Kitaplar

Aylak Sınıfının Teorisi Aylak Sınıfının Teorisi / The Theory of Leisure Class

"Gösterişçi tüketim" denilince akla ilk gelen kitaptır, Veblen'in Aylak Sınıfının Teorisi. Kitabın orijinal baskısı 1899 yılında yapılmış yani endüstri devriminin ilk etkilerinin görülmeye başlandığı bir zamanda. Bu dönemde, zengin ama çalışmayan bir kesim ortaya çıkıyor. Gerçi, her dönemde böyle insanlar olmuştur ama bu dönemdeki farklılık, tüketilen ürünlerin oldukça çeşitlenmesinde. Hatta ürünlerin kullanım amacının gösteriş yönüne doğru kaymasında. Kitapta 14 bölüm var. Bu bölümlerde, "aylak sınıfının" yaşam standartlarından tutuculuklarına, eğitim düzeylerinden kumar davranışlarına kadar çeşitlenen konulardaki hayatları ele alınıyor. Dönemin sosyolojik konuları dikkat çekici. Çeviri ve editör sorunları okumayı zorlaştırsa da meraklısı için okumaya değer bir kitap olduğu söylenebilir.

Bir alıntı: "Konuşma ve yazma dilinde hatalar yapmak can sıkıcı bir olaydır ve yazarken kelime ve cümle hataları yapan yazar, düzgün ifadeler okumak isteyen okurlarını kaybeder. Dikkatli çalışan bir yazar ifadelerini de düzgün, hatasız yazar ve hatasını kendisi ve hemen bularak düzeltir. Eğitim sürecinde de aynı şey geçerlidir, düzgün, hatasız ifadeler kullanan insan çevresinde saygınlık kazanır." (s.307).

Tüketici Davranışları Tüketici Davranışları / Tüketici Davranışları

İyi başlayan, iyi biten ama aradakilerle memnun etmeyen bir okuma deneyimi yaşattı kitap. Heyecanla başladığım okumama maalesef aynı heyecanla devam edemedim fakat bitirdim de. Çok fazla tekrar ve anlatım bozukluğu, kitaba gölge düşürmüş. Öyle ki, kitabın birkaç kişinin elinden çıktığı bile iddia edilebilir. Buna delil olarak, bazı bölümlerde deneme dilinin, bazı bölümlerde ise akademik dilin tercih edilmesi gösterilebilir. Belki de farklı zamanlarda yazılmış yazıların bir toplamıdır bu kitap. Öyle dahi olsa editör aşamasında pek çok düzeltme yapılabilirdi. Kitap kıymetli bilgiler vermiyor da değil ama bu bilgiler yukarıda saydığım olumsuzluklar nedeniyle arada kalıyorlar. Elimdeki baskı, kitabın ilk baskısıydı. Belki de sonraki baskılarında elden geçmiştir. Kitabın tasarımı da oldukça iyi. Bu tasarıma yakışır bir içerik beklemiştim, öyle olmadı. Kitap, Alfa Yayınları'nın "kişisel gelişim" serisi içinde basılmış.

Bir alıntı: "Londra'da kahvehanelere 'penny university' denilir." (s.236).

Siyasi Düşünceler Tarihi İlk Çağ'dan Günümüze Siyasi Düşünceler Tarihi İlk Çağ'dan Günümüze / Geschicte der politischen Ideen: Von der Antike bis zur Gegenwart

İlkçağdan başlayarak, günümüze kadar tartışılan siyasi düşünceleri, her dönemden iki düşünürü ele alıp hem kendi aralarında hem de geçmiş düşüncelerle benzerlik ve karşıtlıklarını değerlendiren bu küçük kitap, siyasi düşünceler tarihine hem derli toplu hem öz hem de esprili bir bakış açısı sunuyor. Kitabın ilk sayfalarında düşünceler oldukça açık ama ilerledikçe işler karışmaya başlıyor. Bunda, her yeni dönemde yeni sorunların ortaya çıkması başat etken. Oldukça akıcı anlatımı olan kitap, kısa ama özlü bir bilgi kaynağı özelliği gösteriyor.

Bir alıntı: "Napolyon'un Erfurt'tayken Goethe'ye söylediği gibi; 'Siyaset, kaderdir.' Hegel bu söze muhtemelen şöyle bir ekleme yapardı: 'Siyaset kaderdir ama siyasetçiler değildir.'" (s.80).

Film Eleştirisi El Kitabı Film Eleştirisi El Kitabı / A Short Guide to Writing About Film

Kitap daha çok, sinemayla ilgili bölümlerde okuyan öğrencilerin, filmlerle ilgili ödevleri nasıl yapmaları gerektiğiyle ilgili. Sinematografi ve sinema hakkında da hatrı sayılır bilgiler var. Yazarın konuları açıklarken sorduğu soruları özellikle faydalı buldum. İzlenmemiş ne kadar çok film olduğunu yeniden gösteren bir okuma oldu benim için. Pek çok film adının geçtiği eser, sonundaki sözlükle de sinemada kullanılan bazı kavramları merak edenler için küçük bir kaynak olabilir. Bununla birlikte, kitapta adı geçen filmlerin bir listesi olsaydı daha iyi olabilirdi. Dili akıcı olan kitap, sinema hakkında yazmak isteyenler için temel bilgiler veriyor. Sıradan izleyici içinse "Filmlerde nelere dikkat edilmeli?" sorusuna cevap niteliğinde.

Bir alıntı: "Bu kitabın bir rehber ve hazırlık olmasını ümit ederim. Çaresiz kaldığınızı hissettiğinizde Racine'in sözlerini anımsayın: 'Trajedim sona erdi. Şimdi geriye onu yazmak kalıyor.'" (s.240).

Konya'nın Efsaneleri Konya'nın Efsaneleri / Konya'nın Efsaneleri

Neresinden başlasam da anlatsam acaba? Efsanelerin efsane olmamasından mı? Bazılarının isim ve yerler değiştirilerek anlatılmasından mı? Bu benzerliklerden yazarın bile haberinin olmamasından mı? Aynı ya da sıralı sayfalarda birbirine tezat ve yanlış bilgilerin olmasından mı? Türkçenin dayanılamayacak kadar kötü kullanılmasından mı? Özen gösterilmemiş resim seçimlerinden mi? Haydi, yazar sadece konuları araştırdı, yazdı. Yayınevi, eseri neden editör sürecine sokmaz. Bu şekilde basılmış kitapların kusurlu herhangi bir üründen farkı yok. Tamam, okur kitaptan tatmin olmayabilir ama bunun sebebi, Türkçenin kötü kullanımı ve yanlış bilgiler olmamalı.

Kitap hakkında bir inceleme yazsaydım bunları yazardım ama ben herhangi bir kitap için olumsuz cümleler kurmak istemiyorum. O yüzden bunlardan bahsetmeyeceğim. :)

Bir alıntı: Yazım, kitaptaki şekliyle sunulmuştur. "Ve dalaşıp ayrılırlar." (s.95).