Kitaplar

İngiliz Doğu Hindistan Şirketi İngiliz Doğu Hindistan Şirketi / İngiliz Doğu Hindistan Şirketi

İngiliz Doğu Hindistan Şirketi ya da orijinal adıyla East India Company, gerçekten de üzerine çalışılması, dersler çıkarılması gereken bir örnek. Adından pek bahsedilmese de günümüz dünya tarihine yön veren şirketlerden belki de ilki. Yıllar önce okuduğum, Henry Hobhouse'nin "Değişim Tohumları" isimli nefis kitabında karşılaşmıştım bu şirketle. İngiltere, Hindistan, Çin ve Amerika arasında 300 yıla yakın süren bir köle, baharat, şeker, rom, çay, kahve, tekstil, tütün ve afyon ticaretinin bol paralı ve kanlı tarihini yazmışlar.

Yazar Özel de bu tarihi olabildiğince ayrıntılı incelemiş. Kitapta dört bölüm var. Bunlar: "İngiliz Doğu Hindistan Şirketi Öncesi 'Ticari Keşifler'", "İngiliz Doğu Hindistan Şirketi: Kuruluş (1600-1657)", "İngiliz Doğu Hindistan Şirketi Hissesi ve Ticaretin Gelişimi (1657-1757)", "Sömürge İmparatorluğu'na Evrim ve Kapanış (1757-1874)" isimlerini taşıyor.

Eserin bazı bölümleri epey tekrar içeriyor. Kitap, yazarın yüksek lisans tezinden üretildiği için zaman zaman kitabın ana konusundan sapan cümleler görmek de mümkün. Bunlar küçük ayrıntılar. Oldukça fazla bir emek var kitapta. Okudukça, İngiltere için neden "topraklarında Güneş batmayan ülke" denildiğini göreceksiniz. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nin tarihi, "çok sözde yalan, çok malda haram vardır" sözünü doğrulayan bir tarih. Okumanızı tavsiye ederim.

Bir alıntı: "Günümüz ticaret dünyasında kural basittir, en büyük hile dürüstlüktür, sürekli olarak kaliteyi ucuza satarsan başarıya ulaşırsın. 'Marifet herkes için her şeyi üretmek değil, herkes için bir şeyi çok iyi üretmektir.'" (s.354).

Neden ile Başla 2. Kitap Neden ile Başla 2. Kitap / Start With Why

İki kitaplık serinin ikinci kitabında, "İnsanları Bir Araya Toplamak", "En Büyük Zorluk, Başarı" ve "Nedeni Keşfet!" isimli bölümlere yer verilmiş. Bir pazarlama kitabı olarak hayli örnek barındırıyor eser.

Yazarın, kariyerini pazarlama alanında yapmaya başlamasının hikâyesi yazara ilginç gelmiş olacak ki, kitabında paylaşmış ama pazarlamayı bir tutku olarak görmediğini söylemesi biraz tuhaf olmuş. Zira "İyi de madem tutkun değil, kariyerini niye pazarlamada yaptın?" sorusuna bir cevap veremiyor. "Neden ile Başla" isimli bir kitap yazanın kariyerinde bir nedeni olmasını beklemek yanlış olmasa gerek; üstelik, bu kitabın son başlığı "Nedeni Keşfet!" ismini taşıyor. Buna rağmen kitabın 151. sayfasında şu cümleler var: "Başkalarından daha iyi iletişim kuran birisi değilim. Başkalarından daha iyi bir çalışma alışkanlığım yok. Ivy League eğitimi almadım, üniversitedeki notlarım orta düzeydeydi. En komik olan şu ki, hâlâ bir işletmeyi nasıl yürüteceğimi bilmiyorum. Birçok insanın yapmayıp, benim yaptığım tek şey, her şeye kendi NEDENimle başlamayı öğrenmiş olmam." Sanıyorum, yazar, "ben de ortalama biriyim" diyerek, okuru motive etmek istemiş. Olmadım. :)

Bir alıntı: "Unutmayın; 1980'lerdeki Betamax'ın üstün teknolojisi, standart VHS'yi yerinden edememişti. En iyi olan her zaman kazanmaz." (s.21).

Neden ile Başla 1. Kitap Neden ile Başla 1. Kitap / Start With Why

İki kitaplık "Neden ile Başla" serisinin ilk kitabı. Kişisel gelişim kitabı gibi görünmesine rağmen bu bir kişisel gelişim kitabı değil, pazarlama, iş ve yönetim kitabı. Gerçi, pek çok kitap kişisel gelişime fayda sağlar. Evet, bazıları sağlamaz. :)

Eserin ana fikri; "insanları bir davranışa (bir ürünü satın alma, bir işi başarma vb.) motive etmek için onları ödül veya cezayla ikna edebilirsiniz ama bunun ömrü kısa olacaktır. Onlara bir ‘neden’ verirseniz, daha uzun süre motive olduklarını görürsünüz" olarak özetlenebilir.

Eserde, "Neden Sorusunu Sorarak Başlamayan Dünya", "Alternatif Bir Bakış Açısı" ve "Liderin Takipçileri Olmalı" isminde bölümler var.

Kitapta verilen örnekler güncelliğini korusa da eski güçlerinde olmadıkları söylenebilir. Kitapta çok fazla tekrar var. Özellikle Apple, Harley Davidson ve Starbucks gibi örneklerden aynı cümlelerle defalarca söz edilmiş. Kitabı uzatan da bu olmuş sanıyorum.

