Kitaplar

Koronavirüs Dünyasında Buy.ology Koronavirüs Dünyasında Buy.ology / Buyology for a Coronavirus World

Lindstrom hangi konuda kitap yazsa ilgiyle okunur sanıyorum. Konuları ele alış biçiminden mi, örneklerinden mi, çevirisinden mi bilinmez, bitmesi istenmeyen kitaplar oluyor yazdıkları.

Bu kitabında da önceki kitabı Buy.ology'e atıfla Koronavirüs'ün iş dünyası ve tüketici davranışlarını nasıl değiştireceğinden bahsetmiş. Kitabın basılmış mı bilmiyorum. Optimist Yayınları'nın sitesinden ücretsiz indirip, kitap olarak bastırıp okudum.

İki bölüm var kitapta. Bunlar: Başka Bir Perspektif ve Bütün Mesele Değişim isimlerini taşıyor ve toplam sekiz bölümden oluşuyor. Kısa sürede okunabilecek kitabın en kötü yanı sayfa sayısı. 80 sayfa :)

Bir alıntı: "Geçen yirmi yılda yapılan yedi çalışmanın özüne indiğimde, oldukça kışkırtıcı bir fikir keşfettim: Hastanelerdeki hemşireler ve sağlık çalışanlarının motivasyonu ile hastaların iyileşme oranları arasında doğrusal bir korelasyon var. Aslında, sağlık çalışanlarının motivasyonu yükseldikçe, ölüm oranları yüzde on düşüyor." (s.69).

Kuş Lokumu Sözlüğü Kuş Lokumu Sözlüğü / Kuş Lokumu Sözlüğü

Olaylara, olgulara, tabiata kısacası, hayata farklı bakabilen insanlara hep hayranlık duymuşumdur. Burada, kelimelere farklı bakabilen, o bakış içinde hayal gücünü, bilgisini bazen temennisini gösteren bir yazar ve onun kitabı var. Evet, Kuş Lokumu Sözlüğü gerçekten de bir sözlük; kuşlokumu kadar küçük bir sözlük. Her bir kelimede "Aaa! Hiç böyle düşünmemiştim.", "Evet, böyle de bakılabilir.", "Ben de bu kelimeyi duyunca bunu hissediyordum." benzeri cümleleri kuracağınız bir sözlük. Bahadır Cüneyt Yalçın, kitabı için "mizah edebiyatı" tanımını uygun görmüş. Katılmamak elde değil. Kelimelerle bir oyun hamuru gibi oynayan, çağrışımlar yaptıran ve zihin açan bir kitap Kuş Lokumu Sözlüğü. Yazarının entelektüel birikimini de gösteren bir eser. Kelimeler (söz) nedir ki? Bazen "kese savaşı" bazen de "kestire başı", Kuş Lokumu Sözlüğü'nde ise güldüre okuyanı...

Bir alıntı: "SIR. 'Dereye sır verme' dedi Aleksi Pavloviç, 'gider denize söyler.'" (s.71).

Okurken Ne Görürüz? Okurken Ne Görürüz? / What We See When We Read?

Yaşarken, bir şeye bakarken, onu duyarken, ona dokunurken, onu tadarken ya da koklarken ne düşünürüz? Peki tüm bu duyguları ve daha fazlasını bize yaşatabilen kitapları okurken ne görürüz?

Peter Mendelsund, kitabına isim olarak, "ne görürüz?" başlığını uygun görmüş ama bu başlık kitabın içeriği düşünüldüğünde eksik kalıyor. Çünkü sadece görmeyi değil, kitapların neredeyse beş duyuya nasıl hitap ettiğini pek çok örnek, zekice seçilmiş çizim ve resimlerle aktarıyor. Kitabı okurken bir tür sunum izlermiş duygusunu yaşıyorsunuz. Bu sunum içinde, yazılar, resimler, alıntılar ve sebep-sonuç ilişkileri var. Kitap yaklaşık 450 sayfa ama bitmesi için birkaç saat yeter. Bu haliyle, grafik ya da tasarımcılar için de bir örnek teşkil ediyor. Zaten yazarın esas işi kitap tasarlamakmış. Kendisine yakışan bir kitap olmuş. Okurken pek çok şey görürüz. Bu kitap, gördüğümüz ama fark etmediğimiz şeyleri de gösteriyor.

