Kitaplar

Ahlak Mektupları Ahlak Mektupları / Ad Luciluim Epistulae Morales

Genel kabule göre Seneca, MÖ 4 yılında doğmuş, MS 65 yılında, intihara zorlanarak, kendi seçimine bırakılan yöntemle hayatına son vermiştir. Bu duruma onu zorlayan da vaktiyle öğrencisi olan İmparator Neron'dur. Senaca'nın bu kitabında, ölümünden önce gönderildiği Korsika'da yazdığı ve muhatabı, Lucilius'a gönderdiği 124 mektubun 112'si yer alıyor. Lucilius'un cevapları ise bu kitapta yok. Onlar nerededir kim bilir. Mektuplarda, kendinden, hastalığından, düşüncelerinden bahsettiği gibi Lucilius'a yönelik nasihatleri de bulunuyor. Stoa Felsefesinin dayandığı ilkeleri bulmanın da mümkün olduğu mektuplar, bir dosttan gelmişçesine insanın içini ısıtıyor.

Bir alıntı: Aulus Gellius'un, "Şimdi de Seneca'nın bir mektubundan alıntılıyorum" dediği alıntı: "Ne kadar altının olduğu önemli mi? Senin olmayan o kadar çok altın var ki!" (s.495).

Epigramlar Epigramlar / Epigrammata

Epigram, "Kısa, keskin zekâ ürünü ve düşündürücü ifade." olarak tanımlanabilir. Türkçede "koşuk", epigram kelimesine karşılık gelse de yaygın kullanımı, özellikle mezar taşlarına yazılı olanlarına epigram (yazıt) denmesi adetten görülüyor. Roma döneminin önemli epigram yazarlarından biri olan Martialis, 16 kitapta, neredeyse her şey hakkında kısa, uzun epigramlar yazmış. İçinde ölüm de var, yaşam da. Zenginlik de var, fakirlik de. Övgü de var sövgü de.

Bir alıntı: "Nasıl içimizi açarsa elimizle kopardığımız ilk gül, öyle sevilir sakal değmemiş kitap." (s.398).

Öfke Üzerine Öfke Üzerine / De Ira

Haklı ya da haksız bir gerekçeyle de olsa öfke, insanın kendini kontrol etmekte zorlandığı bir duygu durumu. Seneca da öfke halini şöyle tanımlıyor: "Bu yüzden, en bilge insanların bazıları öfkeye kısa bir delilik adını vermiştir. Çünkü aynı derecede kendini denetlemekten yoksun, nezaketten uzak, yakınlarını tanımayan, yapmaya başladığı herhangi bir şeye inatla dalmış, mantık ve öğüde kulakları sağır, önemsiz sebeplerden heyecanlanan, neyin doğru ve adil olduğunu algılamada beceriksiz ve sanki bilinci olan bir kayaymış gibi, çarpıp ezdiği şeyin üstünde kendini de parçalara ayıran bir yapısı vardır." Bir kitap okuyarak öfkenin kötülüğü anlaşılıp, öfkelenmekten korunulmayacaktır ama en azından bir farkındalık katabilir. Stoa Felsefesinin geç dönem düşünürlerinden Seneca'nın yazdıkları, her okura bir şeyleri fark ettirecek güçte.

Bir alıntı: "Biz, kötü insanların arasında yaşayan kötü insanlarız. Bize erinç getirebilecek tek bir şey var, o da birbirimizi bağışlamayı kabul etmek." (s.148).

