Kitaplar

İtiraflar İtiraflar / Confessiones

MS 354 ila 430 yılları arasında yaşamış, Hristiyanlığa büyük katkıları olmuş, bana göre, aklını kullanmasını bilen, sorduğu soru ve yaptığı açıklamalarla hayranlık uyandıran, insanın sohbet etmeyi isteyebileceği, "dostu olsun isteyeceği" biri Augustinus. Kitabında, hayat hikâyesinin bir kısmını anlatan, düşünce dünyasının kapılarını ardına kadar açan biri aynı zamanda. İnsani zaaflarını gizlemeden, Tanrıya ve okurlarına itiraf eden bir beşer. On üç bölümlük kitabı, Tanrıya olan yakarışları, dünyaya dair tahlilleri ve sorduğu sorularla okurlarına yeni ufuklar açıyor. Özellikle zaman, hafıza, günah, felsefe ve Tanrı konularındaki fikirleri öyle sıra dışı ki, ilgili bölümlerin tekrar okunmasını hak ediyor. Seninle tanıştığıma memnun oldum Augustinus.

Kitabın Çiğdem Dürüşken'in çevirisini yaptığı, Kabalcı Yayınları baskısı oldukça iyiydi. Çeviri, dipnotlar ve bölüm başlarında verilen birer cümlelik açıklamalar okumayı kolaylaştırıyor.

Bir alıntı: "İnsandaki üçlü derken şunu kastediyorum: olmak, bilmek ve istemek. Çünkü ben varım, biliyorum ve istiyorum. Ben bilen ve isteyen bir varlığım; ben hem varolduğumu hem de istediğimi biliyorum ve hem varolmayı hem de bilmeyi istiyorum." (s.453).

Hayy Bin Yakzân Hayy Bin Yakzân / Hayy Bin Yakzân

İlginç bir kitap Hayy Bin Yakzân. Çocukluğumda çizgi filmi yapılmıştı; filmin adı Hayy idi, yarım yamalak sahneler kalmış aklımda. Hayy, bir ceylan tarafından bulunup büyütülen bir çocuk. Hikâyesinin sonuna kadar hiçbir insanla tanışmıyor. Aklı ermeye başlayınca, etrafında olup bitenleri çözmeye, onların anlamlarını bulmaya çalışıyor. Aslında ilk kırılmayı, annesi bildiği ceylanın ölümüyle yaşıyor. Az önce nefes alan, hareket eden şeye ne oldu da artık hareketsiz kaldı? Yaptığı şey, bir yerde, Antik Yunan filozoflarının yaptığına benziyor: Beni diğerlerinden ayıran özellikler neler? Neden varız? Adına Dünya dediğimiz bu varoluş aslında ne anlama geliyor? Bu soruları düşünürken bulduğu bütün işaretler, bir yaratıcıya götürür Hayy'ı.

Okurken, ilk filozofların varlık hakkındaki sorularının kaynağını ve bu soruların nasıl ortaya çıktığını daha açık bir şekilde görme fırsatı buldum. Çevirmenin dipnotları da oldukça bilgilendirici olmuş. Evren, insan ve hayata dair sorular kafanızı kurcalıyorsa, bu kitap bazı sorularınıza cevaplar verebilir, dahası, sorularınıza yenilerini ekleyebilir.

Bir alıntı: "Hayy, etrafındaki tüm hayvanlara baktı ve gördü ki hepsi kıl, yün ya da envaiçeşit tüyle üzerlerini örtmekteler; gördü ki pek bir çevikler, kuvvetle atılabilmekteler ve saldırganlardan kendilerini korumak için boynuzlar, dişler, toynaklar, tırnaklar ve pençeler gibi silahla donanmışlar. Sonra dönüp kendine baktı.  Gördü ki büsbütün çıplak ve silahtan yoksundu." (s.26).

Ahlak Üzerine Tartışmalar Ahlak Üzerine Tartışmalar / Moral Questions An Introduction to Ethics

Orijinal baskısı 1993 yılına ait olan kitap, döneminin neredeyse tüm ahlâkî konularına değinmiş. Bunlar arasında; ceza ve sorumluluk, kürtaj, ötenazi, savaş, hayvan hakları sayılabilir. Böyle bir kitap bugün yazılsa, içinde dijital dünyaya yönelik ahlâk konularının da olması beklenebilirdi elbette. "Ek Okuma Önerileri" haricinde kaynağı bulunmayan kitabın çevirisi, okumayı zorlaştıran bir özellik taşıyor. Yazarın önerdiği kitaplar hakkındaki yorumları da ilginç. Her önerisi için ayrı ayrı yorum yazan yazar, neredeyse hiçbir kitabı da tam olarak beğenmemiş görünüyor. Aynı şeyi ben de kendi kitabı için söyleyebilirim. :)

Bir alıntı: "Bir anlamda, hayatta kalmak için hepimiz bedenlerimizi satıyoruz ama buradan bunların tamamıyla sömürü örnekleri oldukları sonucuna varmıyoruz." (s.168).

