Kitaplar

Sisifos Söyleni Sisifos Söyleni / Le mythe de Sisyphe

Sisifos'un mitolojik bir hikâyesi var. Sisifos Tanrı Zeus'a karşı çıkışının bedelini onun tarafından cezalandırılmakla öder. Cezası, bir kayayı dağın zirvesine yuvarlayarak çıkarmaktır. Fakat zirveye her ulaşışında kaya, yuvarlanarak aşağıya, dağın eteğine düşer ve her şey yeniden başlar. Yani aslında sonucu olmayan bir ceza sürekli olarak tekrar eder.

Camus, kitabındaki 11 başlıkta, Sisifos'un bu sonsuz cezasını insan hayatına uyarlar. Kitapta buna "uyumsuz" denilmiş ama pek çok kaynakta "absürt" denilmekte, ilk sayfalarda, çevirmenin bu konuyla ilgili bir açıklaması da mevcut. Kitapta, absürt, "insan açısından evrenin mantığa aykırılığını, tutarsızlığını anlamış, her şeyi olduğu gibi gören, bilinçli insan ya da düşünceyi belirtir." denilerek açıklanmış.

Camus'a göre Sisifos mutludur. Sisifos cezasını bilinçli olarak yaşamaktadır. Buradan hareketle, insan da hayatındaki absürtlüklere (uyumsuzluklara) karşı Sisifos gibi olmalıdır. Hepimizin dünyadaki yaşam kavgası, evren ölçeğinde absürt görünse de bununla yaşamak gerekir.

Varoluşçuluk düşüncesiyle ilgili pek çok fikri de barındıran kitap, okumaya değer.

Bir alıntı: "Bir insanın ahlakı, değer sıralaması ancak biriktirdiği deneyimlerin niceliği ve çeşitliliğiyle bir anlam taşıyabilir." (s.74).

Tarih Tarih / Histories

Herodotos'un Tarih'i kim ne derse desin, içindeki olaylar ister yaşanmış ister yaşanmamış olsun muhteşem bir eser. Herodotos eserinin başında, kitabın yazılma amacının "barbarlarla Yunanların neden didişip durduklarını açıklamak ve bu konudaki merakları gidermek olduğunu" söylüyor ama merak gidermekle kalmıyor, okurdaki merakı okudukça arttırıyor da. Yunanlar Yunanca konuşmayan herkese, dillerini anlayamadıkları, konuşurken çıkardıkları sesler nedeniyle "barbar" demişler. Burada, "barbar" olarak nitelendirilen de çoğunlukla Persler ki, döneminin en gelişmiş medeniyetini oluşturmaktalar.

Kitapta öyle anekdotlar var ki, her biri ayrı ayrı araştırmaya değer. Kitabın başında verilen haritanın yanında, sıklıkla Google araştırması yapmaya sebep olan, türlü harita ve video izlememe sağlayan kitap tam bir şaheser.

300 Spartalı ve benzeri filmlerde geçen olayların temel kaynağı yine bu eser. Kitaptaki yer isimleri zamanının isimleriyle anıldığından, o yerlerin bugünkü adlarını öğrenmek için birkaç haritaya bakmak bile bende o günlerde yaşıyormuş hissini uyandırdı.

Herodotos'un kitabı dokuz bölümden oluşuyor. Herodotos kitabını yazarken bölümlere bir isim vermemiş; bölümleri isimlendirenler İskenderiyeli eleştirmenlermiş. Verdikleri isimler Yunanların dokuz Musa'sı yani sanatların perilerinin isimlerini taşıyor. Bu isimler sırasıyla; Klio, Euterpe, Thalia, Melpomene, Terpsikhore, Erato, Polymnia, Urania ve Kalliope.

Anadolu'nun, özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarının tarihteki önemini de gösteriyor kitap. Bu kitabı okuduktan sonra Türkiye'deki antik şehirlerden birkaçını görmek isteyeceğinizi umuyorum.

Tek bir tarih kitabı okuma hakkım olsa bu hakkı, Umberto Eco'nun Herodotos için "gazeteci" yakıştırmasına inat, kesinlikle Herodotos'tan yana kullanırdım.

Bir alıntı: "Bir tek şey bilirim ki, eğer insanlar işledikleri kusurları birbirleriyle değiş tokuş etmek için ortaya yaysalar, başkalarınınkilerin ne kadar aşağılık olduğunu görüp, gene kendi kusurlarını, hem de sevine sevine alır giderlerdi." (s.576).