Bir alıntı: "Büyük şirketler yetenekli insanları alıp, onları kültürlerine göre motive etmezler. Zaten motive edilmiş durumdaki insanları alır ve onlara ilham verirler. İnsanlar ya motive edilmiş ya da edilmemişlerdir. Motive edilmiş insanlara inanacakları bir şeyler sunamaz ve yaptıkları işten daha büyük bir şeyler veremezseniz, kendilerini yeni bir iş bulmak için motive ederler. Siz de geride kalanlarla yetinmek zorunda kalırsınız." (s.136).

Tarih Sümer'de Başlar: Yazılı Tarihteki Otuzdokuz İlk Tarih Sümer'de Başlar: Yazılı Tarihteki Otuzdokuz İlk / History Begins at Sumer: Thirty-Nine Firsts in Recorded History

Günlük hayatın koşuşturmasında bazı şeyleri kaçırabiliyoruz. Bunlardan biri, dünyanın hep şimdiki gibi olduğu yanılsaması olabilir. Binlerce yıllık insanlık tarihinde, hiçbir şey bugünkü gibi olmamıştı. Peki bazı ilkler nasıl olmuştu? Örneğin, okuldaki ilk "yağcılık" ya da ilk vergi indirimi. Yazılı ilk atasözleri neydi? ya da ilk ninni neye benziyordu? Sümerler konusunda uzman Samuel Noah Kramer'in kitabında bu sorulara benzeyen 39 ilkten bahsediliyor.

Bilinen tarihe göre, yazıyı icat edenler Sümerler. Onlardan günümüze kalan pek çok kil tablette, dönemin yaşayışına dair ilginç sayılabilecek bilgiler mevcut.

Kramer, araştırmasının bir kısmını İstanbul'da yapmış. Orada tabletleri kopyalamış ve çevirileriyle ilgilenmiş. Türk Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ da bu araştırmalara katkı sağlayanlardan.

Kitabın orijinal baskısı 1956 yılında yapılmış. Elbette tabletlerle ilgili olarak o günden bugüne pek çok şey değişmiştir ama siz de yazılı tarihin başlangıcına bir yolculuk yapmak isterseniz bu kitap bir başlangıç olabilir. Dil ya da anlatımı biraz zorlayıcı olsa da okumaktan zevk aldığım bir kitap oldu. Sümerlerle görüşmemiz henüz bitmedi, başka kitaplarla devam edecek. :)

Bir alıntı: "Doğru yorumladıysak 'sular seller gibi konuşmak' deyişinin en eski karşılığını 'Enmerkar ve Aratta Beyi' destanının şu dizesinde buluruz, 'O (Enmerkar) oturduğu yerden ulağına seller gibi konuştu.'" (s.350).

Düşünce ve Tartışma Özgürlüğü Üzerine Düşünce ve Tartışma Özgürlüğü Üzerine / On Liberty

Özlü sözlerden hoşlanıyorsanız John Stuart Mill'e ait bir sözü bir yerlerde mutlaka okumuşsunuzdur. Kolay değil; babası, o üç yaşındayken Yunanca, sekiz yaşındayken de Latince öğretmeye başlamış. Mill, kimya ve matematik öğrenimi görürken zamanının en büyük uluslararası şirketi sayılan İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nde görev yapmış. Bir dönem de politika hayatı söz konusu. Elbette ancak böylesine çok kültürlü birinin kaleminden çıkabilirdi düşünce ve tartışma özgürlüğü üzerine bir kitap.

Kitap, 1860 yılında yazılmış "Özgürlük Üzerine" isimli kitabın bir bölümünden oluşuyor. Eserde adı en çok geçen kavram ise din. Yani daha çok dinle ilgili özgürlüklerden bahsedilmiş.

Eserin özeti sayılabilecek cümleler ise şöyle: "Bir düşüncenin dile getirilmesinin engellenmesine özel olan kötülük, bunun tüm insan ırkını yoksun bırakıyor olmasıdır; hem bu kuşağı hem de sonraki kuşakları, hem de bu görüşe karşı çıkanları hem de bu görüşü benimseyenleri, özellikle de onları. Eğer bu doğru bir görüşse, yanlışın yerine doğruyu koyma fırsatından yoksun bırakılmışlar demektir; eğer yanlışsa, o zaman da doğru görüşün yanlış olanla çarpışmasından doğacak daha açık algıdan ve bunun bırakacağı canlı izden olacaklardır. bu iz de neredeyse bir o kadar büyük bir yarardır."

Yukarıdaki paragrafın içerdiği fikir önemli elbette. Yine de her görüşün kıymetli olmadığını gösteren, doksanların meşhur reklamındaki sözün de bir haklılığı olduğunu söylemek gerekir: "Ağzı olan konuşuyor!". Belki de asıl bilgelik, neyin ifade etmeye değer olup olmadığının bilinmesindedir.

Bir alıntı: "Bir düşünür olarak ilk görevinin, aklının gittiği yere gitmek olduğunu kavrayamayan hiç kimse büyük bir düşünür olamaz. Gerekli ön çalışmayı ve hazırlığı gerçekleştirip kendi adına düşünen birinin hataları bile gerçeğe, düşünmeye zahmet etmedikleri için belirli görüşlere tutunanların doğru görüşlerinden daha çok şey katar." (s.32-33).