Armağan Üzerine Deneme Armağan Üzerine Deneme / Essai Sur le Don

İlk baskısı 1925 yılında yapılan, türünün ilk örneklerinden sayılan kitabın Türkçe baskısı maalesef okur dostu bir baskı olarak karşımıza çıkmıyor. Her sayfada "1" rakamıyla başlayan dipnotlar yeterli açıklamaları sunmuyor. Buna rağmen neredeyse sayfayı tamamen kaplayan dipnotlar var. Bu durum okurken epey zorladı. Yazarın dipnotlardaki açıklamaları da açıklanmaya muhtaçmış gibi geldi. Bu anlamda, Alfa Yayınlarının alışık olduğum yayın kalitesinden farklı bir yere koyuyorum. Kitapta; Potlaç ve Kula gibi çeşitli armağan verme kültürleri inceleniyor. Potlaç, "Pasifik Kuzeybatısı Kızılderililerinde değiş tokuş şeklinde gerçekleşen bayramlarına Şinok dilinde verilen isim" olarak tanımlanıyor. Bugünkü anlamda paranın olmadığı kültürlerde armağan vermenin toplumsal statüye etkisi, armağan verme ritüelleri gibi konuları kitapta bulmak mümkün. O günlerden bugüne değişerek gelen "armağan, armağan vereni yüceltir, armağan alanı alçaltır" inancının kökleri de kitapta bulunan başka bir konu. Etnografya çalışmalarının bu ilk örneği, armağanın bugünkü anlamından çok farklı (ama yine de bağlantısı kopmamış) armağan verme geleneklerinin örneklerini sunuyor.

Bir alıntı: "Mitik büyük reislerden, potlaç vermeyen biri hakkında 'çürük surat' denir. Buradaki deyim Çin'dekinden daha kesindir. Zira Kuzeybatı Amerikalılarda itibarı kaybetmek ruhu kaybetmektir: gerçekten de 'potlaç'ta, armağanlar oyununda kaybedilen 'yüz'dür, dans maskesidir, bir ruhu cisimleştirme, bir arma, bir totem taşıma hakkıdır, bu şekilde oyunda ortaya konmuş olan 'persona'dır, tıpkı savaşta ya da bir ritüel hatasıyla kaybedilebileceği gibi. Bütün bu toplumlarda herkes, vermek için acele eder." (s.157-159).

Borç - İlk 5000 Yıl Borç - İlk 5000 Yıl / Dept: The First 5000 Years

Kitap okuma deneyiminin hakkını sonuna kadar veren bir kitap oldu. Bir antropoloğun gözünden, para, borç ve bu terimlerin kültürlerdeki karşılıklarını görmek müthiş bir deneyimdi. Kitap 13 bölümden oluşuyor ki, yazarın hayatına baktığımızda, ilk başlığın "Ahlaki Tartışma Deneyimi Hakkında" olması anlaşılabiliyor. Sonraki başlıklardan bazıları ise şöyle: "Takas Efsanesi", "İlksel Borçlar", "Zulüm ve Kefaret", "Seks ve Savaş Oyunları", "Ortaçağ (MS 600-1450)", "Henüz Adı Konmamış Bir Şeyin Başlangıcı (1971-Günümüz)". Görüldüğü üzere, bölümler kronolojik bir düzende oluşturulmuş. 550 sayfalık kitabın son 80 sayfası dipnot, 50 sayfası da kaynakçadan oluşuyor. Ne büyük bir çalışmanın eseri olduğu buradan da anlaşılabiliyor. Ekonomi veya parayla ilgili bir konuda çalışıyorsanız ufkunuzu açabilecek bir kitap olduğunu söyleyebilirim. En azından, bendeki etkisi bu oldu.

Bir alıntı: "(...) Ama 'sağlam bir yürek'in başka bir anlamı daha vardır. 'Tsav' adı verilen belli bir biyolojik maddenin insan kalbinde büyüdüğüne inanılır. Belli insanlara çekicilik, enerji ve ikna gücü veren şey bu maddedir. Yani 'tsav' hem fiziksel bir maddedir, hem belli kişileri başka insanların iradesine boyun eğdiren görünmez bir güçtür. Problem şuydu -o zaman yaşayan Tivler'in çoğu da bunun toplumları için bir problem olduğuna inanıyordu- bir insanın 'tsav'ı yapay yollarla da büyütülebiliyordu ve bu, ancak insan eti yemekle mümkündü." (s.156).

  • 1