Kitaplar

Gilgameş Gilgameş / Gilgameş

Tarihi gerçekliği bir yana, bir macera hikâyesi olarak bile okunabilecek kısa bir eser Gilgameş. Tarihte bilinen ilk kral kahramanın ölümsüzlüğü arayışının hikâyesi.

Kitabın önemi, içinde, bizim Nuh Tufanı olarak bildiğimiz olayları da içermesinde yatıyor. Sümer tabletleri, Nuh Tufanı'na kutsal kitaplar dışında yer verilen bir kaynak özelliği göstermekte. Kitabın son sayfalarında tabletlerin bulunuşu ve Gilgameş hakkında ayrıntılı bilgi ve fotoğraflar da paylaşılmış.

Bir alıntı: "'Ben de Enkidu gibi ölecek miyim? Ölümden korkuyorum. Evet, korkuyorum. Bir zamanlar ölümü istemeyerek özgürlüklerini feda etmeye kalkan yaşlılara ne kadar şaşmış ve ayıplamıştım. Şimdi ben de onlara benzedim' diye düşünüyor, kırlarda başıboş dolaşıyordu." (s.59).

Yıldızların Efendisi Hayyam Yıldızların Efendisi Hayyam / Omar Khyyam, A Life

Ömer Hayyam daha çok, rubaileriyle bilinse de önemli araştırmaları olmuş bir astronomdur da. Bu romanda astronom yanı ortaya konulsa da kurgu aşk hayatı gereksiz uzatılmış gibi geldi. Bu sebeple kitap, Hayyam hakkında bilgi vermek açısından inişli çıkışlı bir seyir izliyor.

Ömer Hayyam, Nizam ül-Mülk, Hasan Sabbah, İbn-i Sina ve Gazali'yle birlikte, bazı Yunan filozoflarının adının geçtiği hikâyede, Hayyam'ın zekâsı ve dönemin olaylarına şahit olunuyor. Kitabın sonundaki açıklamalarda dönemin olaylarına sadık kalındığı belirtilse de Hayyam hakkında neredeyse hiç denebilecek düzeyde bilgi günümüze kalmış. Rubailerini bile bir kitapta toplamayan Hayyam'ın eserleri, kendisinin "tanrısız" olduğu iddiasıyla yok edilmiş. İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkan "Rubailer" isimli kitapta da tüm rubailerin Hayyam tarafından yazıldığının kesin bir delili olmadığı belirtiliyordu.

Tarihi zorbalar yazabilir ama Sokrates'in idam edilmesi örneğinde de görüldüğü gibi, tarih, ona değer katanları bir şekilde hatırlıyor.

Bir alıntı: "Öfkenin közünü, suyun sağduyusuyla örtmek iyidir." (s.270).

Sisifos Söyleni Sisifos Söyleni / Le mythe de Sisyphe

Sisifos'un mitolojik bir hikâyesi var. Sisifos Tanrı Zeus'a karşı çıkışının bedelini onun tarafından cezalandırılmakla öder. Cezası, bir kayayı dağın zirvesine yuvarlayarak çıkarmaktır. Fakat zirveye her ulaşışında kaya, yuvarlanarak aşağıya, dağın eteğine düşer ve her şey yeniden başlar. Yani aslında sonucu olmayan bir ceza sürekli olarak tekrar eder.

Camus, kitabındaki 11 başlıkta, Sisifos'un bu sonsuz cezasını insan hayatına uyarlar. Kitapta buna "uyumsuz" denilmiş ama pek çok kaynakta "absürt" denilmekte, ilk sayfalarda, çevirmenin bu konuyla ilgili bir açıklaması da mevcut. Kitapta, absürt, "insan açısından evrenin mantığa aykırılığını, tutarsızlığını anlamış, her şeyi olduğu gibi gören, bilinçli insan ya da düşünceyi belirtir." denilerek açıklanmış.

Camus'a göre Sisifos mutludur. Sisifos cezasını bilinçli olarak yaşamaktadır. Buradan hareketle, insan da hayatındaki absürtlüklere (uyumsuzluklara) karşı Sisifos gibi olmalıdır. Hepimizin dünyadaki yaşam kavgası, evren ölçeğinde absürt görünse de bununla yaşamak gerekir.

Varoluşçuluk düşüncesiyle ilgili pek çok fikri de barındıran kitap, okumaya değer.

Bir alıntı: "Bir insanın ahlakı, değer sıralaması ancak biriktirdiği deneyimlerin niceliği ve çeşitliliğiyle bir anlam taşıyabilir." (s.74).

