Kitaplar

Yöntem Üzerine Konuşma Yöntem Üzerine Konuşma / Discours de la Méthode

Samimi diline hayran bırakan bir kitap. Descartes, dünyayı ve onun içindeki olguları keşfederken kendi aklını nasıl kullandığını, aklını kullanırken kendine ilke olarak kabul ettiği sınırlılıkları öyle samimi bir şekilde ifade etmiş ki, kitabın adı, "Yöntem Üzerine Konuşma" değil, "Yöntem Üzerine Samimi Bir Konuşma" olmalıymış gibi geldi. Hoş, satırlarından anladığım kadarıyla Descartes, eklediğim "samimi" kelimesinin söylenmesini kendisi söylemek yerine, okuruna bırakırdı. Altı kısa bölüm var kitapta. Fransızcadaki ilk baskısında daha fazla bölüm varmış. Bu bölümlerde, kendisini onları düşünürken bulduğu, bilimlerde aklı kullanmanın yöntemini veriyor. Bu yöntemin unsurlarının özgün ya da kendisinin icadı olmadığını, bu konular üzerine düşünen herkesin benzer sonuçlara ulaşabileceğini söylüyor.  "Aklın Yönetimi İçin Kurallar" isimli kitabında ayrıntılarını sunduğu dört kural benimsiyor. Bunları "1.Açık olmayan şeyleri doğru kabul etmemek, 2.Zorlukları bölmek, 3.Düşünürken düzene riayet etmek ve 4.Üzerine düşünülen şeylerin zaman zaman bilançosunu yapmak" olarak ifade ediyor. "Düşünüyorum, öyleyse varım" sözü de bu kitapta geçen başka bir güzellik. Olgular için yaptığı benzetmeler de (metafor) kitabın başka bir iyi tarafı. Özellikle, yeni bir yöntem geliştirmek için zaruri gördüğü "geçici ahlâk ilkeleri"ni temellendirirken kullandığı, "bir binanın yıkılıp yenisi yapılırken başka bir evde yaşama gerekliliği" metaforu gayet yerinde olmuş. Seninle tanıştığıma memnun oldum René.

Bir alıntı: "Hem herhangi birini ilk bulan kişi olmakla da övündüğüm yok, ama bunları daha önce başkaları tarafından söylenmiş ya da söylenmemiş oldukları için değil, sadece akıl beni onlara inandırdığı için kabul ettim." (s.77).

Novum Organum Novum Organum / Novum Organum

On yedinci yüzyıl aydınlanmasının önemli kişilerinden biri olan Francis Bacon, Novum Organum'u 1620 yılında yayımlıyor. "Novum Organum" Aristoteles'in "Organon" adı verilen altı kitaplık mantıkla ilgili eserlerine karşı bir eser. "Organon", "alet, araç, organ" anlamlarına geliyor. "Novum Organum" da "Yeni Alet, Yeni Organ" gibi anlamlara geliyor. Bacon, kitabının sonunda, "Bize ait olan bu 'Organon'da felsefeyle değil de mantıkla ilgilendiğimi hatırlatmam gerekir." diyor. Bacon'a göre aydınlanma çağının yeni aleti, artık Aristoteles mantığından ziyade, gözlem ve deneydir. Evet, eski tamamen yok sayılamaz ama onun araçlarıyla da doğayı incelemek ve anlamak mümkün değildir artık. Eser kendi içinde iki kitaptan oluşuyor. Eseri sabır ve dikkatle ele almak gerekiyor. Konuya meraklı olmayan ya da okuma ilgisini koruyamayan okurlar için zorlayıcı bir metin olabilir. Özellikle ikinci kitapta, maddeyle ilgili "ayrıcalıklı örnekler" ara sıra ilginç cümleler barındırsa da ilgiyi korumak kolay olmuyor. Bununla birlikte, bugünkü bilimsel yaklaşımın ilk örneklerinden biri olarak, değerli bir kitap.

Bir alıntı: "(...) ilk türün örneği, son zamanlarda icat edilmiş olan ve cisimlerin görülemeyen küçük parçalarını, onların gizli yapılarını ve hareketlerini (varlıkların boyutlarını büyük oranda arttırarak) gösteren mikroskoplardır. (...) Demokritos bir büyüteç görmüş olsaydı, (kesinlikle gözlenemez olduğunu teslim ettiği) atomu gözlemleme yolunun keşfedildiği düşüncesiyle belki de sevinçten havalara uçardı." (s.208).

