yapardım o listeyi :) zahmetten kurtulmuş oldum. Bir gecede okunabilecek, sürükleyici bir hikâye okurunu bekliyor.

Bir alıntı: "Sonradan fark ettim ki, çocukluk asıl, insana ileri yaşlarda lazım." (s.60).

Zeka Tuzağı Zeka Tuzağı / The Intelligence Trap: Why Smart People Make Stupid Mistakes, and How to Avoid Them

İnsanın zekâsı hem sorun çözmeye hem de aptalca hatalar yapmaya sebep olabilir mi? Yazar Robson bu soruya "Evet" cevabını veriyor. Bu cevabı hem bireysel hem de kurumsal düzeyde de temellendiriyor. On bölümden oluşan kitapta, zekânın dezavantajlarından, zekâ tuzağına düşmekten, öğrenmenin esaslarından ve kitlelerin aptallığından bahsediyor. Özellikle sekizinci bölümü tüm öğretmenlerin okuması gerektiğini düşünüyorum. Bu bölüm, "Acı yemenin faydaları: Doğu Asya eğitimi ve derin öğrenmenin üç ilkesi" adını taşıyor. Yöneticilerin okumasını tavsiye edebileceğim bölüm ise onuncu bölüm. Bu bölüm de "Orman yangını gibi yayılan aptallık: Felaketler neden gerçekleşir ve nasıl durdurulur?" adını taşıyor. Kitap okuyarak hata yapmak elbette engellenemez ama belki de bu şekilde, olaylara daha farkında olarak bakılabilir. Bizi yanıltan önce kendi zekâmız olabilir. İyi bir kitap.

Bir alıntı: "Psikolog Hans Eysenck 1950'lerde bu konuya işaret ederek şöyle yazmıştı: 'Bilim insanları bilhassa uzman oldukları alandan ayrıldıklarında herkes kadar sıradan, dik kafalı ve mantıksız oluyorlar. Ve alışılmadık yüksek zekâları yüzünden önyargıları iyice tehlikeli hale geliyor.'" (s.71).

Platonun Çalar Saati ve Diğer Muhteşem Antik İcatlar Platonun Çalar Saati ve Diğer Muhteşem Antik İcatlar / Plato's Alarm Clock and Other Amazing Ancient Inventions

Platon'un çalar saat özelliğinde bir mekanizma icat ettiğini biliyor muydunuz? Bu icat bir su saati ve öğrencilerin zamanında uyandırılması için icat edilmiş. Anlaşılan, öğrencilerin uykuya yenik düşerek derse geç kalmaları epeyce eski bir geçmişe sahip. Bu icat dışında, altı bölümde 90 icattan bahsediliyor. Bölümlerin isimleri şöyle: "Günlük Hayat", "Mekanik ve Endüstriyel Teknoloji", "Antik Uygarlıkların Gizemi", "Askeri İcatlar", "Sağlık Bilgisi" ve "Bilimsel Gelişmeler". Bazı başlıklarda fotoğraf kullanılması iyi olmuş ama keşke bunlar renkli de olsaydı. Kitap boyunca şu fikre ikna olabilirsiniz: "Çağdaş dünyada, epey zeki olduğumuzu düşünmek hoşumuza gider. Aslında, atalarımızdan daha zeki değiliz; elimizde güvenebileceğimiz, teknolojik gelişmeler açısından sadece yüz yılların birikimi var."

Bir alıntı: "15. yüzyıl gibi yakın bir döneme dek, lacivert boyanın ana maddesi olan mavi mineral lapis lazuliyi bulmak son derece zordur... Meryem Ana'nın maviler içinde resmedilmesinin sebebi de yüksek mertebesini vurgulamaktır." (s.130).