Tarih Tarih / Histories

Herodotos'un Tarih'i kim ne derse desin, içindeki olaylar ister yaşanmış ister yaşanmamış olsun muhteşem bir eser. Herodotos eserinin başında, kitabın yazılma amacının "barbarlarla Yunanların neden didişip durduklarını açıklamak ve bu konudaki merakları gidermek olduğunu" söylüyor ama merak gidermekle kalmıyor, okurdaki merakı okudukça arttırıyor da. Yunanlar Yunanca konuşmayan herkese, dillerini anlayamadıkları, konuşurken çıkardıkları sesler nedeniyle "barbar" demişler. Burada, "barbar" olarak nitelendirilen de çoğunlukla Persler ki, döneminin en gelişmiş medeniyetini oluşturmaktalar.

Kitapta öyle anekdotlar var ki, her biri ayrı ayrı araştırmaya değer. Kitabın başında verilen haritanın yanında, sıklıkla Google araştırması yapmaya sebep olan, türlü harita ve video izlememe sağlayan kitap tam bir şaheser.

300 Spartalı ve benzeri filmlerde geçen olayların temel kaynağı yine bu eser. Kitaptaki yer isimleri zamanının isimleriyle anıldığından, o yerlerin bugünkü adlarını öğrenmek için birkaç haritaya bakmak bile bende o günlerde yaşıyormuş hissini uyandırdı.

Herodotos'un kitabı dokuz bölümden oluşuyor. Herodotos kitabını yazarken bölümlere bir isim vermemiş; bölümleri isimlendirenler İskenderiyeli eleştirmenlermiş. Verdikleri isimler Yunanların dokuz Musa'sı yani sanatların perilerinin isimlerini taşıyor. Bu isimler sırasıyla; Klio, Euterpe, Thalia, Melpomene, Terpsikhore, Erato, Polymnia, Urania ve Kalliope.

Anadolu'nun, özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarının tarihteki önemini de gösteriyor kitap. Bu kitabı okuduktan sonra Türkiye'deki antik şehirlerden birkaçını görmek isteyeceğinizi umuyorum.

Tek bir tarih kitabı okuma hakkım olsa bu hakkı, Umberto Eco'nun Herodotos için "gazeteci" yakıştırmasına inat, kesinlikle Herodotos'tan yana kullanırdım.

Bir alıntı: "Bir tek şey bilirim ki, eğer insanlar işledikleri kusurları birbirleriyle değiş tokuş etmek için ortaya yaysalar, başkalarınınkilerin ne kadar aşağılık olduğunu görüp, gene kendi kusurlarını, hem de sevine sevine alır giderlerdi." (s.576).

Para-Deniz Kabuğundan Sanal Paraya Para-Deniz Kabuğundan Sanal Paraya / The History of Money

Orijinal dilinde 1997 yılında basılan kitabın Türkçeye kazandırılması 2019 yılına rastlıyor. Haliyle kitap, 1997'nin bilgilerini içeriyor. Yani kitapta mark, liret, gulden gibi, artık kullanılmayan ülke paralarından bahsediliyor. Kitabın alt başlığı "Deniz Kabuğundan Sanal Paraya" adını taşıyor. 1997 yılında sanal para henüz icat edilmemişti. Bilinen ilk sanal para olan Bitcoin, 2009 yılında hayatımıza giriyor. Türkçe baskısında sanıyorum elektronik para ile sanal para ayrımı doğru yapılmamış. Çünkü orijinal isminde böyle bir alt başlık yok. Bu ayrıntının dışında kitap, eğlenceli bir okuma deneyimi sunuyor. Özellikle, çevirmen İnönü Korkmaz'ın bu deneyimdeki katkısı büyük.

Paranın geçirdiği evrimi görmek isteyenler için bulunmaz bir kaynak. Hem bilgi dolu hem de kendini okutan bir dili var. Sıklıkla Google araması yaptıran da bir kitap. 18 bölüm ve üç kısımdan oluşan kitap, klasik nakit paradan kâğıt para ve elektronik paraya olan değişimi ele alıyor. Paranın tarihiyle birlikte insanlığın, Doğu ile Batı'nın nasıl ayrıştığının tarihini de okurun gözleri önüne seriyor.

Bir alıntı: "Yirminci yüzyılın başlarında Fransız yazar Anatole France 'Nakit ödeyen sadece fakirdir, bu da erdemliliğinden değil kredi alması reddedildiği içindir' demişti." (s.221).

  • 1