Efsanevi Yaratıklar Efsanevi Yaratıklar / Fabulous Monsters

Okumanın Tarihi, Geceleyin Kütüphane ve Hayali Yerler Sözlüğü gibi kitapları da olan Alberto Manguel, bu kitabında, popüler kültürde kendinden sıklıkla söz ettiren, mitoloji, din ve edebiyat karakteriyle ilgili yazdığı denemelerini paylaşıyor. Karakterlerin hepsine aynı yakınlıkta olmasak da hepsi bildiğimiz karakterler. Bunlar arasında Karagöz ile Hacivat da var. Kitap boyunca, Manguel'in edebiyat bilgisine hayran oldum. Karakterlerden bahsederken bazen konuyu öyle genişletmiş ki, o alanlarda okuma yapmamışsanız yazarı anlamak zorlaşıyor. Elbette her şeyi okumak mümkün değil ama yazarı anlayabilmek için normalden daha fazla ortak deneyim alanına ihtiyaç duyuluyor bu kitapta. Bu durum, Oğuz Atay'ın "Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim." sözünü hatırlatıyor. Manguel'i daha iyi anlamak için daha çok ya da onun okuduklarını okumak gerekirmiş.

Bir alıntı: "'Kurbağaya güzellik nedir diye sorun' diye yazar Voltaire, 'Dişidir ve başında iki fırlak, kocaman, yuvarlak gözü vardır' diye cevap verir." (s.108).

Enkheiridion Enkheiridion / Ἐγχειρίδιον Ἐπικτήτου

"Kılavuz Kitap" olarak da anılan Enkheiridion, 53 küçük fragmandan oluşuyor. Bu kitabın da yazarı aslında Epiktetos değil, öğrencisi Arrianus. 53 fragmanın kitapta işgal ettiği sayfa sayısı, 26. Bu fragmanlara açıklamalar yazan çevirmen C. Cengiz Çevik'in dipnotları ise 55 sayfa. Kitabın başında yer alan 12 sayfalık sunuşta, Epiktetos'un yaşamı, Stoa felsefesi, Enkheiridion ve çevirisi üzerine yazdıkları da düşünülünce eserin üzerinde epey çalışıldığı görülüyor. Stoa felsefesi ve Epiktetos'un yaşama dair tavsiyelerinin yer aldığı kitap, adına yakışır şekilde "Kılavuz Kitap".

Bir alıntı: "Biz yalan söylüyoruz, ama bununla birlikte niçin yalan söylenmemesi gerektiğini kanıtlarla göstermeye çalışıyoruz." (s.26).

Rahatlama Kitabı - Suyun Üstünde Kalmamı Sağlayan Düşünceler Rahatlama Kitabı - Suyun Üstünde Kalmamı Sağlayan Düşünceler / The Comfort Book

Yazar Matt Haig'in geçmişte ağır bir depresyon geçirdiğini biliyoruz. Yaşadığı travmayı başka kitaplarında da anlatan Haig, bu kitabında da defalarca travmasından bahsediyor. Kitabın ortaya çıkma serüveni de bu olsa gerek: "kendini rahatlatmak için" topladığı, düşündüğü, "başkası da bilsin" dediği bilgiler var kitapta. Bunlar bazen bir söz, bazen bir hikâye bazen de bir şarkı oluyor. İşe yarar cümleler de var, "öylesine" yazıldığı düşüncesi oluşturan ifadeler de. Kötü zamanlarda, insana en iyi gelen şeylerden biri, aynı kötü durumu yaşamış birinin varlığı veya onun tecrübesidir. Bu anlamda, Haig'in kitabı, Nasrettin Hoca'nın eşekten düşünce, doktor çağırmak isteyenlere: "Bana doktor değil, eşekten düşmüş birini getirin." cümlesindeki "eşekten düşen" kişiyi çağrıştırıyor.

Bir alıntı: "Nietzsche'nin deyimiyle: 'Bir melodinin amacı sona ulaşmak değildir: Buna rağmen, bitmeyen bir melodi amacına ulaşmış sayılmaz.'" (s.117).