Bir alıntı: "Beckett, James Joyce'un Finnegans Wake'i için şöyle demişti: 'O kitap yazılmamış. Amacı okunmak değil -ya da daha doğrusu, sadece okunmak değil. Bakılması ve dinlenmesi lazım. [Joyce'un] yazdıkları bir şey hakkında değil, o bir şeyin ta kendisi.'" (s.340).

Öyle miymiş? Öyle miymiş? / Öyle miymiş?

Kitaplığımın eski kitaplar bölümünde yer alan kitabı okumak şimdiye kısmet oldu. 2016 yılında edinmişim. Kendi kendime "Öyle miymiş?" diyebilirim :)

Kitap, alışılmışın dışında bir okuma deneyimi sundu. Kitapta ne bir arka kapak yazısı, ne bir teşekkür, ne bir önsöz ne de bir giriş var. Bu özellikleriyle de farklı bir kitap olduğunu gösteriyordu. Zor bir kitap değil ama bazı yerleri birkaç kez okumak gerekiyor. Pek çok cümlede "Burada sanırım bir hata var." dedim ama tekrar okuyunca hatanın bu sıra dışı cümleyi anlamaya çalışan beynimin alışkanlıkları olduğunu fark ettim. Eser, yazarın günlüğü gibi: kendi kendine konuşmaları, anıları, sorgulamaları ya da hesaplarını içeriyor denebilir. Okurken, bölümlerin zordan kolaya doğru ilerlediğini hissettim. Belki de yazarın diline alışmaya başladığımdandır. Benzer bir deneyimi Nazan Bekiroğlu'nu okurken de yaşamıştım.

Dört bölüm var kitapta: Cennet varken cinnet olabilir mi?, Hayır demeden itiraz, Öyle miymiş? ve Sanki dünkü cennet kuşuyum.

Dili, konusu ve tarzı itibariyle tatmin olduğum bir kitaptı. Bilim, tarih ve araştırma kitapları arasında, okumaya değer iyi bir tercih oldu. Okumak isterseniz yanınızda bir de sözlük bulundurun. İlginç kelimeler öğrenebilirsiniz.

Bir alıntı: "Bir kevaşeye sevdalanan eriyip akıyor, hoca Hakk'a aşığım diyor 135 kilodan gram aşağı düşmüyor." (s.154).

İnsanın Merak Yolculuğu İnsanın Merak Yolculuğu / İnsanın Merak Yolculuğu

1 Soru 1 Cevap isimli sosyal medya hesabı sahiplerince yazılmış ve 46 soru ile bunlara verilmiş kimisi kısa kimisi uzun cevaplardan oluşan genel kültür ve merak kitabı. Sosyal medyada epey popüler olması sebebiyle, satın almayı bir süre ertelediğim ve kitapçıda başka kitaplara bakarken "sanırım şimdi alabilirim" diyerek aldığım bir kitap oldu. İçeriğinden şikayetim yok ama "Neden 46 soru?" diye de merak ettim. Acaba bu sorunun cevabı, kitabın 141. sayfasındaki, "Zayıf yönlerinden mükemmellikler elde eden efsane sporcu kimdir?" sorusunun cevabı olan Michael Jordan'ın ağabeyi Larry'nin forma numarası olabilir mi? Hikâyeye göre Michael'in tek hedefi, ağabeyi Larry'nin yarısı kadar iyi basketbol oynayabilmekmiş. Bu sebeple, ağabeyinin giydiği 45 numaralı formadan hareketle, kendisi için forma numarası olarak 23'ü seçmiş. Anlamlı bir hareket.

Kitapta, sorunun hemen ardından cevabın verilmesi ve bazı cevaplarda bağlantılı konulara değinilmesini beğendim. Son 10 soru da kitaplar ve okumak eylemi üzerineydi. Cevaplar verilirken kullanılan bazı özlü sözler de kitaba ayrı bir değer katmış. Uzun süre aynı şeyi okumak yerine, konudan konuya geçmek hoşunuza gidiyorsa bu kitap ilginizi çekebilir.

Bir alıntı: Michelangelo'dan bahisle: "89 yaşında dünyayı terk edecek olan bu mükemmelliyetçi dâhi 87 yaşında iken şunu söyleyecektir: 'Ancora Impa ro' yani 'Hâlâ öğreniyorum.'" (s.95).