Kitaplar

Büyük Filozoflardan 100 Önemli Aforizma Büyük Filozoflardan 100 Önemli Aforizma / Les 100 Citation de la Philosophie

Sokrates'ten Diyojen'e, Cicero'dan Descartes'e onlarca düşünürün, seçilmiş sözünün ve yazarın bu sözlerle ilgili yorumlarının yer aldığı kitap, tavuğun suyunun suyu tadında. Bununla "kitap kötüdür" demiyorum elbette; sadece az sayfada çok fikrin bulunmasının bazı anlam eksikliklerine sebep olabileceğine dikkat çekiyorum. Okur, kitapta adı geçen düşünürlerin eserleri hakkında bilgi sahibiyse kitap bir özet gibi okunabilir. Bilgi sahibi değilse bu kez merakının peşinden gidip ilgili düşünürlerin fikirleriyle ilgili ayrıntılı okumalar yapabilir. Görüldüğü gibi, kitap her türlü faydalı :)

Bir alıntı: Jean-Jacques Rousseau'dan bahisle, "Köle olanlar sadece ezilenler değil, aynı zamanda ezenlerdir çünkü yönettikleri insanların önyargılarına ve kaprislerine bağımlıdırlar." (s.108).

Siyah Kuğu - Olasılıksız Görünenin Etkisi Siyah Kuğu - Olasılıksız Görünenin Etkisi / Black Swan (The Impact of the Highly Improbable)

Siyah kuğuların bulunmasına kadar tüm kuğuların beyaz olduğu düşünülürdü. Yani tüm kuğular beyaz değilmiş; siyah kuğular da varmış. Nassim Nicholas Taleb (NNT) bu gerçekten hareketle, olasılıksız gibi görünen ama gerçekleşen olayların hayata etkisini 19 bölüm ve 9 ek makaleyle el alıyor. Olasılıksız olan elbette herkes için olasılıksız değil. Bazı olaylar kimileri için kesinlikle olması gerekirken kimileri için beklenmeyen olaylar olabiliyor. Sorun da burada: Bir olay eğer birileri için beklenir bir olaysa o olay "siyah kuğu" değildir. Bu durumu açıklamak için iyi de bir örneği var NNT'nin. Şükran günü için yetiştirilen bir hindi, kendisinin bir gün kesileceğini öngöremez. Aylardır besleniyordu, dün de beslendi, bugün de besleniyor, yarın da beslenecektir. Hindinin sahibi içinse durum hiç de böyle değildir. Sahip bilir ki, şükran günü geldiğinde o hindi kesilecektir. Burada, kesilme olayı hindi için bir "siyah kuğu"; sahip içinse olağan bir durumdur.

NNT konuyu olabildiğince çok yönlü ele almış. Teorisini geliştirirken yaşadıklarını da kitabına eklemiş. Bu yüzden kitap oldukça hacimli (512 sayfa). Yazarın, kitabın bazı yerlerinin okunmayabileceğini söylemesi de bunun göstergesi.

Kitapta NNT'nin sivri dili dikkat çekici. Özellikle bazı akademisyenlere duyduğu öfke inanılmaz düzeyde. Akademinin bazıları bana da anlamsız gelen katı kuralları birçoğunun canını sıksa da herkes bu kadar sivri bir dille dile getiremez sanıyorum. Okuması zevk veren bilgi dolu bir kitaptı. Kitap editörünün bölüm ve kısım ayrımını yanlış yapması dışında tabi :)

Bir alıntı: "Siyah Kuğu'nun üç özelliği olduğunu söylemiştim: öngörülemezlik, önemlilik ve geriye dönük açıklanabilirlik." (s.209).

Boğaziçi'nde Balık Boğaziçi'nde Balık / Boğaziçi'nde Balık

İstanbul'da, Boğaziçi'nde bir balık düşünün. Öyle bir balık ki, binyıllardır yaşıyor; ta İstanbul Boğazı oluştuğundan beri. Bu balığın hafızası kısa süreli de değil; doğduğundan beri olup bitenleri, diğer deniz canlılarıyla ilişkileri, her şeyi hatırlıyor. İşte, böyle bir balıktan İstanbul', Boğaziçi, diğer balıklar ve tarih hakkında hikâyeler dinlemek ister miydiniz? Cevabınız "evet"se buyurun "Boğaziçi'nde Balık" kitabını okumaya.