Troleybüs Problemi Troleybüs Problemi / The Trolley Problem

Bir troleybüs sürüyorsunuz ve frenlerinin çalışmadığını fark ediyorsunuz. Az ileride, raylar üzerinde çalışan beş kişi var. Bir makasın ayırdığı diğer rayda ise bir kişi var. Troleybüsü, bir şalteri indirmek suretiyle, bir kişinin bulunduğu raylara yöneltip, beş kişi yerine, bir kişinin öleceğini öngördüğünüz bir karar verir miydiniz? Cevabınızı hemen vermeyin ama aklınızda tutun çünkü başka bir soru geliyor. Bu kez, troleybüsün sürücüsü değil de rayların üzerindeki köprüde duran birisiniz. Aynı troleybüsün, raylar üzerinde çalışan beş kişiye doğru geldiğini görüyorsunuz. Troleybüs durmazsa beş kişi ölecek. Aklınıza bir anda, troleybüsün önüne bir şey çıkması durumunda, durabileceği fikri geliyor. Etrafınıza bakıyorsunuz ama troleybüsü durduracak büyüklükte bir şey göremiyorsunuz. O anda, yanınızda troleybüsü durdurabilecek irilikte, şişman birini görüyorsunuz. Beş kişinin ölmesi yerine, yanınızda duran bu şişman kişiyi köprüden aşağıya, troleybüsün önüne atar mıydınız? Bunlar ilginç sorular.

1967 yılında İngiliz filozof Philippa Foot tarafından ortaya atılan bu problem onlarca farklı versiyonuyla epeyce insanı meşgul etmiş. Bu problem, neyin ahlâkî olduğu ya da olmadığıyla ilgili derin bir tartışma başlatmış. Bu tartışmalara verilmiş bir isim bile var: "troleyoloji".

Problem ve versiyonları pek çok açıdan ilgi çekici. Bu konuların ele alındığı kitap da çekiciliği bir kat daha arttırıyor. Problem, çeşitli tarafların konuyu ele alışını bir gazete haberiyle başlatıp, mahkeme salonundaki jüri kararı ve tüm bu fikirlerden ne öğrendiğimizle sonuçlandırılıyor. Bu haliyle, bir "belgesel" bakış açısıyla yazıldığı söylenebilir. Kapağının tasarımından problemin ele alınış biçimine kadar harika bir kitap olmuş. Ahlâk felsefesinin bu tuhaf problemiyle ilgili olarak bir karar vermek mümkün görünmüyor. Kitap da belirtildiği gibi: "Önermelerin hepsi çok inandırıcı, ta ki bir sonrakini duyana kadar."

Bir alıntı: "'Bunu yapar mıydım' sorusu 'bunu yapmalı mıydım' sorusundan farklıdır." s.89.

Gerçek Bir Hikâye Gerçek Bir Hikâye /

Kitabın arka kapak yazısına göre, Gerçek Bir Hikâye kitabı, bilim kurgu türünün bilinen en eski örneğidir. Jules Verne'nin Ay'a Seyahat kitabı ve George Lucas'ın Star Wars filmlerine ilham olmuş bir eserdir. Loukianos bu kitapta, kendisinden önceki tarih anlatıcılarının olağanüstü anlatımlarını hicveder. Bunu da bir uzay yolculuğu hikâyesiyle başarır. Hikâyede (doğal olarak) yalanlara başvurduğunu da itiraf eder. En büyük yalanı da bu hikâyenin devamının geleceğidir. Halbuki hikâyenin bir devamı olmayacaktır. Bilim kurgu hikâyeciliğinin bu ilk örneğini okuma ayrıcalığını yaşamak isterseniz kaçırmayın derim. Kitabın bir sayfasının Yunanca, diğer sayfasının Türkçe olarak basıldığını da belirteyim.

Bir alıntı: "...En ağır cezalar Knidoslu Ktesias ve Herodotos gibi hayattayken yalan söyleyen ve yalan şeyler yazanlara veriliyordu. Onları görünce gelecek için umutla doldum, çünkü bildiğim kadarıyla ben hiç yalan söylememiştim." s.71.