Para-Deniz Kabuğundan Sanal Paraya Para-Deniz Kabuğundan Sanal Paraya / The History of Money

Orijinal dilinde 1997 yılında basılan kitabın Türkçeye kazandırılması 2019 yılına rastlıyor. Haliyle kitap, 1997'nin bilgilerini içeriyor. Yani kitapta mark, liret, gulden gibi, artık kullanılmayan ülke paralarından bahsediliyor. Kitabın alt başlığı "Deniz Kabuğundan Sanal Paraya" adını taşıyor. 1997 yılında sanal para henüz icat edilmemişti. Bilinen ilk sanal para olan Bitcoin, 2009 yılında hayatımıza giriyor. Türkçe baskısında sanıyorum elektronik para ile sanal para ayrımı doğru yapılmamış. Çünkü orijinal isminde böyle bir alt başlık yok. Bu ayrıntının dışında kitap, eğlenceli bir okuma deneyimi sunuyor. Özellikle, çevirmen İnönü Korkmaz'ın bu deneyimdeki katkısı büyük.

Paranın geçirdiği evrimi görmek isteyenler için bulunmaz bir kaynak. Hem bilgi dolu hem de kendini okutan bir dili var. Sıklıkla Google araması yaptıran da bir kitap. 18 bölüm ve üç kısımdan oluşan kitap, klasik nakit paradan kâğıt para ve elektronik paraya olan değişimi ele alıyor. Paranın tarihiyle birlikte insanlığın, Doğu ile Batı'nın nasıl ayrıştığının tarihini de okurun gözleri önüne seriyor.

Bir alıntı: "Yirminci yüzyılın başlarında Fransız yazar Anatole France 'Nakit ödeyen sadece fakirdir, bu da erdemliliğinden değil kredi alması reddedildiği içindir' demişti." (s.221).

Büyük Filozoflardan 100 Önemli Aforizma Büyük Filozoflardan 100 Önemli Aforizma / Les 100 Citation de la Philosophie

Sokrates'ten Diyojen'e, Cicero'dan Descartes'e onlarca düşünürün, seçilmiş sözünün ve yazarın bu sözlerle ilgili yorumlarının yer aldığı kitap, tavuğun suyunun suyu tadında. Bununla "kitap kötüdür" demiyorum elbette; sadece az sayfada çok fikrin bulunmasının bazı anlam eksikliklerine sebep olabileceğine dikkat çekiyorum. Okur, kitapta adı geçen düşünürlerin eserleri hakkında bilgi sahibiyse kitap bir özet gibi okunabilir. Bilgi sahibi değilse bu kez merakının peşinden gidip ilgili düşünürlerin fikirleriyle ilgili ayrıntılı okumalar yapabilir. Görüldüğü gibi, kitap her türlü faydalı :)

Bir alıntı: Jean-Jacques Rousseau'dan bahisle, "Köle olanlar sadece ezilenler değil, aynı zamanda ezenlerdir çünkü yönettikleri insanların önyargılarına ve kaprislerine bağımlıdırlar." (s.108).

Siyah Kuğu - Olasılıksız Görünenin Etkisi Siyah Kuğu - Olasılıksız Görünenin Etkisi / Black Swan (The Impact of the Highly Improbable)

Siyah kuğuların bulunmasına kadar tüm kuğuların beyaz olduğu düşünülürdü. Yani tüm kuğular beyaz değilmiş; siyah kuğular da varmış. Nassim Nicholas Taleb (NNT) bu gerçekten hareketle, olasılıksız gibi görünen ama gerçekleşen olayların hayata etkisini 19 bölüm ve 9 ek makaleyle el alıyor. Olasılıksız olan elbette herkes için olasılıksız değil. Bazı olaylar kimileri için kesinlikle olması gerekirken kimileri için beklenmeyen olaylar olabiliyor. Sorun da burada: Bir olay eğer birileri için beklenir bir olaysa o olay "siyah kuğu" değildir. Bu durumu açıklamak için iyi de bir örneği var NNT'nin. Şükran günü için yetiştirilen bir hindi, kendisinin bir gün kesileceğini öngöremez. Aylardır besleniyordu, dün de beslendi, bugün de besleniyor, yarın da beslenecektir. Hindinin sahibi içinse durum hiç de böyle değildir. Sahip bilir ki, şükran günü geldiğinde o hindi kesilecektir. Burada, kesilme olayı hindi için bir "siyah kuğu"; sahip içinse olağan bir durumdur.

NNT konuyu olabildiğince çok yönlü ele almış. Teorisini geliştirirken yaşadıklarını da kitabına eklemiş. Bu yüzden kitap oldukça hacimli (512 sayfa). Yazarın, kitabın bazı yerlerinin okunmayabileceğini söylemesi de bunun göstergesi.

Kitapta NNT'nin sivri dili dikkat çekici. Özellikle bazı akademisyenlere duyduğu öfke inanılmaz düzeyde. Akademinin bazıları bana da anlamsız gelen katı kuralları birçoğunun canını sıksa da herkes bu kadar sivri bir dille dile getiremez sanıyorum. Okuması zevk veren bilgi dolu bir kitaptı. Kitap editörünün bölüm ve kısım ayrımını yanlış yapması dışında tabi :)

Bir alıntı: "Siyah Kuğu'nun üç özelliği olduğunu söylemiştim: öngörülemezlik, önemlilik ve geriye dönük açıklanabilirlik." (s.209).