Vassaf, 13 başlıkta öyle hikâyeler anlatıyor ki, bu hikâyelerde gerçekle kurgu iç içe geçiyor. Gerçek nerede başlıyor, kurgu nerede bitiyor belirleyemiyorsunuz. Sadece hikâyeler değil, birkaç şiirle de destekleniyor bu meçhul balığın serüveni. Renkli, 38 farklı balık resmi de okumayı renklendiriyor; Vasaaf'ın diğer bir kitabı olan "İstanbul'da Kedi"ye de merak uyandırıyor.

Bir alıntı: "Fethedildim/ Yağmalandım/ Nice donanma demir attı sularımda/ Gelen giden bayrak dikti topraklarıma/ Bayrağım yok/ Dinim yok/ Sadakat aramayın bende/ Biri gider, öteki gelir/ Ben kalırım/" İstanbul'un Sesi şiirinden (s.19).

Cehenneme Övgü-Gündelik Hayatta Totalitarizm Cehenneme Övgü-Gündelik Hayatta Totalitarizm / Prisoners of Ourselves: Totalitarianism in Every Day Life

Vikipedi'ye bakılırsa Totalitarizm, "Tüm yetkilerin merkezîleştirildiği, devlete mutlak itaat beklenen, diktatörlükvari yönetim. Totalitarizmde bireysel özgürlüklere izin verilmez ve bireyin yaşamının tüm alanları devlet kontrolüne bırakılır." olarak tanımlanıyor. Kitapta ise ötekinin, alışkanlıkların, egemen güçlerin ve geleneğin birey üzerindeki etkisi olarak ele alınıyor.

Yirmi önemli ve ilgi çekici başlık içeren kitapta, varoluşçuluğun izlerini görmek mümkün. Yazar, konuları belirli bir yöntemle el almış. Öncelikle, ele alacağı konunun neden totalitarizm olduğuna değiniyor sonra da bunu gerekçelendiriyor.

Samimi bir özgeçmişle başlayan eser, devamında da aynı samimiyetle devam ediyor. Konu başlıklarından önce verilen resim ve özlü sözler de okumaya ayrı bir değer katıyor. Günlük olaylar hakkında orijinal ve farklı bakış açıları sunan yazar, ötekiler, özgürlük, cinsiyet, ölüm, sanat vb. konulardaki fikirlerini merak uyandırıcı biçimde ifade etmiş.

Kitabın ilk baskısı İngilizce olarak şu isimle yapılmış: "Prisoners of Ourselves: Totalitarianism in Every Day Life". Bu başlıkta, "kendi kendimizi mahkûm eden" bir hayat sürdüğümüz iddiasını görmek mümkün. Kardeş kitap sayılabilecek "Cennetin Dibi"nden daha iyi bulduğum bir kitap oldu Cehenneme Övgü.

Bir alıntı: "Öğle yemeğini acıktığımız için değil, saat on iki olduğu için yiyoruz; uykumuz geldiği için değil, geç olduğu için yatıyoruz; çalar saatin alarmıyla (evet alarm durumuyla!) uyanıyoruz, doğal bir şekilde uyanacak yerde. Yaşamlarımızı kol ve masa saatlerine, saatlere ve dakikalara göre düzenliyoruz." (s.259).

Cennetin Dibi-Modern Zamanlarda Eğlencelik Hayat Cennetin Dibi-Modern Zamanlarda Eğlencelik Hayat / Cennetin Dibi-Modern Zamanlarda Eğlencelik Hayat

Cennetin dibi mi olurmuş? :) Cennette eğlence olacaksa ve dünyada da eğlencelik bir hayat varsa, modern insanın bu eğlenceyi sağlamak adına yaptıklarına bakılırsa olabilir elbette.

Vassaf ilk baskısını 1996 yılında yapan bu kitapta, 13 ilginç başlıkta, modern insanın eğlencelik hayatına eğiliyor. Bu başlıklarda, doksanlardan bugünü gören birinin cümleleri var.

Bu başlıklar, dünyaya farklı bir gözle bakan bir psikoloğun kaleminden çıkıyor. Vassaf'ın cümleleri, araştırma yapmayı gerektirecek kadar merak uyandırıcı. Anlatıma eşlik eden fotoğraf ve özlü sözler de okumayı zenginleştiriyor. Bu kitabın kardeşi sayılabilecek Cehenneme Övgü isimli kitap, Cennetin Dibi'ne göre daha iyi gibi geldi.

Bir alıntı: "ABD'de yuvaya başlayan çocukların parmak izleri alınıyor. İleride cürüm işlediklerinde kolay yakalansınlar diye değil. Tam tersi, ileride kaçırıldıklarında, ormanın bir köşesinde ırzına geçilmiş cesedi bulunduğunda kim olduğu bilinsin, çocuk kaçırıldığından beri merakta olan annesi babasının haberi olsun diye." (s.159).